Dördüncü Toplanma Yılını Açarken

Saygıdeğer efendiler! Türkiye Büyük Millet Meclisi dün üçüncü toplantı yılını tamamladı. Bu gün dördüncü millî yılımıza girmiş bulunuyoruz. Zaman yürürken Türkiye’nin millî davası da aralıksız ve hep ileri doğru yürümüştür. Eriştiğimiz her yeni yıl bizi istenilen sonuca biraz daha yaklaştırmıştır.



Geçirdiğimiz son yılın bütün olaylarını ve sonuçlarını hayalden arındırarak, bir cümle ile söylemek gerekirse, diyebilirim ki geçen yıl içinde amacımıza daha çok yaklaşmış bulunuyoruz. Şu saatte ilk gününe erişmek ile mutluluk duyduğumuz dördüncü yılın, millî amacımızın, belirli şartları içinde tam anlamı ile gerçekleşmesini sağlayacak bir yıl olmasını Cenabı Hak’tan dilerim.

Meclisteki bütün saygıdeğer arkadaşlarımla birlikte bütün milletin yeni millî yılını kutlarım.  (Teşekkür ederiz sesleri).

Efendiler! Bilirsiniz ki geçen yılın ilk yarısı sırasında tüm gücümüzü ve çalışmalarımızı Yunan ordusunu vatanımızın kutsal ocağında boğmaktan ibaret olan ilk önemli görevin gerçekleştirilmesine ayırdık ve başardık (Elhamdülillah sesleri). Fakat millî zaferin kesin siyasî sonucu henüz alınamadı. Bu nedenle de yılın ikinci yarısı, savaş ile ilgili hazırlıklarımızı aynı dikkat ve aynı gayretle sürdürmekle geçti.



Demek istiyorum ki, üçüncü toplanma yılında doğrudan doğruya memleket ve milletimizin gelişme ve mutluluğuna ve ekonomik durumun yükseltilmesi için harcanan gayretler, geçen yıllarda olduğu gibi, savaş cephelerine ayrılmış olan kaynaklarla ve askerî kuvvetlerimizden artırabildiğimiz bölümle sağlanabilmiştir. Böyle olmakla birlikte, millî yönetimimiz, bir taraftan büyük bir düşman ordusunu yok edebilecek kudrette bir ordu oluştururken, diğer yandan da devlet yapısının bütün bölümlerinde zamanın gerektirdiği bazı sıkıntı ve ihtiyaçları kısmen olsun giderebilmiştir. Bundan da fazla olarak, geçmiş yönetim sistemlerinin devamlı barış yılları sırasında bile ihmal ettiği bazı hayatî mecburiyetlerin yerine getirilmesi gücünü göstermiştir.



Efendiler! Girdiğimiz yılın bir barış yılı olması ihtimâli kadar bir savaş yılı olması ihtimâli de vardır. Bu ikinci ihtimale göre hazırlıklı bulunmak elbette daha uygun olacaktır. (Şüphesiz, tabii, hay hay sesleri) Bu nedenle yeni yılda yapacağımız iç kalkınmamızla ilgili çalışmalar için geniş planlarımızı konuşmaktan sakınacağım.



Eğer savaş sürerse, bizi büyük ve başarılı sonuca kavuşturacak olan denenmiş ve pratik sistem içinde savaş çalışmalarına devam edeceğiz. Bu çalışmalarımızda şimdiye kadar olduğu gibi, ezilmiş milletimize en büyük başarılar bağışlayan Cenab-ı Hakkın ilâhî yardımlarına ve milletimizin hiçbir zorluk karşısında yılmayan kesin kararlığına ve iradesine dayanacağız.

Bu durumda, Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları şimdiye kadar olduğu gibi millî görevinin gereğini kahramanca yerine getirecektir. (Alkışlar).



Hayat ve bağımsızlık için, milletimizin açıkladığı biçimde bir barışa kavuşursak, o zaman bütün kaynaklarımız ve üretimimizden sağlanan gelirlerle, iç kalkınmamıza yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz.



Arkadaşlar! Barış döneminde yapmak zorunda olduğumuz şeyler pek çoktur. Millet ve memleket kalkınması ve zenginleşmesi, halkımızın eğitilmesi ve modernleştirilmesi, sağlık meselelerinin çözümlenmesi için kesin ve ciddi bir program içinde ilk barış günlerinden başlayarak bütün milletin uyum içinde çalışmasını sağlamak ilk ve önde gelen görev olacaktır. Bu konuda şimdiden fazla görüş bildirmekten kaçınarak son yıl içinde çeşitli yönetim bölümlerimizin çalışmalarını özetleyeceğim:



Efendim, geçen yıllar içinde İçişleri Bakanlığı, memlekette güvenlik ve asayişin kesin şekilde sağlanmasını amaçladı. Bu amaca kavuşmak için özel önlemler aldı. Askerî kuvvetlerin de yardımı ile Karadeniz sahilinde ve Amasya, Tokat livaları içinde Rumların Pontusçuluk adlı kuruluşunu dağıttı. Sürekli izlenerek bu kuruluşun eşkıya topluluğu perişan edildi.



Ötede beride burada ortaya çıkan adî eşkıya çeteleri kırk sekize ulaşmıştı. Bunlara karşı özel önlemler alınarak; bunlar tam olarak yok edilmiş ve bu kırk sekiz çeteden; üyeleri kısmen yok edilenlerin oluşturduğu yalnız sekiz çete kalmıştır. Aynı özenle süren izlememiz sonucunda bunların da ortadan kaldırılıp yok edilmeleri sonucu sağlanacaktır.



Güvenlik ve asayişin tek koruyucusu olan jandarma sınıfının düzeltilmesi ve iyileştirilmesi önemli olduğundan jandarma okullarının çoğaltılması çalışmalarına başlandı. Bunun sonucu olarak, Ankara’daki subay okulu ile karakol komutanları okulunun ve Kayseri ile Giresun’daki acemi erler ile karakol komutanları sınıfları bulunan okulların yetiştirdikleri 30 subay ve 270 astsubay ile 950 er birliklere dağıtıldı.



Acemi er ve karakol komutanları sınıflarını içine alan Kars’ta da bir okul açıldı. Okullarda halen öğrenimlerine devam eden 800 acemi er ile 80 astsubayın öğrenim dönemleri bitmek üzeredir. Yeni açılan Kars okulunda da 200 acemi ile 50 astsubayın öğrenimine başlanılmıştır. Memleketin güvenlik ve asayişini sağlamak üzere uğraşan jandarma birlikleri aynı zamanda adlî görevlerini iyi bir şekilde yapmışlardır. 1922 yılı içinde yerine getirilmesi gerekli 84516 çağrı ve 59460 hazır etme, 17338 tutuklama, 708 yakalama ve 1476 süre tanıma kararı, 6516 karar sonucu ve 6561 davetiye tezkeresi gereğini yerine getirmiştir. 1922 yılı içinde meydana gelen 16651 suçun 38518 kişiden oluşan sanıklarından 21419’u yakalanarak adliyeye teslim edilmiştir. Yakalanan şahıslardan birçoğu çeşitli suçlara karıştıkları için, sanıkların yakalananların sayısından daha çok olduğunu düşünmek gerekir. Bu arada askere çağırma ve toplama, bakaya ve kaçakların yakalanması, taşıma araçlarının çağrısı ve gönderilmesi gibi önemli görevlerin yerine getirilmesi de buna eklenirse jandarma kuruluşunun anılmaya değer bir hizmet yaptığı görülür.



Millî hükûmetin yönetim bölgesine geçen İstanbul’da da düzen ve asayiş, memnuniyet verici bir şekilde sağlanmıştır.

Güvenlik ve asayişin sağlanmasından sonra İçişleri Bakanlığı’nın en çok önem verdiği mesele, memurların yürürlükteki kanun hükümlerini iyi uygulamalarını sağlamaktı. Doğrusu 1921 yılında mülkîye teftiş heyetinin kaldırılması dolayısıyla denetimsiz kalan işlemlerde düzensizlik görülmüş ve yer yer şikayetler yapılmıştır.



Yapılan teklif üzerine teftiş kurulunun yeniden kurulmasını Yüce Meclis uygun görmüş ve müfettişlerin bir kısmı 1922 Mayısında, geri kalan kısmı da daha sonraki tarihlerde göreve başlamış olmalarına rağmen 94 memur hakkında soruşturma yapmış ve tamamlamıştır. Bu soruşturmaların kanunî sonucu olarak 3 mutasarrıf, 5 kaymakam, 2 yazı işleri müdürü, 2 komiser görevden alınmış ve 3 memur ile 1 jandarma yüzbaşısına işten el çektirilmiş, 85 memur hakkında da soruşturma yapılmıştır. Teftiş kurulu bu süre içinde 3 nahiye, 83 özel idare 38 hapishane, 48 jandarma, 28 polis, 48 nüfus, 48 idare meclisi, 55 belediye ve 32 yazı işleri kalemi, toplam 332 daireyi ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın gerekli görmesi üzerine de 15 Kızılay şubesini denetlemiş ve bu denetimin gereği yapılmıştır. Teftiş Kurulu’nun bu ilk döneme ait çalışmaları, işlemlerin düzeltilmesine ve memuriyette görev duygusunun artmasına yaramıştır. Bu yıl kadrosunun kabul edilmesinde tam kadro ile ve zamanında işe başlayacak olan teftiş kurulu dahili hizmetlerinin düzelmesi için düzenleyici bir kuruluş olacaktır.



1922 yılında özel idarelerce yapılan yerel hizmetler:

3 erkek, 1 kız öğretmen okulu ve 5 erkek, 3 kız lisesi ve 134 erkek, 30 kız ilkokulu ve 10 sanayi ve 2 çırak okulu açılmıştır. 1922 yılında özel gelirlerinden bayındırlık hizmetleri için 536510 ve okul inşaatı için 190000 ve hastahaneler için 32530 ve basımevi ve kütüphaneler kurulması için 200360 ve fidanlık ve numune bahçesi için 5000 ve damızlık hayvanlar satın alınması için 124000 ve tarım aletleri satın alınması için 15250 lira ayrılmıştır. Geçen yıla kadar belediye başkanlarının seçimini mülkî amirler yapıyordu. Millî egemenlik ilkesine aykırı ve birçok şikâyete neden olan bu yöntemin kaldırılması ve seçim hakkının belediye üyelerine verilmesi konusunda Yüce Meclisçe kabul edilmiş olan kanunun uygulanmasına başlanmıştır. Yüce Mecliste görüşmelerine devam edilmekte olan Nahiyeler kanunundan başka, Yüce Meclis’e sunulmuş olan il meclisleri Kanunu tasarısının da bir an önce tamamlanması, bütün yönetimimize büyük rahatlık kazandıracaktır.



