İzmir’de Parti Kongresinde Konuşma

Cumhuriyet Halk Partisi İl Kongresi’nde, partinin çalışmaları hakkında söylenmiştir.



Genel Başkanı olmakla övündüğüm Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir İli ve ilçelerinin delegeleri karşısında bulunmaktan özellikle memnun ve mutluyum.



Yüce huzurunuza çıktığım zaman, adınıza ve elbette ki temsil ettiğiniz halk adına Başkan Beyefendi, hakkımdaki duygularınızı anlattı. Bu duygulardan dolayı kendilerine özellikle teşekkür ederim.



Burada okunan raporları ve söylenen sözleri özel ilgi ile dinledim. Son derece doğru buldum. Görülüyor ki, halkın her türlü dertlerini düşünen ve önlemler arayan kıymetli üyelere sahibiz. Her şeyden söz ettiniz. Ziraatten, sanattan, ticaretten, eğitimden… Ekonominin bütün birimleri hakkındaki düşüncelerinizi içten buldum. Ve bütün bunlar halkın düşünce ve duygularıyla yakından ilgili olan, ona hak ettiği önemi yükleyen Cumhuriyet Hükümet’i tarafından önemle dikkate alınarak gereği yapılacaktır. Şüphesiz hükümetin dayandığı partimizin yöneticileri de bunların gerçekleşmesi için her türlü hazırlık ve girişimlerde bulunacaklardır.



Fakat bir nokta üzerine herkesin dikkatini çekmek isterim: Herhangi bir ilçenin ihtiyacı açıklanırken, diğer ilçe delegeleri gördüler ki, söylenen istekler yalnız kendi ilçelerine ait değildir. Bu ihtiyaçlar birbirine benzer olarak her ilçe ve her il delegeleri tarafından bildirilmektedir. Yalnız bir köy, bir ilçe, bir il düşünüldüğü zaman bütün bu dertlerin hızla çözülebileceği düşüncesi doğar. Memleketin genel durumuna göre aynı ihtiyaçların her ilçe, her  ilde var olduğu düşünülürse hepsinin birden ve kolaylıkla karşılanmasının  mümkün olmadığı görülür.



Dikkatleri çeken şudur ki, birbirine zıt iki istek ileri sürülüyor. Bir taraftan memleketin birçok ihtiyaçlarının hızla ve kolaylıkla karşılanması istenilirken, diğer taraftan bunlar için gerekli olan temel aracın azaltılması isteniyor. Yani şu veya bu verginin değişikliği veya yükünün azaltılması söz konusu oluyor. Şüphe yok ki, olabilecek bütün değişiklikler, hafifletmeler yapılmalıdır. Bunun için uygun ve mantıklı yöntemleri bulmak daima gereklidir. Fakat zaman ve aracın çok önemli olduğunu hatırdan çıkarmamak şarttır. Örneğin, bazı arkadaşlar Küçük Menderes çayından söz ederken, onun meydana getirdiği acıklı durumu, hepimizi duygulandıran bir şekilde açıkladılar. Fakat memleketin diğer bütün bölgelerinde bataklıklar oluşturan ve geçtiği yerdeki kıymetli araziyi faydasız bir duruma koyan nehirler olduğu şüphesiz, bunların yalnız Küçük ve Büyük Menderes’ten ibaret olmadığı düşünülmelidir. Bütün bu nehirler başka yerlerde servet kaynakları iken, bizim memleketimizde yıkım kaynağıdır. Bunları etkisiz kılmak gereklidir. Mutlaka etkisiz kılınacaktır. Fakat uygulanan program toplunun genelini içine aldığı için elbette ki bir sıra ile yapılıyor ve bu arada bazıları geri kalıyor. Gerçekten sınırlı sayıdaki gereksinimler düşünüldüğü zaman bu düşünceler haklıdır. Fakat düşünülmelidir ki, bu görevleri yüklenmiş olan hükümet bütün memleketin ihtiyaçlarını ile uğraşmaktadır. Bütün memlekete gerekenleri sıraya koymak ve bir programa bağlamak zorundadır.



