Adana Türk Ocağında Konuşma

Ferit Celâl (Güven)’in gençler adına verdiği söyleve cevap olarak…



Saygıdeğer arkadaşlar!

Genç kardeşimizin gençlik adına söylediği sözler bende çok büyük duygular, incelikler ve büyük güven meydana getirdi. Bütün ciddiyetimle bildiririm ki, bu izlenimler vicdanımda çok büyük  mutluluklara zemin oluşturmuştur. Bende bu duyguların oluşmasına neden olduklarından dolayı kendilerine teşekkür ederim. Bu dakikada karşılarında bulunmakla mutlu  olduğum Adana gençlerinin de aynı duygulara sahip bulundukları alınlarında okunmaktadır. Bu duygusallıkta bulunan ve duygusallıklarını açıklamadaki kuvvetlerini gösteren sizin gibi gençlere sahip bulundukça bu vatan ve milletin, şimdiye kadar kazanmayı başardığı zaferlerin üstüne daha büyük zaferler koyabileceğine hiç şüphe etmiyorum. Genç arkadaşlarım; ben ve benim gibi sevdiğinize şüphe olmayan arkadaşlarla beraber vicdanımıza düşen görevi yaptık. Bu konuda bize cesaret veren, siz ve sizi meydana getiren büyük kalpli analar ve babalarınız ve bu millettir. Acı günlere dair olmakla beraber, bu memlekete ait kıymetli bir hatırayı tekrarlanmak  isterim. Efendiler, bende bu olayların ilk girişim hissi bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur. Suriye felâketinin ardından Yıldırım Orduları Grubu komutanlığı ile buraya gelmiştim. O zaman memleket ve milletin nasıl bir geleceğe sürüklenmekte olduğunu görmüştüm ve buna engel olmak için derhal girişimlerde bulunmuştum. Fakat o zaman için bu girişimimi verimli kılmak mümkün olamadı.



Efendiler! Memleketiniz, güzel Adananız bilirsiniz ki, tarihin bilinen devirlerinden beri tamamen bir Türk memleketidir. Fakat bu Türk memleketi vatanın diğer kısımlarından daha az belâlar, felâketler, inkılâplar geçirmemiş değildir. Ancak bu memleketin seçkin evlâtları daima o felâketlere karşı gelmiş, direniş göstermiş, varlığını korumak için çalışmışlardır. Bana milletin kurtuluşu yolunda ilk girişim hissinin bu kutsal topraklardan gelmiş olması dolayısıyla, hemşehrisi olmakla övündüğüm  bu toprakları yüceltirim.



Arkadaşlar! Genç kardeşimizin söylediği üç dört sene içinde yapılan şeyler, kazanılan başarılar ve inkılâplar bu zamana sığmayacak kadar yoğundur. Bu yoğunluğu ancak sizin gibi evlâtlara sahip bir millet omuzlarında taşıyabilir. Arkadaşımızın anlattığı dönüm noktalarından kolaylıkla geçilmemiş; bu millet sonsuz yoksulluk, acılar ve sıkıntılar içinde bırakılmıştır. En büyük düşmanlık da bu milletin başında bulunanların, bu millette bozgunculukta bulunmaları idi. Yer yer iç isyanlar  oldu, birçok kanlar aktı ve millet sonuçta gerçeğin nerede olduğunu anladı. Bütün milletin iftihar edeceği bu sonuçları, henüz emin saymak aldanış olur. Henüz gerçeği görmekten uzak kimseler var. Ancak bilerek veya bilmeyerek milletin şerefine ve haysiyetine karşı kimseler olsa bile bu gibiler sizin gibi vicdanlı ve düşünceleri gelişmiş gençler karşısında baş kaldırmaya imkân bulamayacaklardır. Efendiler, millet ulaşmış olduğu mutluluk derecesinde daha çok seneler dikkatli ve uyanmış olarak çalışmak zorundadır. Gerçek zafer savaş meydanlarında başarılı olmak değil, asıl zafer başarıların kaynağını kuvvetlendirmek, milleti yükseltmektir. Memleketimiz baştan sona kadar hazinelerle doludur. Biz o hazineler üstünde aç kalmış insanlar gibiyiz. Hepimiz bütün bu hazineleri meydana çıkarmakve servet ve refahımızın kaynağını bulmak göreviyle yükümlüyüz. Bu görevlerin kolaylıkla yapılacağını kabul etmek doğru değildir. Eminim ki gençler yalnız teoriyle uğraşmıyorlar. Sanatın, ziraatın, ticaretin ne olduğunu anlayan ve bunları fiilen uygulayan gençlerdir. Gerçek zafere ancak bu gibi verimli sahalardaki faaliyetle varacağız. Huzurunuz beni memnun ve mutlu etti. Asıl en büyük saadetim ise  sizin hissettiklerinizi, bütün milletin de hissetmesi, vatanımızın en ücra yerlerinin de sizin gibi aydınlanması ve gerçeği açıklıkla görmesi olacaktır. Ancak ondan sonradır ki milletimiz tek parça bir çelik kütlesi görüntüsü verecektir. Hepinize teşekkür eder ve mutluluğumu bildiririm.



Hâkimiyeti Milliye; 18.3. 1923