Posta ve telgraf işlerinde önemli görüşmelerin çokluğu ve önemi nedeniyle hatlardan normal görüşmeler yapılamıyordu. Bundan dolayı oluşan gecikmeyi önlemek için ana hatta ek olarak iki bin elli kilometre telgraf hattı yapıldı. Cephelerde de askerî görüşmeleri sağlamak için askerî hatlar inşa olundu. Bundan başka, ticari işlemlere kolaylık olmak üzere para gönderme ve koli işlemleri birçok merkeze ve Suriye’ye de yaygınlaştırıldı. Kurtarılan şehirlerde pek kısa bir zamanda idârî kuruluş tamamlanarak görüşme ve diğer bütün işlerin düzen içinde sürdürülmesi sağlanmaktadır. İşgalin sürdüğü süre içinde ve millî idarenin kurulmasından önceki günlerde el konmuş olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgili meseleleri incelemek ve gereğini yapmak için o genelge gereği menhubat (yağma edilmiş şeyler) işleri komisyonları kurulmuştur. Ayrıca, vatan yararlarına aykırı davranışlarda bulunan ve düşman ile işbirliği yapanlar hakkında da kanunî işlemler sürdürülmektedir.



Kızılay, Çocuk Esirgeme, Müdafaa-i Hukuk, Asker Ailelerine Yardım kurumları gibi kuruluşların ve özellikle Kızılay’ın yaptıkları çalışmalar her türlü övgüye layıktır.



Yeni yıl için içişleri ile ilgili işlere ve düşüncelerimize gelince;

Jandarmanın düzenlenmesi ve iyi bir duruma getirilmesi, jandarma okullarının çoğaltılması ve bunun için İzmir, İstanbul, Adana’da karakol kumandanları sınıfları da olan birer acemi er ve Edirne, Bursa, Konya ve Sivas’ta karakol kumandanları okulları kurulması düşünülmektedir. Jandarma ödeneğinin artırılması konusunda kabul edilmiş olan kanun, yeni yılın güvenlik hizmetlerini önemli bir şekilde kolaylaştıracaktır. Her yönetim biriminde de olduğu gibi, jandarmada da görev ve işlemlerin denetlenmesi ve bu denetimin iyi bir şekilde yapılması için bunun uzmanlardan seçilecek müfettişlerle sağlanması gerektiğinden 1923 yılı bütçesine müfettişler ödeneği eklenmiştir.



Hükûmetin idarî şubelerinden olan Danıştay’ın memleketin idarî ve ekonomik hayatı ile ilgili önemli bir kurum olması nedeniyle gün geçtikçe artan ihtiyacı gidermek amacıyla bir an önce kurulması için yüce Meclisin içişleri komisyonunca hazırlanmış olan kanun tasarısının gereğinin yapılmasını ve bunun ihtiyaç ile orantılı bir şekilde kanunlaşmasını dilerim.



Gerek Birinci Dünya Savaşı ve gerek Millî Mücadele sırasında millî sınır üzerinde bulunan halkımız göç felâketine uğramış, düşmanların işgali altına girmek felâketine düşen memleket parçalarında ise nüfus kayıtları tamamen yok edilmiş olduğundan, gerek genel nüfusun araştırılması ve bu konuda bilgi sağlanması gerek nüfus sicil kayıtlarının yeniden kurulması için bir genel nüfus sayımı yapılmasına acil olarak ihtiyaç vardır.



Efendiler! Nüfus meselesi bir memleketin en önemli hayatî meselelerindendir. İdârî, askerî, malî ve ekonomik meselelerde memleket nüfusunun gerçek sayısını bilmek ne kadar gerekli ise her yıl yapılacak istatistikler ile nüfusun artma veya azalma oranı anlaşılmadan, artma nedeninin devamı ve azalma nedeninin ortadan kaldırılması için önlem alınmasının mümkün olamayacağı ortadadır. Bunun için yeniden nüfus sayımı yapılmasına çok acele ve kaçınılmaz bir gereklilik vardır.

Sonsuz felaketler ve uğraşılar nedeniyle şimdiye kadar millî hükümetin ilgilenemediği nüfus meselesinin yeni yıl içinde önemle göz önünde tutulması ve genel bir nüfus sayımı hakkında bakanlıkça hazırlanacak tasarının bir an önce Meclis’e sunulmasını ve kanunlaşmasını dilerim.



Efendiler! Mülkî bölünme aslında henüz memleketin coğrafî ve ekonomik durumuna uyum sağlayan bir şekilde bulunmuyor. Mülkî bölünmede, askerî, malî ve adlî kuruluşlar göz önünde bulundurularak, önemli değişiklikler yapılması için dört bakanlık müsteşarından oluşmuş bir komisyon tarafından gerekli incelemeler yapılmaktadır. İncelemelerin sonuçlanmasından sonra kanun tasarısı hazırlanıp arz edilecektir.



Telgraf işlerinde haberleşme şebekesinin yaz mevsiminde onarılmasına başlanacağı gibi, merkeze oranla şebekelerinde değişiklik ve tamamlanmaya ihtiyaç gösteren batı illerinde iki bin kilometreye yakın yeni hat yapılacak ve doğu illerinde de ihtiyaca göre bazı değişiklikler uygulanacak ve yeniden hatlar inşa edilecektir. Bu amaçla şimdiden direk ve diğer gereçlerin alınmasına başlanmıştır.

Aynı şekilde adı geçen illerin ilçe merkezlerinin hepsinde ve önemli bucaklarda posta ve telgrafhaneler kurulacak ve buralarda posta paket ve kıymetli mektup alıp verme ve havale işlemlerinin yapılması sağlanacaktır. Telgraf haberleşmesinde süratin artırılması ve düzeni için acele haberleşme sağlayacak sistemde yeni usul makineler konacaktır. Posta seferleri artırılacağı gibi, doğu illerimizde tam anlamı ile kurulmamış olan sürücülükler kurularak seferlere başlanacaktır.

Telgrafçılık ilminin öğrenimi amacıyla gerekli ders araçlarından yararlanılarak telgraf yüksekokulu canlandırılacak, uygun illerde baş müdürlük merkezlerinde dershaneler açılacaktır.



Burada; gerek var olan personelden uygun olanlara, gerek yeniden alınacaklara meslekî dersler gösterilerek, memur sınıfları gelecek görevlerine hazırlanmış olacaktır.



İstanbul’da sabit iki telsiz istasyonunun dış görüşmelere açılmasına ve bu gibi önemli şehirlerde telefon tesisatı kurulması için yapılacak isteğe göre en uygun şartlar içinde şehir içi ve dışı telli ve telsiz telefon görüşmelerinin sağlanabilmesi için çalışılacaktır.

Efendiler! Cezaevleri meselesi çok önemlidir. Şahsî hürriyeti kaldırılan vatan evladının ceza süresi sonunda topluma yararlı olacak bir eleman olarak yetiştirilmesi gereğinin sağlanması için İçişleri Bakanlığı uzun bir araştırma ve istatistikler hazırladı. Mevcut cezaevlerinden mümkün olanların modern bir şekilde onarımlarına veya yeni cezaevleri inşasına girişebilmek için bir inşaat programı hazırladı. Bu program gereğince her yıl için belirlenen bir oranda inşaata devam etmek üzere 1923 yılında çağın gereklerine uygun bir genel cezaevi ile 5 il ve 28 ilçe cezaevinin inşası kararlaştırılmış ve gelecek yılın bütçesine ödenek eklenmiştir.

Efendiler! İçişleri hakkında açıklamalarımı burada tamamlayarak sağlık işlerine geçiyorum. Memleketin sağlık durumu Allah’a şükür sevindirici bir durum göstermektedir. (Elhamdülillah sesleri). Sağlık ile ilgili çalışmalarımızın önemli bir kısmı salgın hastalıklardan korunmaya ve bulaşmanın önlenmesine sarf edildi. Bu tip hastalıklardan yalnız çiçek ile tifüs, bazı bölgelerde kendini sınırlı bir salgın şekilinde göstermiş ise de, zamanında alınan ve sürdürülen koruyucu önlemler ile önlerine geçilmiştir. Memleketin büyük bir kısmının düşman tarafından harabeye çevrildiği, ezilmiş halk derin bir yoksulluk içine terk edildiği, içten dışa ve dıştan içe sürekli olarak göçlerin sürmekte olduğu bugünkü dönemde, bu gibi hastalıkların görülmesi istenmeyen bir konu olmakla birlikte, belki oldukları yerlerde süratle yok edilmelerinde gösterilen başarı sevindiricidir. Salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı savaşın gereği düşünülürken en önce akla sağlık önlemlerinin uygulamasını yapan doktor ve sağlık memurları gelir. Geçen yıl memleket içinde memur olarak çalıştırılan doktorların sayısı 337 ve sağlık memurlarının sayısı ise 434 idi. Memleketin ihtiyacını karşılamaktan uzak olan bu sayıların bu yıl kısmen memleketin uzak yerlerindeki doktor maaşlarının artırılması, kısmen askerî doktorların bir kısmının terhis edilerek sivil çalıştırılmaları yoluyla çoğaltılması ve aynı zamanda okuldan çıkacak doktorlarımıza mecburi hizmet yüklenmesi ve daha çok doktor yetiştirilmesi önlemleri alınarak bugün görülen boşlukların doldurulması düşünülmektedir.



Salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı insanları koruma konusunda büyük hizmetleri görülen, aşıların hazırlanması ile uğraşan hıfzısıhha kurumumuz üstün bir başarı ile çalışmalarını sürdürmekte ve hastalıklarla savaşta yararlı hizmetler vermektedir. 1921 yılı içinde, üç milyon kişilik çiçek aşısı yapabilen Sivas Kurumu geçen yıl beş milyon kişilik çiçek aşısı, 537 kg kolera, 477 kg. tifo aşıları üretmiş ve bunlar halka yeterli bir şekilde yapılmıştır. Bugün İstanbul ve Sivas’ta bulunan her biri bakteriyoloji laboratuarı, kimya laboratuarı, aşı istasyonu ve kuduz tedavi merkezinden kurulu hıfzısıhha müesseselerinin üçüncüsü de bu yıl Diyarbakır’da kurulacak ve böylece hastaların uzak yerlere gitmelerinden doğacak sakıncalar ortadan kalkacaktır. Bulaşıcı hastalıklara karşı önemli bir savaş aracı olan temizlik ve ilaçlama araçları gittikçe çoğaltılmakta ve düşman tarafından zarar görmüş olanlar ise yenileştirilmektedir. Bu şekilde yakında Afyonkarahisar, Eskişehir ve Niğde ilaçlama kurumları faaliyete gireceklerdir. İzmir’de ve Ankara’da her türlü aracı olan birer ilaçlama evi inşası düşünülmektedir. Aslında sağlık korunmasını sağlayan ilaçlama evleri bulunmayan şehirlerde yerel yönetimler tarafından verilecek ödenekle ve merkezden yapılacak yardımla bir an önce bunların tamamlanması, 1923 yılında yerine getirilmesi amaçlanan işlerden birisidir. Bu arada çeşitli yollarla dışarıdan gelecek salgın hastalıklara karşı korunmak için sınırlarımızda karantina yeri projesi de incelenmektedir. Kapitülasyonların kaldırılması sonucu olarak milletlerarası bir yönetim durumundan çıkarılıp, bugün doğrudan doğruya bakanlığın şubelerinden biri durumuna gelen eski karantina sağlık işleri de, en güç şartlar içinde teslim alınmış olmakla birlikte başarı ile yönetilmekte ve çalıştırılmaktadır. Bir harabe halinde teslim alınan Sinop ve Kılazömen karantina yerlerinin çalışır bir duruma getirilmesine çalışılmaktadır. Özellikle bulaşıcı ve mikrobik hastalıklara yakalananların tedavi gördüğü hastanelerin bulunmamasının ülkemiz için büyük bir eksiklik olduğu düşünülerek bu yıl İstanbul’da ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde 5 adet bulaşıcı hastalıklar hastanesinin kurulması ve açılması sağlık programımıza konmuştur. Bu arada İzmir’deki hastane çalışmaya başlamış, İstanbul’dakiler de açılmaya hazır olarak beklemektedir. Gerek yerel yönetimlerin çalışmaları gerek örnek kurumlarımızın ülkemize iyi bir şekilde dağıtılması ile Anadolu’nun her yanında eldeki imkânlar içinde önemli sağlık merkezlerinin kurulması mümkün olacaktır. Salgın hastalıklar kadar önemli ve hatta ülkemizde bunlardan daha çok insanın ölümüne neden olan sıtma, frengi ve vereme karşı da önlemler alınmasından geri durulmuyor. Sıtma hastalığının ülkemizdeki yayılmasına ve yaptığı yıkıntıya karşı yeterli önlemler bulunduğu iddia edilmemekle birlikte, sıtmanın en etkili ilacı olan, İstanbul kimyahanesinde üretilen devlet kinininin bin kiloya yakın mevcudu, Ziraat Bankası eli ile bütün bölgelere dağıtılmak üzeredir. 250 kilo da parasız kini dağıtılmıştır. Yine geçen yıl ödeneğinden artan para ile dışarıdan yeniden bin kilo kadar kinin alımı için başvurulmuştur. Sıtma hastalığının kökünün kazınması için tek çare olan kurutma ve arazi ıslahı meselesine şehir ve köylerin sağlık koruyucu şartlarının düzeltilmesine yönelik şartlar sağlandığında hemen başlanacak ve bunun tamamlanması bayındırlık ve sağlık işlerimizin en gerekli ve en önemli görevlerinden olacaktır. Frengi ile mücadele her yerde alışılmış olan biçimde sürdürülmektedir.



Yıkıcı memleket hastalıklarından şüphesiz başlıcası olan vereme karşı şimdiye kadar durum ve şartlar nedeniyle uygulamaya izin ve imkân bulamadığımız önlemlere başlangıç olmak üzere İstanbul’da veremliler tedavi evi açmak ve böylece yeni ve çok gerekli bir mücadelenin ilk temel taşını koymak düşüncesindeyiz.



Bakanlığa bağlı genel hastalıklar hastanelerinde geçen yıl içinde 20000’i aşan hasta tedavi edildi ve bütün kurumların laboratuarlarında 30 000 muayene yapıldı.



Sağlık işlerimizin nüfus ile ilgili konularını geleceğin önemli icraat programına bırakarak sosyal yardım işlerine geçiyorum.

Efendiler! Geçen yıllar içinde yalnız doğu illerimiz mültecilerinin geri alınan yurtlarına yerleştirilmeleri ve memleketleri o zaman henüz kurtarılmamış olan Batı Anadolu mültecilerinin yiyecek ve yerleştirme bölgelerinde inceleme yapılması ile sınırlandırmış olan sosyal yardım işleri bu yıl daha geniş bir çalışma alanında sürdürülmüş ve gözle görülebilir birçok sonuçlar elde etmiştir. Batı Anadolu’daki illerimizin kurtarılması üzerine ilk önce oradan gelen mültecileri memleketlerine göndermek görevi ile karşılaşan hükümetimiz, düşman tarafından yakılan köyler ve şehirlerdeki yardıma muhtaç halkın oturacakları yerleri onarımı için ayırdığı paranın kullanılmasını denetlemiş ve yerleşme, yiyecek, giyecek konularında en büyük yardımı yapmıştır.



Vatanın kurtarılması uğrunda şehit olanların yetimleri, bütçenin elverdiği ölçüde yer yer kurulan yetimhanelere yerleştirilmektedir. Bugün devlet tarafından açılan yetimhane kurumlarında 10000’e yakın yetim bulunmaktadır. Savaşın, özellikle Yunan saldırısı sonucu olarak, hükümetin, şefkatli göğsüne ve korunmasına bıraktığı yetimlerin sayısı fiilen koruduğu yetim sayısına oranla, ne yazık ki, en aşağı yirmi kat daha fazladır. Kısacası, bu yürekler acısı sayının büyük bir kısmı ülkemiz halkında bulunan insanlık duyguları sayesinde öldürücü sefaletten korunmuş bulunmaktadır. Bununla birlikte, mevcut kurumlarımızın hiç olmazsa yirmi bini aşan bir sayıyı içerebilecek derecede büyütülmesi gereklidir.



Hayatın her döneminde yardıma ihtiyaç duyanlara koruma ve yardımla görevlendirilmiş hayır kurumlarının örneklerinin kurulması kararlaştırılmıştır. Şimdiden bunlardan bir kaçı; süt emzirme, çocuk yuvası, yetimhane, çocuk hastahanesi, deliler yurdu, acizler yurdu kurulmasına başlanmış ve hatta bazıları faaliyete girmiştir.



Efendiler! Geçen yıl içinde, adalet işlerimizin yürütülme biçiminde kayda değer gelişmeler görülmüştür. Önceki yıldan başlayarak yürürlüğe konularak büyük yararlar sağlanan tek hakim kuruluşlarının genişletilmesi sürdürülmektedir.



Kurtarılan illerimizde de derhal adliye teşkilatı kurulmasına başlanarak Şubat 1923 sonuna kadar yeniden on dört istinaf mahkemesi ile doksan asliye mahkemesi ve o sayıda şeriye mahkemeleri açılmış ve bu mahkemelere beş yüz altmışı aşan hâkim atanmıştır. Adliye müfettişlerinin sayısı yirmi ikiye çıkarılmıştır. Merkezde bir teftiş kurulu kurulmuştur. Denetimden geçecek bölgeler, bir müfettişin en çok altı ay içinde dolaşmasını tamamlayabileceği alanlarla sınırlanmış olması nedeniyle bundan böyle hiç bir mahkemenin en çok altı aydan fazla bir süre içinde teftiş ve denetimden uzak kalmaması sağlanmıştır. 1922 yılı son yarısında aile hukuku, yargılama, Mecelle’nin satışlarla ilgili kısmına ait kanun tasarısı ile davalara ilk bakan mahkemelerin gezici olarak da görev yapabilmesini, içkinin yasaklanması ile ilgili cezalar temyiz ve itiraz edilebilmesini, karşılıklı olarak hükümlerini kabul eden yabancı devletlerde suç işleyen vatandaşlarımızın ceza kovuşturmalarını erteleme kanunundan yararlanan kişilerin hem suç hem de buna bağlı ikinci dereceli olan  suçlarında tecil olayından yararlanmalarını sağlayacak değişiklik tasarısı ile özellikle hakimlerin maddî durumlarının yükseltilmesi ve bir usûl içinde görevlerinde yükselmelerini sağlamak amacı ile hazırlanan tasarılar Yüce Meclis’e arz edilmiştir. Şimdiye kadar bir tüzüğü bulunmadığından ihmal edilen, tutuklanamamış cinayet mahkûmunun malları hakkında kanun hükümlerinin uygulama şeklini gösteren bir tüzük tasarısı da hazırlanmıştır.



Yeni yılda yapacağımız adalet işleri ile ilgili düşüncelerimiz içinde, kanun değiştirme ve hazırlama komisyonları vardır. Şimdiye kadar kanun halinde düzenlenmemiş olan veraset, vasiyet gibi hukukî konuların da medenî kanunumuz olan Mecelle’ye eklenmesi ve Mecelle’nin de modern ihtiyaca uygun olarak değiştirilmesi ve düzeltilmesi, kara ve deniz ticaret kanunlarıyla ceza mahkemeleri usûlü ve ceza kanunlarında değişiklerin yapılması ve ayrı ayrı hükümleri olan hukuk mahkemeleri usûlü ile şer’iye mahkemeleri usûlünün birleştirilmesi amacı ile her biri beşer kişiden kurulan toplam yedi komisyon, yakında görev yapmaya davet olunacaktır. Bundan başka adliyemizin geleceğinin sağlanması amacı ile Anadolu’da modern esaslara dayanan bir hakim okulu kurulması görevli bakanlıkça düşünülmektedir.



Efendiler! Geçirdiğimiz yıl içinde ekonomik alanda yaptığımız işler pek büyük olmamakla birlikte bütün çalışmalarımız, zorlaştırıcı ve sınırlayıcı savaş hâline rağmen memnuniyet vericidir.