Şu noktayı belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin amacı elbette ki içinde bulunduğu çevrenin her türlü isteklerini almak ve bunları uygulanırlığı derecesinde uygulamak için icra makamlarına bildirmek. Yüce heyetinizin kıymetli üyeleri gibi partili her üyeyi de kendilerini bununla sorumlu saymaları gereklidir. Bu ilgiyi en yüksek derecede devam ettirmelidirler. Yalnız bu dilekleri icra kuvvetlerine ulaştırdıktan sonra, hepsi uygulanmazsa bundan etkilenmemesi gerektiğini bilmek ve bu konuda bütün başvuracakları uyarmak gerekir. Bütün bu raporların içeriklerine bakıldığında  yapılabilecek gibi bir düşünce doğar ve sonra tamamen yaptırılamazsa genel bir ümitsizlik oluşabilir. Bu raporları başvurulacak yerlere ulaştırmaya aracılık edenlere karşı bir güvensizlik uyanır. Her dileğin uygulanabilir olup olmadığını düşünmek gerektiği bütün vatandaşlara anlatılmalıdır.



Arkadaşlar, zaman kavramı çok önemli bir sorundur. Yollardan söz ediliyor. Örneğin, Ödemiş ilçe merkezinden Kasaba ovasına yol gereklidir. Bu çok kıymetli bir yoldur. Yine Küçük ve Büyük Menderes vâdilerini birbirine bağlayan yol da çok kıymetlidir. En sonunda bütün memleketi düşündüğümüz zaman ne kadar çok kilometre yol gerekiyor. Bunlar hep yapılacaktır. Fakat zaman kavramını anlamak gerekir. Dünyayı dümdüz sandıkları zaman dünyayı dümdüz kabul edenler, onun beş altı bin senede meydana geldiğini sanmışlardır. Halbuki dünyanın hakikati meydana çıktıktan sonra anlaşıldı ki, dünya beş altı bin değil ancak milyonlarca yıl sürecinde meydana gelebilmiştir.



Mükemmel bir şehrin birden bire bir girişimle oluşturulması o kadar kolay değildir. Aynı zamanda düşünmek gerekir ki, bu eksikler yarım yüzyıllık bir tembelliğin sonucu olsaydı, belki o kadar düşünmeğe gerek yoktu. Fakat bütün bu eksikler asırların biriktirdiği eksiklerdir. Bu nesil, hatta bundan sonraki nesiller, uzun yıllar çalışarak bu eksikleri giderebileceklerdir. Her vatandaşın istediğini yapmasını düşünmek hayalciliktir. Yapılabilecek şey herkesin isteğinin bileşkesinin ortalaması olabilir.



Arkadaşlar!

Hepinizce bilinir ki, Cumhuriyet Halk Partisi ve ona bağlı arkadaşların hepsi hiçbir zaman yapmadıkları ve yapmayacakları şeyler hakkında kamu oyunu aldatıcı bir vaatte bulunmamayı bir ilke olarak kabul etmişlerdir. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da böyle bir aldatıcı siyaset izleyebileceğimizi kimse sanmasın. Onun için memleketi imar edeceğiz dediğimiz zaman ancak yapabileceğimiz şeyleri yapacağız. Yoksa bütün yüzyıllar içinde gözardı edilmiş memleketi, birkaç senede cennete çevirmek hayaline kapılamayız. Memleketi imar edeceğiz derken vatandaşlarımıza hiç sorumluluk yüklemeyecek değiliz. Aksine bütün vatandaşlar gerektiğinde ağır sorumluluklara ve her türlü özveriye katlanacaklardır. Hep beraber yapacağız. Vatandaşların şunu isterim, bunu isterim demesi; şunu bunu yapmağa zorunluyum demektir. Bu yapılması gereken şeyler için vatandaş maddî, malî, manevî varlığını hazır tutarsa ancak o zaman ideale ulaşabiliriz.



