General Frunse’nin Yemeğinde

Ukrayna delege heyetinin oturduğu binada söylenmiştir.

Aziz Arkadaşlar,



Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Beyefendi ile Ukrayna Cumhuriyeti fevkalâde delegesi Arkadaş Frunse arasında bugün yapılan anlaşmanın olağanüstü değeri ve önemi vardır. Bu sebeple beraber geçirdiğimiz bu gece, bizce gerçekten mutlu bir gece kabul olunur. Kendilerine arz ederim ki, milletimiz ve Büyük Millet Meclisi ve şahsım bu dakikada bu mutluluğu çok derin duygular ile duymaktayız.



Efendiler,

Geleceğini, kendini zincire bağlatan kişilere bırakan milletler, o kişilerin keyif ve isteklerine oyuncak olmağa karar vermiş, kabul etmiş sayılırlar. Bu türlü milletler, talihlerini ellerine bıraktıkları insanlar başarılı oldukça o insanların daha kuvvetli istibdadı baskısı altında kalırlar. Başarılı olmazlarsa felâket, yok olma yalnız o insanlara değil, onlara bağlı olan topluma gelir. O halde her iki ihtimalde de böyle bir millet felâkete uğramaya mahkûmdur. Rus milleti, Çarların istibdadı, baskısı altında bulundukça bu iki felâketin tehdidi altında idi. Gerek Ruslar, gerek Çarlığa bağlı olan Rusya’daki diğer milletler, bu felâketlerden kurtulmak için kanlı ihtilaller yaptılar. Kendilerini insanlık gerçeğinin amacına ulaştıran yollar aradılar. Fakat başarılı olmak güç idi.

Türkiye halkı da aynı şekilde, aynı kötü yönetim ve zulüm altında yönetilmiştir. Bunun sonucunda düştüğü zayıflık nedeniyle dışarının da ihtirasını çekti. İçerden ve dışardan yok edici tehditler altında kaldı. Bunun üzerine meşrutiyete kavuşmak amacıyla ihtilal, inkılâp yaptı. Ve başarılı olduğunu zannetti. Ne yazık ki yine bir takım insanların keyfi hareketleri ve despotça yönetimleri altında kalmaktan kurtulamadı. Sonunda yıllarca devam eden ve dünya yüzünü insan kanlarıyla sıvanmış bir hale getiren Genel Savaş, insanlığın anlayış ve kavrayışına yüce uyanışlar oluşturdu.



Gerçekten büyük olaylar, fikirlerde büyük inkılâplar yapar. Bu suretle insanlığın anlayışındaki uyanma yeteneği Rus milleti tarafından uygulama alanına konabilmiştir. Bunun sonucu olarak milletlerin gerçek mutluluk ve kurtuluşlarının nasıl belireceğini gösterecek hareketler oluştu. Genel Savaş Türk halkı üzerinde de tesir-i tabir yaptı. Ve istenilen bir uyanma meydana getirdi. Zalimler Türk halkını yok etmek istiyorlardı. Milleti yok edercesine bir baskı altında bulunduran adil olmayan yönetim de bunlarla çalışma ortaklığı yaptığından, millet hem dışarıya hem de benliğine darbe vuran içerideki yönetime karşı ayağa kalktı. Bunun sonucu olarak geleceğini kendi eline aldı. Milletimizin bugünkü yönetimi gerçek mahiyeti ile bir halk yönetimidir. Ve bu yönetim şekli, temeli danışma olan Şûra yönetiminden başka bir şey değildir. Ruslar buna Sovyet yönetimi derler. Türkiye’deki bu değişiklik, şekilde değil, milletimizin zihniyetinde görülmektedir. Bu devre kadar söylenilmeyen inanışlar, tüm anlamıyla belirmiştir, görünmüştür. Gayret sahibi olmayanlar insandan sayılmamak; hakkı, çalışmaya dayandırmak, temel inancına değer verildi. Türkiye’nin bu durumunu değerlendirmek ve doğrulamak; Türk halkının varlığını, bağımsızlık ve mutluluğunu ciddi olarak istemektedir. Bu içten isteği ilk kez Ruslar göstermiştir. Rusların bu isteği Frunse arkadaşımızın dediği gibi, kağıtta değil, kalp ve vicdandadır. Bugün imzalanan antlaşma resmi bir şekildir. Bunun kağıt üzerinde bulunması önemli değildir. Fakat bu antlaşma Rusya ve Türkiye arasında var olan büyük yakınlığın ve dostluğun doğruluğunu ilâna neden olacağından önemlidir.