Tarımda çalışanlara yardım etmekle görevli olan Ziraat Bankası şube ve sandıkları, dört ay öncesine kadar yalnız 110 iken bugün 300’den fazla sayıya çıkarılmış bulunuyor. Bu bankaya son iki ay içinde iki milyon liraya yakın bir sermaye sağlanmış ve banka özellikle düşmandan kurtarılan vatan bölgelerine geniş bir ölçüde borç para vermeye başlamıştır. Alınan borcun kesinlikle üretimde kullanılması, banka yönetim kurullarının iyi bir şekle konması ve kredi işlemlerinin kullanılması gibi önemli konuları içerecek biçimde hazırlanmış olan tasarı, kanunlaştığı takdirde, bankanın ekonomik hayatımızdaki yeri ve etkisi yükselecektir. Köylülerimize bir kredi kurumu kazandırmak ve özellikle de şartların düzelmesi durumunda tarlalarına dönecek askerlere kredi  sağlamak üzere bir Köy Bankaları kanunu yapılmış ve Meclis’e sunulmuştur. Ülkemizdeki hayvanlarda daha önce baş göstermiş olan veba hastalığı tümden yok edilmiş ve bu konuda veterinerlerimizin övülmeye değer çalışmaları olmuştur. Serum laboratuarımız bundan altı ay önce yalnız 250 litre kadar serum üretirken, bugün üretimler 1000 litreye ulaşmıştır. İhracat vergisinin kaldırılmasından sonra Zonguldak kömür üretimi artmaya başlamıştır. İktisat Bakanlığına bağlı olup sayıları 1’den 7’ye çıkarılan Tarım Okulları eğitime başlamış ve İstanbul Sanayi ve Ticaret Okulları da Bakanlık emrine alınmıştır. Bu yıl içinde Halkalı Ziraat Okulunun Eskişehir veya Adana bölgesine, İstanbul Orman Okulunun da Bolu’ya taşınması kararlaştırılmıştır.



Yılın son yarısında çiftçi ve ihtiyaç sahibine yardım olmak üzere 2.000.000 liradan fazla ödenek harcanmıştır. Yine aynı süre içinde kendi istekleri ve teşvik ile yeniden kurulan ve hükümet tarafından onaylanan ticaret şirketlerinin sayısı 40’ı aşmaktadır. Memleketimizin genişliğine göre nüfusumuz az olduğundan, tarımda makine ve modern aletler kullanılması diğer ülkelerde olduğundan daha çok gereklidir. Bu ihtiyacı sağlamak ve halka taksitle tarım araç ve gereçleri satmak ve uygun şartlarla bu araç ve gereçlerin onarımını yüklenmek üzere İktisat Bakanlığı tarafından yabancı bir özel kuruluşla sözleşme imzalanmış ve onay tarihinden başlayarak 3 ay içinde faaliyete geçmesi kararlaştırılmıştır. İçinde bulunduğumuz yılda bu girişimler sürdürülecek ve özellikle ülkemize makine ithaline ve ekonomi öğretimine önem verilecektir. Bu arada İzmir ve Trabzon’da iki ticaret okulunun açılması kararlaştırılmıştır. Yani bu yeni yıl içinde ticaret, tarım, sanayi ve işçiye ait devlet kredi kuruluşlarına özel önem verilecek ve işçiler için de ayrıca resmî bir yardım sandığı kurulacaktır. Ormanlarımızın en üst seviyede yönetilmesi ve ormanlarımızdan modern biçimde yararlanılması için uzmanlarına hazırlattırılan 250 maddelik bir orman kanunu Meclis’e sunulmuştur.



Efendiler! Bayındırlık çalışmalarımızın en önemli bölümünü tren yapımı almaktadır. Bu konuda bilgi sunmadan önce, düşmanın yıkıp bozmasından ve malzeme darlığından kaynaklanan her türlü güçlüğe rağmen trenlerimizin orduya ve ülkenin ekonomik hayatına yaptıkları ve yapmakta oldukları hizmetleri şükranla anarım.



Ankara- Yahşıhan ve ilave edilen demiryollarında 23000 metremikap hafriyat, 1500 metrekare inşaat yapılmıştır. Gelecek yıl içinde bu hattın 40 kilometre daha uzatılması ile İzzettin mevkiine ulaşması için çalışacaktır.



Erzurum – Erzincan hattından Kükürtlü civarındaki linyit madenlerine uzatılmakta olan şube hattı tamamlanmak üzeredir. Kop ve Deveboyunu geçitlerinin etüt çalışmaları yapılmıştır. 1923 yılı başından başlayarak Bayındırlık Bakanlığınca askeriyeden devren alınan ve toplam beş yüz kilometreye erişen pek çok tamirata muhtaç Arpaçay – Sarıkamış – Erzurum – Kükürtlü ve Geliran – Beyazıt – Hanızır hatları katma bir bütçe ile yönetilmeye başlanacak ve inşaatın eksik olan kısmının tamamlanması ve işletilmesinin düzen içinde yapılması sağlanacak ve linyit ocakları daha modern bir biçimde işletilerek yakacak ihtiyacının azaltılması sağlanacaktır.

Gebze – Eskişehir – Ankara ve Eskişehir – Yenice demiryollarının Bütün uzunluğu olan 700 kilometrelik bir saha içinde düşman tarafından zarara uğratılan yirmiyi aşkın büyük köprüsü ile her ray ikişer üçer yerinden atılarak 150 km.’lik demiryolunda yapılan hasar oldukça kısa bir sürede onarılarak genel ulaşıma açılmış olup, çeşitli bölgelerde onarım gerektiren çalışmalar sürdürülmektedir.



Önemli bir kısmı da düşman tarafından tahrip edilen hareketli araç ve gereç ile hareket noktalarının eksikliklerinin giderilmesi ve trenlerin istenen düzgün bir çalışma düzeyine kavuşturulmasına çalışılmaktadır. Memurları, çalışanları ve işlemleri tümüyle Türk ve Türkçe olan bu demiryolu hatları hem kuruluş hem de işlemler konusunda yakın bir gelecekte daha çok gelişmiş olacaktır. Aydın demiryollarıyla İzmir – Bursa demiryolları ve İzmir liman ve tramvayları, kurtuluştan sonra özel şirketlerine teslim edilmiş ve bizi temsil eden yetkililer konularak yönetim ve işletmelerine devam edilmiştir. Düşman tarafından bu demiryolları üzerinde yapılan zarar, en çabuk bir şekilde onarılmış ve ulaşıma açılmıştır.



Yenice – Nusaybin demiryollarının bazı bölgelerinde yapılması gerekli onarımın en kısa zamanda tamamlanması gerekmektedir. İstanbul ve Edirne illerinde millî idarenin kurulmasından sonra Şark demiryollarına, İstanbul rıhtımlarına, tramvaylarına ve Beyoğlu – Galata tünelinde denetim kurulumuz görevlendirilmiştir. Bu kuruluşlarda halen uygulanan ücret tarifelerinin gerek yönetim ve işletmelerinin; gerek ilgili halkın yararına ulaştırıcı ve uygun bir biçimde düzenlenerek tespit edilmesi için inceleme ve yazışmalar yapılmakta olup, sonuç yakında Yüce Meclisinize sunulacaktır.



Anadolu’nun önemli ticaret bölgelerinden biri olan Mersin’de bir liman inşa ve işletilmesi hakkında başvuran ilgililer ile görüşmeler yapılmış ve taraflarca uyuşma sağlanarak sözleşme taslağı Meclis’e sunulmuştur.



Her memleketin hayat damarlarını oluşturan demiryolları genişletilerek Anadolu’ya uzatılmak ve bilinen yönlerde ana hatları kurarak işletmek üzere başvuran ilgililer ile bu konuyla görevli bakanlık arasında görüşmeler yapılmış ve sonuç olarak taraflarca mutabakat sağlanmış ve kararlaştırılan konuları ve hükümleri kapsayan sözleşme ve eklerini içeren taslak, Yüce Meclisinize sunulmuştur.

Efendiler! Demiryolu ve limanlar ve buna benzeyen ihtiyaçlarımız arasında bulunan büyük kuruluşların yeniden yapılması ve işletilmeleri konusundaki siyasetimiz, şimdiki ve gelecekte oluşacak kanunlarımıza uymak ve bu konularda kabul ettiğimiz millî prensiplere uygunluk sağlamak şartları ile, başvuracak yabancı sermayeleri memnuniyetle kabul etmektir. Mevcut kuruluşların sözleşme ve şartnamelerine karşılıklı olarak uymak, hem bu kuruluşların hem de ülkemizin yararı için gereklidir.



Yollara gelince: Anadolu ve Rumeli’de işgal altındaki sancaklarımızın geri alınması ile genel karayollarımız 8100 kilometreye ve hususi yollarımız 16000 kilometreye ulaşmıştır. Karayolları hakkında şimdiki çalışmalarımız bazı yerel onarımlarla sınırlıdır. Geniş bir yol inşaat planının uygulanması için henüz fırsat bulunmamıştır. Bayındırlık Bakanlığınca bir yıl içinde genel yollar için keşif bedeli 500 000 liraya varan 45 adet ve hususi yollar için keşif bedeli 280 bin liraya varan 51 adet ve buna ek olarak İçişleri, Maliye, Millî Eğitim Bakanlıklarından tahmini keşif bedeli toplam 110000 liraya yükselen 85 adet keşif evrakı incelenmiş ve onaylanmıştır. Bazı yörelerde, elektrik dağıtımı, su ulaştırma hatları, nehirlerde ulaşım, bataklık kurutulması ve arazi sulanması gibi bayındırlık işlerinin yapılması ile ilgili sınırlı sayıda başvuru olmuş ve bunlar hükümetçe incelenmiştir.



Efendiler! Genel olarak bayındırlık inşaatları çalışmalarına memleketimizin her yanında büyük bir ihtiyaç duyulmaktadır ve bu tabii ihtiyaçlarımızın sağlanması ve tamamlanması için her fırsattan yararlanmaya çalışacağız.



Bununla birlikte, yeni yıl bütçesinde genel ve özel yollar için oldukça önemli ödenek bulunacaktır. Mühendis ve fen memuru mevcudumuz gelecekteki ihtiyacımızı karşılamayacağı için Anadolu’nun üç çeşitli yerinde mühendis adayı okullarının açılması çabalarına girişilmiştir.



Efendiler! Malî işlerimize geçmeden önce geçen yıl bu gün bu konu üzerinde söylediğim sözleri izninizle aynen tekrar edeceğim.

Devlet yapısını yaşatmak için, dış ülkelere başvurmaksızın ülkemizin gelir kaynakları ile devleti yönetmek ve önlemler almak gereklidir ve mümkündür. Olabildiğince tutumlu davranmak millî prensibimiz olmalıdır. Bu nedenle malî yöntemimiz, halkı baskı altında tutmak ve rahatsız etmekten kaçınmakla birlikte mümkün olduğu kadar dışarıdan yardım istemeden ve dışarıya çok fazla ihtiyaç duymadan yeterli gelir sağlamak amacına dayanmaktadır.



Efendiler! Geçen yıl millî savaşımızın en büyük olayını gerçekleştiren büyük ordunun bütün giderleri sağlandığı gibi, devletin genel yönetiminin gerektirdiği bütün giderler de dıştan hiçbir şekilde borçlanma yapılmaksızın gerçekleştirilmiştir.