Partimizin izlediği program, bir yönden tamamiyle demokratik, halkçı bir program olmakla beraber iktisadî açıdan devletçidir. Bu bakımdan partimize dayanan Cumhuriyet Hükümeti’nin her açıdan vatandaşların hayatıyla, geleceğiyle ve rahatlığıyla ilgili olması doğaldır. Halkımız doğal olarak devletçidir ki, her türlü ihtiyacı devletten istemek için kendisinde bir hak görüyor. Bu nedenle milletimizin yaratılışı ile partimizin programında tamamıyla bir uyum vardır. Bu yoldan yürüyeceğiz. Ve başarılı olacağımızda şüphe yoktur.



Düşünceleriniz içinde iktisadî alanda çok kolay uygulanabilir noktalara değindiniz. Örneğin, kooperatifler… Şurada burada halk veya aydınların girişimi ile gerçekleşen kıymetli sonuçlar görülmektedir. Hükümetimizin de girişimleri desteklemesi gerekir. Cumhuriyet Hükümeti, bu gereği doğal olarak anlamaktadır. Fakat daima bu konuda üzerine çok yüklenilen bir malî kuruluş vardır ki, o da Ziraat Bankası’dır. Banka fazla faiz alıyor. Konunun uzmanı olmadığım için bu konu üzerinde çok fazla konuşmayacağım. Fakat diğer yabancı bankaların aldığı faizlerle karşılaştırılırsa ancak o zaman oran meydana çıkar. Herkes kendisine yardım düşündüğü zaman istediği kadar yardım görmemektedir.



Bazı yerlerde yaptırdığım hesaplara göre, bütün bu dilekler tamamen göz önüne alınırsa, bu isteklerin yarısını bile karşılayabilmek için Ziraat Bankası’nın en aşağı, 100 milyon lira sermayeye sahip olması gerekir. Halbuki bugün Ziraat Bankası’nın sermayesi ancak 25-30 milyon lira kadardır. Bunun için yardımı ancak bu kadar yapabiliyor. Daha fazlasını beklemek hayal olur. Yalnız çeşitli bölgelerin de ihtiyaçlarının oranını göz önüne almıyorsa ve parasını hak edenlerden fazla etmeyenlere veriyorsa o zaman bu, eleştirilip karşı konulacak bir nokta olur. Bu şekilde bankanın gerçek durumuna gelmesini istemek halkın, özellikle çiftçilerin bir hakkıdır.



Arkadaşlar, bu raporlar ve bu raporlar üzerinde söylenen sözler mutlaka göz önüne alınmalıdır. Ben de Genel Başkanınız olmam nedeniyle  konuyla kişisel olarak ilgileneceğim. Bütün illerin raporları sınıflandırılabilir. Aynı türden sorunların olduğu görülür Genel raporlar genel idare heyetine bildirilir. Orada sınıflandırılır. Hangi işlerin hemen yapılması, hangilerinin ertelenebilir olduğu orada belirlenir. Bunlarla kişisel olarak ilgileneceğim. Yüce heyetinize söz veriyorum. Yalnız söylediğim bir noktaya geri dönerken arkadaşlara rica edeceğim ki, vatandaşlara, daima gerçeği söylemek görevimiz olsun. Herkese isteklerinin tamamen yerine getirilebilir olduğuna dair ümit vermek bize yarar sağlamaz. Partimizin amacı böyle gün kazanmak değildir.



