Dünyanın (Siyasî) Durumu

Washington 7 (T.H.A.)- Yarın yayınlanacak “The Caucasus” dergisi Atatürk’le Mac-Arthur arasında, bundan yirmi yıl önce yapılan görüşmenin aşağıdaki dikkate değer ayrıntılarını açıklayacaktır:



Avrupa’nın durumu hakkında ne düşündüğünü kendisine soran Mac-Arthur’a Atatürk şu cevabı vermiştir:



- Versailles Antlaşması Birinci Dünya Savaşı’na neden olmuş olan sebeplerden hiçbirini yok edemediği gibi, aksine dünün başlıca düşmanları arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Çünkü yenen devletler, yenilenlere barış şartlarını zorla kabul ettirirken, bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini asla göz önüne almamışlar ve sadece düşmanlık duygularından beslenmişlerdir. Böylelikle bugün, içinde yaşadığımız barış dönemi sadece ateşkesten ibaret kalmıştır. Eğer siz Amerikalılar, Avrupa işleriyle ilgilenmekten vazgeçmeyerek, Wilson’un programını uygulamakta ısrar etseydiniz, bu ateşkes dönemi uzar ve bir gün sürekli bir barışla sonuçlanabilirdi. Bence, dün olduğu gibi yarın da, Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı duruma bağlıdır. Olağanüstü bir dinamizme sahip olan bu 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet, üstelik millî tutkularını kamçılayabilecek siyasî bir cereyana kendisini kaptırdı mı, er geç Versailles Anlaşması’nın bozulmasına girişecektir.



Atatürk, Almanya’nın İngiltere ve Rusya hariç olmak üzere, bütün Avrupa kıtasını işgal edebilecek bir orduyu kısa bir zamanda oluşturabileceğini, bundan dolayı savaşın 1940-46 yılları arasında başlayacağını, Fransa’nın güçlü bir ordu yaratmak için gereken özellikleri yitirdiğini ve İngiltere’nin adalarını savunmak için, bundan sonra Fransa’ya güvenemeyeceğini söylemiş, İtalya hakkında da şöyle demiştir:



-İtalya, Mussolini’nin yönetimi altında kuşkusuz büyük bir kalkınmaya ve gelişmeye sahne olmuştur. Eğer Mussolini, gelecekteki bir savaşta, İtalya’nın görünen büyüklüğünü, savaş dışında kalmak biçimiyle, gerektiği gibi kullanabilirse, barış masasında başlıca rollerden birini oynayabilir. Ancak korkarım ki, İtalya’nın bugünkü şefi, Sezar rolünü oynamak isteğinden kendisini kurtaramayacak ve İtalya’nın askerî bir güç yaratmaktan henüz çok uzak olduğunu hemen gösterecektir.



Atatürk, Amerika’nın geçen savaşta olduğu gibi, bu savaşta da tarafsız kalamayacağını ve Almanya’nın ancak Amerika’nın karışması dolayısıyla yenileceğini de eklemiştir. Ve âdeta kehanet derecesinde olan bu hayrete değer sözleri şöyle:



- Avrupa devlet adamları, başlıca anlaşmazlık konusu olan önemli siyasî konuları, her çeşit millî egoizmlerden uzak ve yalnız herkesin yararına olarak, son bir çaba ve tam bir iyi niyetle ele almazlarsa, korkarım ki felâketin önü alınamayacaktır. Çünkü, Avrupa sorunu İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlıklar sorunu olmaktan artık çıkmıştır. Bugün Avrupa’nın doğusunda bütün uygarlığı ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddî ve manevî imkânlarının hepsini birden, dünya ihtilâli amacı uğruna seferber eden bu korkunç güç, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz bilinmeyen yepyeni bir siyasî yöntem uygulamakta ve düşmanlarının en küçük hatalarından bile kusursuz olarak yararlanmasını bilmektedir. Avrupa’da ortaya çıkacak bir savaşın başlıca kazananı ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya’dır. Sadece Bolşevizmdir. Rusya’nın yakın komşusu ve bu ülkeyle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada gelişen olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan doğu milletlerinin anlayışlarını kusursuzca sömüren, onların millî isteklerini okşayan ve kinleri kışkırtmasını bilen Bolşevikler, yalnız Avrupa’yı değil, Asya’yı da tehdit eden başlıca güç durumunu almışlardır.



Söz Asya’ya gelince, Mac-Arthur şöyle demiştir:

-Düşüncenize tamamıyla katılıyorum. Avrupa ile Amerika devlet adamlarının asıl tehlikeyi görememeleri, bana da çok endişe veriyor. Böylelikle hepimizi tehdit eden bir düşmanın, büyük yararlar sağlayabileceği bir savaşa doğru sürükleniyoruz. Bana öyle geliyor ki, Avrupa’da başlayacak bir savaş, mutlaka Asya’ya da yayılacaktır. Ancak, büyük devletlerin Avrupa’daki yenilgilerini Japonya, Asya’daki arzularını uygulamak için fırsat sayacaktır. Amerika kuşkusuz buna ilgisiz kalmayacaktır. İster istemez sürükleneceğimiz böyle bir savaşta ise, Rusya Asya’daki nüfuzunu genişletmeye çalışacaktır. Eğer siyaset adamlarımız, o sırada, Rus yardımını ona büyük toprak parçaları verilmesi karşılığında satın almamak dirayetini gösterirlerse ne iyi, aksi taktirde, biz bir tehlikeyi yok etmeye çalışırken onun yerine daha büyüğünü koymuş olacağız. Bundan dolayı Rusya ile birlikte yapacağımız bir savaş, Avrupa sorunlarını olduğu gibi Asya sorunlarını da çözmekten çok uzak kalacaktır. Bitmez tükenmez insan kaynağına sahip bulunan ve üstelik Avrupa ile Amerikalı sanayicilerinin ihacat pazarı olan Asya, Rusya’nın nüfuzu altına girdiği gün, dava Bolşevizm için çözülmüş olacaktır. Ruslar, bunu bizden daha iyi anladıkları içindir ki, Asya’da çoğunlukla gözümüzden kaçan büyük bir çalışma gösteriyorlar. Bugün Çin’in önemli bir bölümü, komünist ajanların kontrolü altında bulunmaktadır. Eğer Amerika ve Avrupa devlet adamları, Çin’e gereken önemi vermez ve oradaki komünist karşıtı devlet adamlarını desteklemezlerse, Japonlar’ın yenilgisi komünistlerin Çin’deki zaferi olabilir. Aynı durum Mançurya, Kore, Hindistan, Hindçini, Birmanya için de geçerlidir. Bundan dolayı bence dünyanın geleceği Avrupa’da değil, Asya’da çözümlenecektir.



İki büyük asker arasındaki düşünce alışverişi bittiği zaman, Atatürk gülerek Mac-Arthur’a şöyle demiştir:

-Görüşlerimizde tam bir uygunluk var. Ancak dileyelim ki, durumu biz yanlış görelim ve dünyanın geleceğini ellerinde tutan devlet adamları haklı çıksınlar.



Cumhuriyet: 8 Kasım 1951