Bundan başka, 1922 yılı içinde millî hazineye, 1921’den devreden devlet borçlarının üçte ikisi ödenmiştir. İhtiyaç içinde bulunmamıza karşılık, memleketin üretimini sağlayan köylü ve çiftçi tabakasını korumak için alınmakta olan koyun vergisi üç kat indirilmiş ve daha önce önemli ihtiyaçlar için bütün maaş alanlardan kesilmiş olan yüzde yirmilerin geri ödenmesi ile devlet hizmetinde bulunanların geçim sıkıntılarının giderilmesine çalışılmıştır.



Efendiler! Ekonomik çalışmalarımızla ilgili olarak arz ettiğim bir noktayı yakından incelemek dolayısıyla burada da tekrar etmekte yarar görüyorum. Düşmandan kurtarılan yerlerin halkına devlet veznelerinden yapılan ödemeler ve harcamalar toplamı iki buçuk milyon liraya ulaşmaktadır.



Yeni giren yıl içindeki malî politikamız halkı fazla bir maddî baskı altında tutmadan işlerimizi görmek amacına yönelecektir. (İnşallah sesleri) Daha önce yapmış olduğum açıklamalarımda da belirttiğim gibi 1923 yılının harcamaları bu yılın bir barış veya savaş yılı olması durumuna göre değişebilir. Bununla birlikte; yeni yıl için düşünülmekte olan bazı konuları arz edeyim:



Düşmandan kurtarılan yerler ile yangından etkilenmiş yerlerde yeni inşaatı teşvik etmek ve kolaylaştırmak üzere bunların beş yıl vergi dışı tutulmaları konusunda bir kanun tasarısı hazırlanarak Yüce Meclis’e sunulmuştur. Emlak, arazi ve gelir vergilerinin miktarını belirlemek için 1923 malî yılından başlayarak iş yeri sayımı kanunu ile genel sayım kanun tüzüğünün uygulanması düşünülmektedir. Memleketin sanayi ve ticaret hayatında özel ve önemli yeri olan Gelir Vergisi Kanununun yeniden ve düzeltilerek hazırlanması ve teklifi düşünülmektedir.



Emekli maaşları karşılığında emeklilere, hazinenin kullanımında bulunan emlak ve araziden uygun bulunacak bir yer ayrılması ve savaş malları üreten kuruluşlardan başka devletin sahip olduğu fabrikaların uzun süreli kiraya verilmeleri, malî düşüncelerimizde söz edilmesi gerekli hususlardır.



Efendiler! Eğitim konusundaki bir yıllık çalışmalarımızda pek parlak olmamakla birlikte, bizi kuşatan zorluklar ve özellikle araç eksikliğine karşılık elle tutulabilir sonuçlar alınmıştır. Millî Eğitim Bakanlığınca geçen bir yıl içinde ateşkes ve savaş dönemlerinde il merkezlerinde kapalı kalan erkek öğretmen okullarından on üçünün tekrar açılması sağlanmış, çeşitli livalarda yeniden on yedi erkek bir kız lisesi kuruluşu tamamlanması, altı erkek, iki kız lisesi açılması gibi olumlu çalışmalar görülmüştür. Bütün yıl okullardaki öğretmen yokluğu boşluğunun doldurulmasına çalışılmış, kurtarılmış yerlerin okullarına eğitim gücü ve millî haysiyeti denenmiş öğretmenler gönderilmiştir. İstanbul ve Anadolu’da mevcudu kalmayan yönetmeliklerin en gereklilerinden bir kısmı bastırılarak eğitim kuruluşlarına gönderilmiştir. Geçen yıl bütün il ve livalardaki Millî Eğitim Kütüphanelerine parasız bir çok kitapların gönderilmesi ve şehit çocuklarına 15000 kadar kitap dağıtılması da bu çalışmalara eklenebilir. Bu süre içinde düzenli bir biçimde toplantılarına devam eden Telif ve Tercüme Kurulu, halkın ve inceleme yapan kişilerin ihtiyacını karşılamak için 15 kadar kitap yazdırarak bunlardan bazılarını basım evine vermiştir.



Efendiler! Şimdiye kadar yapılabilen şeylerin genel eğitimimizle ilgili ihtiyaçlarımızın binde birine bile yetmeyeceğini söylemek gerçekçi bir davranış olur.



Bununla birlikte; savaşın özellikle millî eğitimde ve okullar üzerinde gösterdiği olağanüstü etki karşısında sağlanabilecek başarıların ancak bu kadar olabileceğini kabul etmek de hakseverliğin gereğidir. Cephelerdeki subay saflarında boşalan yerlere okullar, gençliğin yüksek ve kültürlü unsurlarını vermiştir. Bu iki kat değerli elemanların okullarımızın eğitim kürsülerine döneceği ve cephelerde kullanılan savaş araç ve gereçlerinin bir kısmının okullarımızda harita ve kitaba dönüşeceği tam bir barış ve sükun devresinden sonra, Millî Eğitim, o kürsüler üzerinde cahilliğe karşı sarsılmaz bir kale oluşturacak ve gelecek oradan fethedilecek ve ele geçirilecektir.



Efendiler! Eğitim ve öğretimde uygulanacak yöntem, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir hükmetme aracı veya medenî bir zevk olmaktan çıkarıp, maddî hayatta başarılı olmayı sağlayan pratik ve kullanılabilir bir araç haline getirmektir. Millî Eğitim Bakanlığı’nız bu konuya önem vermektedir.



Pratik ve her konuyu kapsayan bir eğitim için vatan sınırları içinde önemli merkezlerde modern kütüphaneler, bitki ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlar, atölyeler, müzeler ve güzel sanatlar sergileri kurulması gerektiği gibi, özellikle şimdiki idari taksimata göre ilçe merkezlerine kadar bütün memleketin basımevleriyle donatılması gerekmektedir. Bütün bu güzel şeylerin bir an içinde gerçekleştirilmesi mümkün olmamak ile birlikte, mümkün olduğu kadar az bir süre içinde bu sonuçların sağlanabilmesini önemle diliyoruz.



Memleketin üniversite ve serbest meslekler konusunda izleyeceği yola en modern bir düşünce biçimi ve anlayışla yaklaşan bir üniversite kuruluna ve bir çok meslek ve fikir adamlarına sahip bulunduğumuzu sevinç ve övünçle hatırlamak isterim.

Üniversitemiz, doğal bağımsızlığı içinde serbest mesleklere verdiği yönü gittikçe daha güzel bir şekle sokacak manevî güce sahiptir.

Yeni yıl içinde memleketimizde ilk ve orta öğretimin yeterince düzeltilmesi için Anadolu 15 öğretmen okulu bölgesine ayrılacaktır.

Buralarda tam dönemli birer lise ile iki yüz öğrenci alabilecek ilk öğretim erkek öğretmen okulu ve bir de kız öğretmen okulu bulunacaktır. Bu okulların eğitim ve öğretim kurulları, yaklaşık 60 kişiye erişecektir. Böylece memleketin çeşitli bölümlerinde güçlü elemanlardan kurulu birer öğretim merkezi kurulmuş olacaktır.



Bu merkezlerde bilimsel temsiller ve konferanslar düzenlemek ve halkın okuyup yazmayan kısmının en kolay şekilde okumasını sağlamak ve onlara birinci derecede gerekli olan bilgiler verecek gece dersleri açmak, yerel basının özellikle genel eğitim ve halk bilgileriyle ilgili yayınlarla uğraşmasını sağlamak, öğretmen kurulunun sürekli yapacağı görevler olacaktır. Okulların tatilinde 25,30 merkezde bütün köy imamlarını toplayarak kendilerine üç aylık bir uygulama dersi vermeyi Millî Eğitim Bakanlığı bu yılki çalışmaları içine almıştır.



Efendiler! İlköğretimde gerekli olan kuruluşlardan biri de yatılı okullardır. Hükümetin son zamanlardaki, inceleme ve gözlemleri sonucunda bir tarafta yatılı ilk okullara karşı genel bir eğilim olduğu görülmüştür. Bir kaç ilin küçük yavrularını bir yerde toplamanın, eğitimde birlik, yurt sevgisi ve kardeşlik üzerinde yapacağı etkiler ortadadır. Bu nedenle Eğitim Bakanlığımız bu okulların açılması için her türlü kolaylığı sağlayarak, özendirici bir tutum içinde olacaktır.



Efendiler! Okullarda öğretim görevinin güvenilir ellere verilmesini, memleket çocuklarının o görevi kendilerine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak, erdemli ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmelerini sağlamak için öğretmenliğin diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, yavaş yavaş yükselmesi ve kesinlikle rahat bir yaşam sağlayacak bir meslek durumuna getirilmesi gereklidir. Dünyanın her yöresinde öğretmenler insanlığın en özverili ve saygıdeğer üyeleridir.

Vatanın özverili evlatlarından kurulu olan öğretmen ve profesörlerin terfileri ve yetkilerini belirleyen kanun tasarısı yakında Yüce Meclis’e arz edilecektir.



Efendiler! Yazı ve tercüme işleri millî egemenliğimizin dayanağı ve millî kültürün önemli yayılma aracıdır. Bu iki konu ile ilgili yayınların bu yıl büyük bir gayretle genişletilmesi için üniversite profesörlerini de bu işe özendirecek şartlar hazırlanmıştır. Bir yandan basılan ve yeniden yazılması kararlaştırılan kitapları parasız olarak her tarafa dağıtmak; diğer yandan halkı okumaya alıştırmak için hükümetçe çalışmalar yapılacaktır.



“Devlet Kitabı” adı altında parasız olarak yayınlanacak pratik ve anlaşılması kolay kitaplarla halkımıza gerçek hayatı öğretmek, çok yararlı bir uygulama olacaktır.



Efendiler! Şer’iye Bakanlığında geçen yıl içinde birisi fetva şûrâsı, diğeri de İslami inceleme ve uzlaştırma adı altında iki kurul kuruldu. Usûl ve âdetlerin değişmesi ve bu değişmeyle ortaya çıkan olayların halkın ihtiyaçları dikkate alınarak halledilmesi fetva şûrâsının bütün çalışmalarını dayandıracağı bir temel olmalıdır. İslamî İnceleme Uzlaştırma Kurulunun görevleri içinde, İslam bilgilerinin batı bilim kuralları ve felsefesiyle karşılaştırılması ve İslam kavimlerinin iman, ilim, sosyal, sayısal, ekonomik hayatlarıyla ilgili olayları incelemek ve sonuçlarını yayınlamak gibi sayılmaya değer önemli görevler bulunmaktadır. İnceleme için bir kütüphane kuruldu. İstanbul’dan, Avrupa’dan ve Mısır’dan bazı önemli kitaplar getirildi. Önemli birçok kitap da Avrupa ve Mısır’a ısmarlandı. Şer’iye Bakanlığı, medreselerin birleştirilmesi ve modern kuruluşlara dönüştürülmesini amaçlamaktadır. Bakanlık modern müçtehid ve tefsircilere kaynak olmak üzere bir İslam kültür merkezi kurulmasına büyük önem vermektedir.