Ukrayna ile Türkiye, denebilir ki, bitişik iki memlekettir. Bakışlarımızı kuzeye çevirelim: Bir deniz… bir an için bu denizin yokluğunu göz önüne getirirsek, Türkiye ve Ukrayna’ın bir diğerine en yakın iki memleket olduğunu görürüz. Bu iki memleket halkları arasındaki içtenlik de bu derece yakındır.



Efendiler!

Dünyadaki son olayın, Genel Savaşın uyandırması, yalnız Rusya’da, Türkiye’de değildir. Bütün insanlığın anlayışında önemli kanaatler olmuştur. Gerçi bu kanaatlerden doğan intibaları hisseden milletlerin başında hâlâ var olan despot beyinler zorbalıklarını kuvvetleriyle yaşatmak için çabalıyorlar. Fakat az zaman zarfında bütün dünya hakkın ne tarafta olduğunu anlayacak ve toplumlar, birer yüce insanlık kitlesi haline dönüşeceklerdir. İşte o zaman milletlerin bütün amacını insaniyet ve karşılıklı sevgi oluşturacaktır.

Bu akıllı hareketlerin kuvvetli eserlerine doğuda, Asya’da rastladığımız gibi, Frunse Yoldaşın dediği gibi, Afrika’da da aynı fikrî hareketin var olduğunu görürüz. Bizzat, bir sene devam eden bir savaş esnasında Afrika’da o savaşı yapan insanlar içinde bulundum. Onlarla yakından ilişkim, fikirleri hakkında derin bir bilgim vardır. Afrika insanları belki kendi hürriyetlerini daha önce anlamışlardı. Fırsat bulamadılar. İşgâlciler ve onların saldırgan orduları kendilerine hiçbir zaman baskıdan geri kalmadı. Fakat bu baskı ne kadar kuvvetli olursa olsun bu büyük fikir hareketine karşı duramayacaktır. İnsanlığa yönelen fikir hareketi, er geç başarılı olacaktır. Bütün haksızlığa uğramış milletler zalimleri bir gün yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma ulaşacaktır. Bizim milletlerimiz o zaman, bu amaca ulaşmış olan milletler arasındaki önceliğiyle gerçekten övünecektir. Bugün aralarında beraberlik bulunduğunu gördüğümüz devletler, mazlumları daha sıkı kölelik zincirinde bulundurmak ve bu şekilde onların emeklerinden yararlanarak zevklerini tatmin etmek için aralarında birçok antlaşmalar yapmışlardır. Fakat bu antlaşmalar değeri olmayan birer kağıt parçasından başka bir şey değildir. Hakka saldırmaktan ibaret kağıtların, kararlı milletler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Milletlerimiz ancak bunları parçalamakla; insanlık mutluluğunun olacağına inanmışlardır. Bu, kendileri için bir mutluluktur.



Frunse Yoldaşımıza gerek imzaladığı antlaşmadan dolayı ve gerek milletinin hakkımızda duyduğu kardeşçe duyguları içten, vicdanî, açık bir ifade ile açıklamış olduğundan dolayı çok teşekkür ederim ve bütün Türk halkının da derin ve içten sevgilerini, hiçbir olayın değiştiremeyeceğini ve karşılıklı güvenini kendi milletine de ulaştırılmasını özellikle rica ederim. Türkiye-Ukrayna anlaşmasıyla iki memleket arasında desteklenmiş, kuvvetlendirilmiş sevgi devamlıdır. Bunun devamı yalnız iki memleket için değil, bütün haksızlığa uğramış milletler için çok hayırlı sonuçlar verecektir.



Diğer elçi arkadaşlarımızın da bu sofrada bulunduklarını görmekle mutluyum. Kendilerine Teşekkürlerimi sunarım.



Hâkimiyet-i Milliye: 4.1.1922