Balkan Konferansı Üyeleriyle Konuşma

İkinci Balkan Konferansı’nın Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı son oturumunda Fransızca olarak söylenmiştir:



Hanımlar ve Efendiler!

Balkan milletlerinin birliğine çalışan, kıymetli delegelerin karşısında bulunmaktan ve onları sevgiyle selâmlamaktan duyduğum mutluluk çok büyüktür.



Balkan milletleri: Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye gibi bugün bağımsız siyasal varlıklar olarak bulunuyorlar. Bütün bu devletlerin sahipleri olan milletler yüzyıllarca beraber yaşamışlardır. Denebilir ki, Türkiye Cumhuriyet’i içinde olduğu halde son yüzyıllarda kurulan bugünkü Balkan devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun yavaş yavaş parçalanmasının ve sonunda tarihe gömülmesinin sonucudur.



Bu yüzden Balkan milletlerinin yüzyılları içine alan ortak bir tarihi vardır. Bu tarihin üzücü anıları varsa, onlara sahip olmakta bütün milletleri ortaktır. Türklerin payı ise daha az acı olmamıştır.



İşte siz, saygıdeğer Balkan milletleri temsilcileri, geçmişin karışık duygu ve hesaplarının üstüne çıkarak derin kardeşlik temelleri kuracak ve geniş birlik ufukları açacaksınız. Gözardı edilmiş ve unutulmuş büyük gerçekleri ortaya koyacaksınız.

Saygıdeğer milletlerin delegeleri!



Balkan milletleri sosyal ve siyasal ne tavır gösterirlerse göstersinler, onların Orta-Asya’dan gelmiş aynı kandan, yakın soylardan ortak ataları olduğunu unutmamak gerekir.



Karadeniz’in kuzey ve güney yollarıyla, binlerce yıllar deniz dalgaları gibi birbiri ardınca gelip Balkanlar’da yerleşmiş olan insan kitleleri, başka başka adlar taşımış olmalarına rağmen gerçekte bir tek beşikten çıkan ve damarlarında aynı kan dolaşan kardeş kavimlerden başka bir şey değillerdir.



Görüyorsunuz ki, Balkan milletleri yakın geçmişten çok, uzak ve derin geçmişin kırılmaz çelik halkalarıyla birbirine pekâla bağlanabilir. Binbir türlü insanî isteklerle, dinî ayrılıklarla, bazı tarihi olayların bıraktığı dargın izlerle, geçmiş zamanlarda gevşetilmiş, hatta unutturulmuş olan gerçek bağların diriltilmesinin gerekli ve yararlı olduğu, yeni insanca devire girdik.



Bir an için bütün bu geçmişe gömülmüş olan anılardan vazgeçsek bile, bugünün gerçekler Balkan milletlerinin, devrin saygıya ve uymaya zorunlu bıraktığı yepyeni durumlar ve kurallar geniş bir anlayış altında birleşmelerindeki yararın büyük olduğunu göstermektedir. Balkan birliğinin temeli ve amacı, karşılıklı siyasal  bağımsız varlığa saygı ile dikkat ederek iktisadî alanda, kültür ve uygarlık yolunda işbirliği yapmak olunca, böyle bir eserin bütün uygar insanlık tarafından övgüyle karşılanacağına şüphe edilemez.

Asırlardan beri, zavallı insanlığı mutlu etmek için tutulan yolların, kullanılan araçların verdiği sonuçların ne derece güvenli oldukları incelemeye değer değil midir?



Artık insanlık kavramı, vicdanlarımızı temizlemeye ve duygularımızı yüceltmeye yardım edecek kadar yükselmiştir. Durumları ve onların gereklerini uygar insan düşüncesiyle ve yüksek vicdan aydınlığı ile görür ve düşünürsek şu sonuçlara varırız: İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanca olmayan ve son derece acımaya değer bir sistemdir.



İnsanları mutlu edecek tek yol, onları birbirine yaklaştırarak, onlara birbirini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan hareket ve enerjidir.



Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasına bağlıdır.

Size tuttuğunuz şerefli insanlık yolunda, bağlılık örneği olacak, ciddi ve devamlı çalışma ve bu çalışmanızın başarılarla taçlanmasını dilerim. Temsil ettiğiniz Balkan milletlerine de geniş refah ve mutluluklar dilerim. Ve Balkan milletlerinin saygıdeğer devlet başkanları için sağlık ve mutluluklar dilerim.



Girişiminizin genel anlaşmayı kolaylaştırıcı içeriği nedeniyle, dünya barışına hizmet edici, insanca bir etken ortaya çıkaracağına  inanıyorum.



Milletlerinize, benden sıcak sevgiler, içten dostluklar götürünüz. Sizi ve sizin soylu milletlerinizi saygıyla bir kez daha selâmlarım.



                                     Hâkimiyet-i Milliye, 26.08 . 1931