Efendiler! Memleket çocuklarının birlikte ve eşit olarak öğrenmek mecburiyetinde bulundukları, bilim ve kültür vardır, yüksek meslek ve ihtisas sahibi kişilerin, diğerlerinden ayrılabilecekleri öğrenim düzeyine kadar, öğretim ve eğitimde birlik, sosyal topluluğumuzun kalkınma ve yükselmesi için çok önemlidir. Bu bakımdan Şer’iye Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının bu konuda fikir birliği içinde bulunmalarını ve birlikte çalışmalarını istemek yerinde olur.



Efendiler! Geçen yıl içinde Vakıflar Bakanlığı, dini yapılar ve hayır kurumlarının onarım ve inşaatında oldukça önemli bir çalışma yapmıştır. Yapılan onarım içinde memleketimizin çeşitli yerlerinde olmak üzere 126 cami ve mescit ile 31 medrese ve okul, 22 su yolu ve çeşme, 175 gelir getiren yer ile 26 hamam bulunmaktadır. 1923 yılında İstanbul’a ait şimdiye kadar kuruluş noksanlığı dolaysıyla ihmal edilen su bentleri onarımı, önemle ele alınarak bu konuda bir kanun tasarısı taslağı hazırlanmış olup, Bakanlar Kurulu’na arz edilmek üzeredir. Sözü geçen bu kanun tasarısının, Yüce Meclis’çe kabul edilmesi durumunda, İstanbul’da susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar karşılanmış olacaktır.



Toplamı önemli bir miktara erişen vakıf harcamalarının hiç bir denetim uygulanmadan yapılması uygun görülmediği gibi, sürekli olarak halk tarafından yapılan şikayetlerin bir an önce incelenmesi mümkün olamadığından, yeniden denetleme kurulu kurulması için bütçeye gerekli ödenek konmuştur.



Aylıkları olan 25, 50 kuruş gibi çok az bir para ile hizmet vermekte olan hayır işlerinde çalışanlardan 487 kişinin aylıklarına şimdiye kadar 13006 lira zam yapılmış ve bu yıl içinde bir o kadar lira zam yapılması kararlaştırılmıştır.



Efendiler! Geçen yıl arz etmiştim, bu yıl da tekrara mecburum ki, vakıf meselesi önemlidir. Memleketin ve milletin gerçek yararına olacak biçimde incelenmeli ve modern görüşlere uygun bir biçimde düzenlenmelidir ve bu gereklidir.

Efendiler! Bundan sonra konuşmamı dışişleri görevlerine getiriyorum. Bildiğiniz gibi uyguladığımız politika, barışsever bir politikadır. Memleketimizi hiç bir hak ve hukuka dayanmadan çiğnemek ve çiğnetmek girişimi, muzaffer ordumuzun fedakarca ve canını ortaya koyduğu gayretleri ile hak ettiği başarısızlığa uğratılmış ve milletimiz tarihin çok az kaydettiği bir zafer kazanarak sevgili yurdumuzu kurtarmıştır. (Şiddetli alkışlar)



Tunalı Hilmi Bey- “Tarih ilk defa kaydetmiştir.”

Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla) Dünya barışını sağlamak için her fırsattan yararlanmak isteyen hükümetimiz büyük zaferimizden sonra da hareketi durdurarak ateşkesi sağlamış ve uzun gecikme ve zorluklarla ancak 20 Kasım’da açılan Lozan Konferansı’na gerçek bir anlaşma arzusuyla katılmıştır.



Konferanstaki delegelerimiz, bütün konferans boyunca Türk milletinin her medenî ve yetenekli millet gibi yaşamaktan başka bir amacı olmadığını, sürekli biçimde sabırla açıkladılar. Konferanstan kesin sonuç alınamadı.

Türkiye milletinin, idârî, malî, ekonomik ve tam hukukî bağımsızlığı ve hayatına kendisinin sahip çıkması, hiç bir milleti rahatsız etmeyen ölümsüz ve kazanılmış haktır. (Şüphesiz sesleri) Bu kadar doğal bir gerçeği kabul etmek dünya barışının sağlanması için yeterlidir. Fakat yıllardan beri olduğu gibi, Türk milletinin hayat hakkını her hangi bir şekilde fiilen ve gerçek şekilde kabul etmemekte direnmesi ne sonuç verirse versin, Türk milleti o neticeyi gönül rahatlığı ve vicdan rahatlığı ile kabul etmektedir ve kabul edecektir. (Uygundur, hay hay sesleri)



Görüyorsunuz ki, dünya barışını sağlamak şimdi ve sonra müttefiklerin elindedir.

Ancak erteleme süresinin hızla sonuçlandırılarak durumun gelişmesi mecburidir.

Afgan ve İran gibi kardeş büyük milletlerle aramızda devam eden samimî ilişkilerin ve dostluğun güçlendirilmesi en önemli konular arasındadır.



Rus Şûrâlar Cumhuriyeti’yle Moskova Antlaşması hükümleri içinde dostluk ilişkilerimizi güçlendirmek ve her iki milletin yürürlükteki kanunlarının uygunluğu ölçüsünde ekonomik ilişkileri ilerletmek konuları Doğu politikamızın temelidir. (hay hay sesleri) Rus Şuralar Hükümeti’yle Moskova Antlaşması hükümlerine göre, taraflar arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi ve bir konsolosluk sözleşmesi imzalanması için, başkentte her iki tarafın temsilcilerinin katıldığı konferans görüşmeleri sürdürülmektedir. İki milletin çıkarlarını birleştirerek görüşmelerin iyi bir şekilde son bulması ümit edilmektedir. Komşularımız Kafkas cumhuriyetlerine gelince:

Bildiğiniz gibi, Kars Antlaşması ile aramızda bulunan dostça komşuluk ilişkileri, sağlamlaştırılmış ve kuvvetlendirilmiştir. Ve yine Kars Antlaşması hükümlerine göre, Tiflis’e gönderdiğimiz delegeler kurulu, Kafkas Cumhuriyetleriyle konsolosluk, adlî yardım, posta ve telgraf, demiryolları sözleşmelerinin görüşmelerini iyi bir şekilde sonuçlandırarak imzalamış ve kabul edilmek üzere bu sözleşmeler Yüce Meclis’e arz edilmiştir. Aynı zamanda Tiflis’te Rus Şuralar Cumhuriyetiyle posta ve telgraf ve demiryolları sözleşmeleri iyi şekilde yapılmış ve imza olunmuştur.



Saygıdeğer komşularımız olan Kafkas Cumhuriyetiyle ve onların müttefiki olan Rus Şuralar ile iyi komşulukluk ilişkilerimizi bu şekilde sözleşmeye bağlayarak düzenlemek bizim için sevinç kaynağı olan bir durumdur. Uzun süreden beri Yunanistan’da acı içinde bulunan sivil esirlerimizin değiştirilmesi için Lozan’da imzalanan anlaşma hükümleri de uygulamaya konmuştur.

Efendiler! Avrupa’da komşularımız olan devletlerle aramızda çıkar çatışması yoktur. Karşılıklı olarak haklara uyma, Balkanlarda da dostluk için yeterlidir. Kendileriyle uzun süreden beri iyi ilişkilerimiz bulunan dost devletlerle bir an önce resmî ilişkilere girişmek üzere elçilik ve konsolosluk kurulmasını arzu etmekteyiz.



Efendiler! Dünyadaki mevcut siyasi durum neredeyse tamamen ekonomik ilişkilere dayandığından, biz de dış ticaretimize önemli bir yer vermekteyiz.



Efendiler! Sözümü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çelik bir topluluk halinde görev yapmış ve yapmaya her zaman hazır olan ordusuna getiriyorum.



Sözlerimin bu kısmına derin bir saygıyla başlamadan önce -Başkomutan sıfatıyla da olsa- haysiyet ve yiğitlik sembolü olan o kutsal topluluğun bir ferdi olmakla gurur duyduğumu arz etmeliyim. (Şiddetli alkışlar).



Yahya Galip Bey (Kırşehir) Biz de varlığınızla övünüyoruz.



Ali Saip Bey (Urfa) Varlığınızla iftihar ediyoruz.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla) Efendiler! Batı cephesinde Yunanlılar karşısında bulunan ordumuzun, 26 Ağustos 1922’de taarruza geçerek kazandığı seri zaferlerle hepimizin bildiği gibi, kısa bir sürede Batı Anadolu’yu Yunanlılardan temizlemiştir. Aynı darbenin etkisi ile düşmanlarımız, Doğu Trakya’yı da boşaltarak hükümetimize teslim etmeye zorlanmışlardır. Dünya kubbesi altında yapılan savaşlar arasında, bütün nitelikleri ile en önemli bir yer taşıyan bu büyük savaşın öneminin değerlendirilmesini tarihe bırakıyorum. Zaferin, her türlü övülmenin üstünde bulunan kahraman sahipleri konusunda da fazla söz söylemeyi gereksiz sayıyorum.



Elcezire cephesine gelince; memleketin güneydoğu sınırının Misak-ı Millî içine alınması için silaha başvurulması ihtimâli düşünülerek gereken askerî önlemler alındı. (hay hay sesleri, alkış)



Yahya Galip Bey (Kırşehir)-Yaşasın ordu.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Anadolu’da gerek Yunan ordusu gerek Pontus eşkiyaları tarafından yapılmakta olan eşi görülmemiş zulüm ve vahşetin tespit edilmesine ve belgelenmesine çalışılmaktadır. Tespit edilenler yayımlanarak birbiri ardı sıra medenî dünyanın bilgisine sunulmaktadır. Ordunun I. Dünya Savaşı’nın kazandırdığı tecrübe ve ortaya koyduğu sonuçlara göre, mükemmel bir şekilde talim ve terbiyesi için gerek Dünya Savaşı sırasında  ve gerek savaştan sonra askeri uzmanlar tarafından yayımlanan en faydalı dergi ve kitapçıklar getirtilerek tercüme edilmiş, basılmış ve çoğaltılarak binlerce nüshası orduya dağıtılmıştır.

Bundan başka, çeşitli sınıflar için kurslar açılarak ordunun talim ve eğitiminin yüksek bir seviyeye çıkarılmasına çalışılmıştır. Ve daima çalışılacaktır.



