İran Elçisinin Ankara’ya Gelişi Dolayısiyle

Rus Sefiri Araloff’un İran Sefiri Mümtazüddevle İsmail Han onuruna verdiği ziyafette söylenmiştir.

Yüce İran Devletinin saygıdeğer olağanüstü elçisi Mümtazüddevle Bey’in onuruna düzenlenen bu ziyafette bulunduğumdan dolayı oldukça mutluyum. Bu nedenle burada hazır bulunan samimi arkadaşlarla görüşmek de ayrıca mutluluk nedenledir. Araloff arkadaşımız diğer arkadaşlarımız gibi daima doğunun suçsuz ve haksızlığa uğramış olan milletlerinin duygularını temsil eden insanları bir araya getirmek ve onları dertleştirmekle çok büyük bir görev yapmaktadır. Bundan dolayı kendilerini kutlarım. Dertdaş olanlar bir diğerini arar ve bulurlar. Aynı içtenlikle duygulanmış olan arkadaşlar aynı içtenlikle duygulanmış olan milletlerin temsilcisi olarak epey zamandan beri burada bulunuyorlardı. İçimizde gerçekten büyük bir boşluk vardı; o da İran milletinin temsilcisinden mahrum olmak! Bugün ona da kavuşmuş olduğumuzdan dolayı mutluyuz.



Türk halkının doğu milletleriyle Rusya ile Azerbaycan ile Afganistan’la, İran ile olan bağı yalnız duygular üzerine dayanmış değildir. Gerçek, maddî, değiştirilemez birtakım ilkelere dayanmaktadır. Bu şekilde düşmanlarımızın içimize girerek yapacakları telkinler ile bu bağların sarsılmasına imkân olduğunu düşünmek doğru değildir. Bugün dostlarımız emin olabilirler ki, biz dünyada dostla da, düşmanla da ilişkiye girebiliriz ve onlar da bizim ile ilişkide bulunabilirler. Fakat bu ilişki var olan içten bağlılığı, dostluğu daima sarsılmadan koruyacaktır. Türkiye’nin bugünkü mücadelesinin yalnız Türkiye’ye ait olmadığını, bütün arkadaşlarımız söylemişlerse de, bunu bir defa daha doğrulamak gereğini duyuyorum. Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi ad ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve önemli bir çaba harcıyor. Çünkü savunduğu, bütün haksızlığa uğramış milletlerin, bütün doğunun davasıdır ve bunu sonuçlandırıncaya kadar Türkiye, kendisiyle beraber olan doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir. Türkiye şimdiye kadar var olan tarih kitaplarının gereklerini değil, tarihin gerçek gereklerini izleyecektir. Gerçekten var olan tarihlerin kaydettiği olaylar milletlerin gerçek düşünceleri, işleri hareketleri değildir.



Doğu milletleri kendi istekleri, kendi duygularıyla hareket etmiyorlardı. Onların başında birtakım zorbalar, keyfi hareket eden Çarlar, Hükümdarlar vardı. Yazılmış tarih daha çok onların hırslarını tatmin için yaptıkları olaylardır. Biz onların hepsini yırtacağız, yeni bir tarih yapacağız. Efendiler, Yüce İran Devleti, İran saygıdeğer milleti gerçekten doğunun genel dengesinde olağanüstü öneme sahip olan bir kitledir. Şimdiye kadar Türk halkı ile İran halkı gerçek ve candan ilişkiye sahip olamamıştı. Çünkü başlarında öyle adamlar bulunmuştur ki, onlar buna engel idi. Fakat ben kesin olarak bilirim ki, İran milliyetçileri çok kutsal bir istek için yüzyıllarca uğraşmış, olağanüstü kahraman bir millettir. Eğer İranlılar buna bütün anlam ve kapsamı ile başarılı olamamışlarsa tabiî olarak suç kendilerinde, çalışmalarında değildir.



Bu arz ettiğim nokta çok önemlidir. Şimdiye kadar Osmanlı Devleti adı altındaki imparatorluk ile İran Devleti arasındaki ilişkilerin İranlıların ve Türk halkının ciddi eğilimlerine uygun belirmemiş olduğunu söylemek gerekir. Fakat bugün İranlı kardeşlerimiz emin olabilirler ki Türkiye’nin başında bulunanlar aynı adamlar değildir. Mümtazüddevle Bey’in temsil ettiği İran millet ve devleti, gerçek ilişki noktasını bulmuştur. Bunun görünmesi çok bereketli olacaktır. Bu bereketten yalnız Türkiye ve İran değil, bütün doğu milletleri bereketlenecektir. Araloff arkadaşın ve Sayın Mümtazüddevle Bey’in hükûmetimiz, halkımız, ordumuz ve bunların mensupları hakkında söyledikleri sözlerden olağanüstü duygulandım. Bunu açıklamak için fazla söz söylemeğe gerek görmüyorum. Kendi hükûmetlerine, milletlerine karşı kalbimizin çok derin ve içten dostça duygular ile çarptığından emin olabilirler. 

                   

           Hâkimiyet-i Milliye: 9.7.1922