Efendiler! Ordunun savaşa hazırlanması konusunda Millî Savunma Bakanlığımızca yapılan çalışmalar konusunu da ele almak faydalı olacaktır.



Özellikle İstanbul’da bulunmakta iken çeşitli nedenlerle henüz orduya katılamayan; fakat kalpleri öz vatanın derdiyle çarpan subayların görevlerine katılmaları sağlanmış ve ayrıca Ankara talimgâhından sonra savaş tatbikatarı yapıp, en modern bilgilerle donatılmış olarak yetiştirilen birçok arkadaşlar orduya katılmışlardır.



Geçirdiğimiz yıl içinde, silah ve savaş araç ve gereçleri sağlanması konusunda sıkıntılı bir çalışma yapılmış ve bir kısmı dış ülkelerden, bir kısmı da içeriden sağlanan araç ve gereç ile amacın sağlanmasında başarıya ulaşılmıştır. Savaş araç-gereci üretimi ile ilgili fabrikaların bu yıl içindeki çalışmaları da teşekküre değerdir.



Kararlılık ve imanımız önünde yıkılarak silahlarını, araç ve gereçlerini savaş meydanında bırakıp kaçmak zorunda kalan Yunan ordusunun bıraktıklarından yararlanarak, çeşitli merkezlerde de yeni ve yedek silah ve cephane depolarımız ve fabrikalarımız kurulmuştur. Bu genişlikte kurulan ve gün geçtikçe daha çok büyüyüp gelişmekte olan savaş kurumlarına gerektiği gibi modern elemanlar yetiştirilmesi için de hazırlıklar yapılmaktadır.



Zaferin kazanılması için geri hizmetlerin düzenlenmesi konusunda yapılan çalışmalar teşekküre ve övülmeye değerdir.  Bu kelimeleri söylerken belirtmek istediğim şükran duygusu, yalnız resmî kurumlarla sınırlı değildir. Bütün hayati kuvvetlerini, bütün vasıtalarını bağlılıklarını ordunun hizmetine veren, kadın ve çocuklarıyla ordu ulaştırma hizmetlerine katılan saygıdeğer halkımız, millet kürsüsünden belirttiğim övgü ve şükranı fazlasıyla hak etmişlerdir. (Şiddetli alkışlar).



Efendiler! Olayın heyecan veren bölümleri üzerinde biraz daha durmak konusunda vicdanî mecburiyet duyuyorum. Oğullarını ve kocalarını cephenin ateş hattına gönderen ihtiyar babalar analar ve genç kadınlar kağnı ve öküzden oluşan kutsal, hayatî araçların başına geçerek orduyu takip etmişler ve araçlarının basitliğine karşın ruhlarındaki gayret ve fedakârlıkları ile düşmanın binlerce motorlu araçtan kurulu ulaştırma teşkilatının modern araçlarıyla yarışmışlardır. (Yaşasın millet sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar)

Ali Saip Bey (Urfa)- Bu millet ölmez.



Gazi Mustafa Kemal Paşa- (devamla) Ordunun bu yıl vermiş olduğu savaşlar sırasında sağlık işleri konusunda yapılan çalışmaları da övgü ile anmak yerinde olacaktır. Bulaşıcı hastalıklarla savaş, sağlık araç ve gereçleri eksikliğinin ve doktor subay sayısının tamamlanması, sağlık haberleşmesinin düzenlenmesi üzerinde yoğunlaşan sağlık çalışmalarında da  tam bir başarı sağlanmıştır. Özellikle taşıma yolu üzerinde çok sayıda görülen sıtma ve lekeli humma kaynakları aranmış, bununla mücadele hastalığın çıktığı köylere de genişletilmiş ve cepheye temiz er yollanması sağlanmıştır.



Zamanında bütün deniz kuruluşlarının ve mühimmat depoları ile harekat üstlerimizin ve gemi inşa tezgahlarımızın İstanbul’a sıkıştırılmasındaki sakınca, bu savaş sırasında tamamen açığa çıkmıştır. Düşmanın kuşatmasına ve sahip olduğu deniz kuvvetlerine karşın, deniz kuvvetleri mensuplarımız birkaç gemi ile harikalar yaratarak hiçbir şey kaybetmeden deniz ulaştırmasını sağlamış, değerli görevler yapmışlardır. (Alkışlar).



Tunalı Hilmi Bey (Bolu) -Yaşasın Barbaros oğulları



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla) Millî ordu kuruluşunun diğer yıllara oranla bir gelişme göstermesine karşın, yiyecek ve giyecek işleri sevindirici bir şekilde tamamlanmıştır.



Harita dairesinin bu yıl içinde orduya yetiştirdiği haritaların, son zaferin kazanılmasında büyük yardımı olmuş ve bu haritalar sayesinde ordu zafer hedefine kolaylıkla ulaşmıştır. Son zaferde Yunan ordusunun bıraktığı esirlerin düzenlenmesi, rahatlıklarının sağlanması için bir esir şubesi kurulmuştur. Düşmanın esirlerimize, halkımıza yaptığı eziyetlere karşılık düşman esirlerine kendi insanlarımıza olduğu kadar şefkat ve koruma gösterilmiştir.



Yahya Galip Bey (Kırşehir) -Sadece o yerde mi?



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Yeni yıl içinde ordumuz bütün şubeleri ile sürekli gelişmeye devam edecektir.

Efendiler! Yeni yılın uğraşılacak konuları arasında ordu ve mensuplarının hayat düzeylerinin yükseltilmesi, rahatlarının sağlanması ve sakatlanmış silah arkadaşlarımızın geleceklerinin güvenlik altına alınması konuları önemli bir yer tutacaktır.

Efendiler! Açıklamalarımı bitirmeden daha önce millî kuruluşumuzun rahatlarının yönetiminin başını oluşturan Yüce Meclisimizin çalışmalarını toplu olarak kaydetmek istiyorum. Bu yıl içinde, 1 Kasımda Yüce Meclis’in aldığı tarihî kararın doğal sonucu olarak Abdülmecid Hazretleri, Yüce Meclis tarafından olumlu olarak kabul edilen başarı ve yeterliliğine dayanılarak yüce Hilafet makamına seçilmiştir.



Yahya Galip Bey (Kırşehir) -Allah, millet hakkında hayırlı eylesin.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)-Meclisimizin bir yıl içinde yapmış olduğu toplantı 201’dir. Bu toplantıları da 377 açık, 102 gizli olmak üzere 479 oturum gerçekleştirmiştir.



Yıl içinde, Meclis’e toplam 419 kanun tasarı ve teklifi sunulmuştur.

Tezkere ve önerge şeklinde gelip de kanun vasfı kazanan evrak sayısı 17 olduğundan, gelen tasarı ve tekliflerin toplamı 436’ya çıkmaktadır. Buna, ikinci yıldan üçüncü yıla devredilen 314 parçadan oluşan tasarı ve teklifleri de eklersek geçen yıl içinde Meclis’te işlem gören işlerin toplamı 750 olarak ortaya çıkar.



İşbu 750 tasarı ve tekliften yıl içinde 113’ü kanun ve 9’u açıklama olarak kabul edilmiş ve 24’ü de reddedilmiştir. İade ve geri çekme şekliyle 7’si işlemden kaldırılmıştır. 52’si ilgili olduğu diğer kanunlarla birleştirilmiştir.

6’sı da karar şeklinde çıktı ki, üçüncü yasama yılında işlemleri tamamlanan sayı 211 olup yeni yıla Genel Kurul’da ve komisyonlarda olmak üzere 539 teklif ve tasarı devredilmiştir. Bundan başka, diğer birçok kararname ve konular görüşülerek alınan kararların toplamı da 137’ye ulaşmaktadır.



Bütün bu işlemlerin ayrıntılarının yer aldığı üçüncü yasama yılı ile ilgili Meclis çalışmalarını özet olarak gösteren bir broşür basılıp dağıtılmıştır. Geçen yıl içinde de diğer yıllarda olduğu gibi bazı arkadaşlarımız Meclis dışında da değerli görevler yapmışlardır.

Üçüncü toplanma yılına 347 üye ile başlamıştık. Bir yıl içinde üç arkadaşımızın ölümüne çok üzüldük. (Allah rahmet eylesin sesleri) Merhumlar hakkında Cenab-ı Hakkın rahmet ve mağfiretini dilerim. Muhterem arkadaşlarımızdan yedi kişi diğer nedenlerle aramızdan ayrılmış bulunuyor. Yine bu yıl içinde seçilerek bir arkadaşımız Meclis’e katılmıştır. Şu halde Meclis, dördüncü millî yıla 338  üye ile başlıyor.



Efendiler! Son sözlerimle, son millî yılın çalışmalarının bir özetini tamamlamış bulunuyorum. Geçen yılki açıklamalarım genel olarak ve yenilemeler için millî çevrelerde ortaya çıkmış isteklerin dile getirilmesinden oluşuyordu. Bu yıl ise, yalnız yapılmış ve yapılması kararlaştırılmış bulunan şeylerden söz ettim.



Efendiler! Sözlerim burada en hayatî bir noktaya geçiyor. Hayatî diyorum ve bunu söylerken kelimenin en kesin anlamını kastediyorum.



Efendiler! Geçirdiğimiz millî yılın çalışma sonuçlarını en alçak gönüllü bir dille anlattığımı sanırım. Bütün eksikliklerimize rağmen hak verici olan ve gerçekleri gören her kişi, bu sonucun önünde yeterli bir sevinç duyacaktır. (Elbette sesleri) Bu gün girdiğimiz yeni yılın başındaki bu genel durumumuzu, yalnız bundan üç buçuk, dört yıl önceki durum ile değil, belki ondan önce gelen yüzyıllarda Osmanlı Devletinin durumu ile de karşılaştıracak olursak ve bu karşılaştırmamızı ciddi bir incelemeye dayandırırsak alacağımız sonuç şudur:



Bu gün geçmiştekinden güçlüyüz. (Elhamdülillah sesleri) Bu gün geçmişe oranla daha büyük bir yetenek ve hayatî güce sahibiz.(Hay hay sesleri).



Bu üstünlüğü sağlayan nedir? Bunu kesin ve açık olarak tekrar tekrar söylemek mecburiyetindeyiz. Bunun gerçek nedeni, iki prensibin manasında yer almaktadır. Bu prensiplerden birisi Misak-ı Millî, ikincisi egemenliği kayıtsız şartsız milletin elinde tutan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’muzdur. (Alkışlar).



Millet ancak millî egemenliğini eline alarak, kurduğu yeni devlet ve yeni biçimdeki yönetim sayesinde, kendi hayatı ve memleketin korunması için gerekli olan şartları ve çok büyük olan zaferler sağlamıştır. Fakat, bu güne kadar kazanılmış olan önemli konuları korumak ve geleceğe yükselme ve ilerleme ümitlerinin korunduğundan emin olmak için ilk önce millî egemenliğimizin, her tür tehlikeden korunmuş olarak, milletin vicdanında, kalbinde ve bütün inanç dünyasında, sonsuza dek kalacak biçimde yerleştiğini görmek ve bilmek gereklidir.



Hacı Ahmet Efendi (Muş)- Sonsuza dek kalacaktır.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)-Benim bildiğime göre millet bu hayatî gerçek durumu bütün kapsamı ile anlamıştır. (Hiç şüphe yok sesleri)



Efendiler! Millî egemenlik ve onun korunmasının kefili olan bugünkü şekil ve nitelikteki yönetimimiz, yalnız gelecek mutluluğumuzu değil, onurumuzu, namusumuzu ve bütün manevî özelliklerimizi sağlayacaktır.



Efendiler! Zorlayıcı olayların sevk ve etkisi altında toplanan Yüce Meclisiniz, bu devlet ve milletin şeklini ve niteliğini en kesin bir biçimde belirlemiş ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile onun hükümlerini doğrulayan ve kuvvetlendiren 1 Kasım 1922 kararını oy birliği ile kabul ederek, yeni Türkiye devletinin temellerini ortaya koymuştur.



Misak-ı Millî adı altında tanıyarak, gerçekleştirilmesi uğrunda bütün milletin hayatlarını feda etmeyi göze aldığı kurtuluş belgemizin güç, kuvvet ve niteliği ne ise, 1 Kasım 1922 kararının da değeri ve önemi odur. Misak-ı Millî, vatanın dış düşman karşısındaki durumunu ve yerini belirleyen kutsal bir kural olduğu gibi, 1 Kasım 1922 kararı da, yüzyıllardan beri bilgisiz yol göstericilerin koruyucusu, iyi ve kötü bütün uğursuzlukların babası bulunan ve milletimiz için yurt içinde sürekli düşman tutumu gösteren saltanat üyelerine ve onların temsilcileri olduğu uğursuz yönetim şekline yöneltilmiş kutsal bir silahtır. (Şiddetli alkışlar)

Yüzyıllar boyunca yiğit ve kahraman bir iradenin görülmesine sahne olmuş bir vatanı, düşmana bırakmak cesaretini gösterenler bu cesareti ancak bu yönetimin ruhunda, şeklinde ve niteliğinde bulmuşlardı. (Pek doğru sesleri) Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun en büyük hak sahibi olan milletten aldığı yetki ile kurduğu yönetim şekli, süre ile sınırlı değildir ve olamaz.

Bundan dolayı dış düşmanlarımızın, şu veya bu kaynaktan aldıkları haberleri şu veya bu şekilde yorumlayarak şimdiye kadar olduğu gibi boş ümitlere kapılmaları kadar büyük yanılgı olamaz. (Bravo sesleri)



Yahya Galip Bey (Kırşehir)- Bu sözlerinizi alsınlar ki; hepimizin sözüdür. Bütün milletin sözüdür.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Efendiler, Kurtuluş prensibimiz olan Misak-ı Millî’yi tarih sayfalarına yazan, milletin demir elidir. Elde edilecek sonucu da milletin kendisi gözetleyecektir. (Şiddetli alkışlar)



Millet, yalnız kendi kolları ve kendi kanı ile değil, aynı zamanda kendi başı ve kendi aklı ile kazandığı egemenliği ve bağımsızlığı, son felakete kadar büyük bir saflık ve ihtiyatsızlıkla kendisine önder tanıdığı ve derin bir bağlılıkla hayatının koruyucusu saydığı kişiler ve yönetimlerine artık güvenemez. (Pek doğru sesleri) Millet, bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına yine kendisi gözetici olacak ve vatanın her köşesinde yine yalnız kendisi, kendi yönetimi hüküm sürecektir. (Sürekli alkışlar)



Refik Bey (Konya) -Yaşasın Hakimiyet-i Millîye!



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Efendiler, Misak-ı Millî sonuçları elde edildikten sonra bile milletçe millî iradeyi gevşettiğimiz dakikada elde edilen büyük sonuçların elden gideceği kesindir.



Ali Galip Bey (Urfa) -Gevşemez.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Millet bunu bilmektedir ve millet hayat sırrını kendisi bulmuştur. Bu nedenle 1 Kasım kararı ölümsüzdür! (Sürekli alkışlar)



Efendiler! Misak-ı Millî, yalnız elde edildiği ana kadar korunması gerekli bir prensip durumunda iken, onun sonucu olarak kazanılan bağımsızlık, ancak 1 Kasım 1922 kararının sürdürülmesi ile ölümsüzleştirilebilir.  Bundan dolayı 1 Kasım 1922 kararı kanunların ve bütün kararların üstünde bir değer ve güce sahiptir. (Şüphesiz sesleri)



Tunalı Hilmi Bey -Halkın tacıdır.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)-Efendiler, Sosyal toplulukta en yüce hürriyetin, en yüce eşitliğin ve adaletin yerleşmesi ve korunması, ancak ve ancak tam ve  kesin anlamı ile millî egemenliğin kurulmasına bağlıdır. Bu nedenle; hürriyet, eşitlik ve adaletin de dayanacağı nokta millî egemenliktir. (Öyledir, bravo ve yaşasın sesleri) Toplumumuzda, devletimizde hürriyet, sonsuza kadar sürecektir. Ancak onun sonsuzluğu, onu sonsuz yapan kuralların korunması ile ayakta durur ve onunla sınırlıdır.

Bir insan belki kendi isteği ile şahsi hürriyetini bir yana bırakabilir. Fakat bu girişim, koca bir milletin hayatına ve hürriyetine zarar verecekse, büyük ve haysiyetli bir millî hayat bu yüzden sönecek ise o milletin evlatları ve torunları bu yüzden yok olacaklarsa, bu girişim hiçbir zaman meşru ve kabul edilebilir bir konu olamaz.



Tunalı Hilmi Bey -Köylünün tırpanı hepsi hazırdır.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla) – Ve hele böyle bir girişim hiçbir zaman hürriyet adına hoşgörü ile karşılanamaz.

Hiç şüphe yok, devletimizin sonsuza dek yaşayabilmesi, memleketimizin güçlenmesi, milletimizin refah ve huzurunun sağlanması, hayatımız, namusumuz, haysiyetimiz, geleceğimiz, bütün kutsal inancımız ve son olarak her şeyimiz için, her an en kıskanç duygularımızla en açık uyanıklığımızla, cesaretimizle ve bütün gücümüzle millî egemenliğimizi koruyacak ve kollayacağız. (Şiddetli alkışlar)



Yahya Galip Bey (Kırşehir) -Yaşasın hakimiyet!



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Bu nedenle, millî egemenliğin kutsal özünün belirttiği bugünkü yönetim şekli ve niteliği gereği olarak hükümetimizin, düşmanlarını derhal durdurması ve millî bağımsızlığın korunmasını sağlaması ve bunu kollaması pek doğaldır.



Refik Bey (Konya) -Hiç şüphesiz.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Efendiler, sonsuz bir hürriyet düşünülemez. Hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile vazgeçilmez değildir. İntihara karar veren bir kişinin yaptığı suçun sonucu, yalnız kendi ile ilgili olduğu halde, güvenlik kuvvetleri onu yasaklamakla görevlidir. Aynı kişinin aynı davranışını biraz daha büyük oranda düşünür ve düşündüğümüz suçu bir kişiden bir aileye genişletirsek, girişimcinin durumu hemen kan dökücü bir cânî görüntüsü verir. Bu nedenle, millî egemenlik düşmanlığı, üstün, saygıdeğer bir yere sahip olan haysiyetli bir milletin her şeyine, bir anda bile bile kastetmek suçundan başka bir şey değildir. (Şüphesiz sesleri)



İhsan Bey (Cebelibereket) -Ve cezası da o olacaktır.



Gazi Mustafa Kemal Paşa (devamla)- Bunu elbette bütün milletin maddî ve manevî seçkin niteliklerini taşıyan millî emniyet kuvvetleri kesinlikle yasaklar. (Şüphesiz sesleri)



Efendiler! Açıklanmasını gerekli gördüğüm bu konuyu kendi hayatımıza ve kendi meclisimizin tarihine uygulayıp ayrıntılı bir biçimde açıklayalım.



Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışından bir gün sonra, kendi meşru durumu konusunda sözle, eylemle, yazılı olarak ve herhangi bir araç kullanarak aleyhte bulunanları Meclis, hangi yetki ile vatan hâini saydıysa, Misak-ı Millî aleyhinde bulunanları hangi politik ve sosyal gerekçe ile hâin durumunda tanıdıksa ve son olarak, bütün şanlı görünüş ve heybeti ile bütün kanunları ve gücü ile Meclisin ve Misak-ı Millînin aleyhinde bulunan yüzyılların yönetimi ve onun mensuplarını hangi nedenlerle ve hangi yetki ile hâin olarak nitelendirdikse, bugünkü millî egemenlik düşmanlarını da aynı nedenle hâin olarak kabul ederiz. (Şiddetli alkışlar) Millî egemenliğin kanunlar içinde anlatımı olan Anayasamıza ve onun bir destekleme belgesi olan 1 Kasım 1922 kararına karşı duranları aynı hak ile önleriz, gelecek nesilleri esenliği ve vatanın geleceği adına önleriz. (Doğru sesleri)



Sayın ve değerli Arkadaşlarım!

Bu açıklamalarımdan sonra hep birlikte, saygın bakışlarımızı vicdanımızın merkezi olan millete dikelim. Orada erdemin, vefa ve içten bağlılığın, yenileme arzusunun, egemenlik aşkı ve geleceğin sönmeyen ateşi yanmaktadır. Bu kutsal ateş kendi içindeki bilgisizlik ve karanlığı yakacak ve bağımsızlığımızın önüne dikilecek olan bütün engelleri yıkacaktır. (İnşallah sesleri).

Efendiler! Millet önünde, onun hak ettiği bağımsızlığın önünde, onun layık olduğu gelişme ve yenileme arzusu önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve amaçlarına uymak şartıyla yaşayabilir. Milletin irade ve amaçlarına uymayanların talihi hüsrandır, çökmedir. (Şüphesiz sesleri)



Efendiler! Bu yüce iradenin huzurunda büyük bir saygıyla eğilelim! (Şiddetli alkışlar).



Yahya Galip Bey (Kırşehir)- Yaşa Paşam, Yaşa!..