Bütün hayatımızı gerçek hedeflere yöneltmek ve en sonunda millete bir gün eliyle tutacağı gerçek ve maddî eserler vermektir. Partimizin sözleri herkesin hoşuna gidecek sözler değil, fakat milleti yükseltecek gerçekler olacaktır. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüce heyetini oluşturan aydın üyeler, bu noktadan milleti her gün uyarmayı görev bilir ve sonunda kendisi için yük saymazlarsa, meydana gelecek genel düşünceler her toplulukta olacaktır. Fakat gerçek kamuoyu, dışardan kimsenin etkisi olmaksızın doğal olarak var olan düşüncelerin ve duyguların yine doğal olarak yarattığı bir havadır. Halbuki insanlık daima etki altında kalır. Yeter ki bu etki halkı meydana getiren insanların gerçekten onları düşünen ve bütün varlığını onlara ayırıp adayanlar, ayıranlar tarafından yaratılsın. Bu şekilde yaratılacak olan kamuoyu bu memleketin geleceğini şekillendirir. Yoksa herhangi bir yönden esen hava ile değişebilecek bir halkın düşüncesi içinde yaşarsak yarına güvenemeyiz Türk milletinin sağlam bir düşünceye sahip olmasını sağlamak amacımızdır. Yürüdüğümüz gerçeklik yolunun milleti mutluluğa ulaştıran tek yol olduğunu anlatmak gereklidir. Herşeyin meydana getirilmesine uğraşırken bütün çalışmanın, bütün girişimlerin üstünde Türk halkının düşüncelerini gerçeği anlamaya ve bilmeye alıştırmak, bu durumu ona yaşama şekli yapmak, şuradan ve buradan gelecek günlük düşüncelere, sahtekâr ve aldatıcı telkinlere asla önem vermeyecek bir olgunluk da yaratmaktır. Bunu yapmak yüce heyetinize düşen bir görevdir. Partimiz diğer memleketlerde olduğu gibi herhangi bir politik parti gibi kabul edilmemelidir.



Bilmektesiniz ki, siyasal partiler, belirli amaçlarla kurulurlar. Örneğin, İzmir tüccarları yalnız kendi çıkarlarını karşılayabilecek bir parti yapabilirr. Yahut yalnız çiftçilerden ibaret bir parti olabilir. Halbuki bizim partimiz böyle sınırlı bir bakış izleyen bir kuruluş değildir. Aksine her sınıf halkın yararlarını eşit bir şekilde, bir diğerini zarara uğratmadan sağlamayı amaç edinen bir kuruluştur. Bunu davranış biçimimiz ispat etmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Diğer memleketlerde bu kuruluşun bir benzerini aramaya gerek yoktur.



Arkadaşlar, zaman içindeki geçici olaylar, yürüdüğümüz yolda bizi aldatmamıştır. Bu yol üzerinde her gün daha çok aydınlanarak hedefe yürüyeceğiz. Bizimle beraber yürümek istemeyenlere bir şey diyemeyeceğiz. Onlar da istedikleri gibi hareket ederler. Bizim amacımıza doğru yürürken haklı olduğumuza ve sonunda başarıyla amaca ulaşacağımıza güvenimiz o kadar kuvvetlidir ki, şunun ve bunun üzülmesi bizi asla üzmez. Belki uyarır, daha dikkatli olmalarını söyleriz. Yalnız, bizi geriye götürecek olanların izleyecekleri yola asla sapmayız. Kanunlarımız uygun değilse o kanunları değiştiririz, yeni kanun yaparız. En sonunda gerek ve zorunluluk görürsek bu yolda her şeyin üstüne çıkarak amacımıza yürümekte kesinlikle tereddütlü davranmayız



Bir tarihte İzmir’de İktisat Kongresi oldu. Orada bütün arkadaşlarla beraber ben de bazı sözler söylemiştim. Türk milleti bütün tarihi boyunca savaş meydanlarımızda birçok zafer taçları giymiştir. Bununla övünür, daima övünecektir. Ancak bu övünme tacını daha çok süsleyerek milletin başında tutabilmek için, diğer bir alanda mutlaka başarılı olması gereklidir. O da İktisat alanıdır, demiştim. Bu dakikada övünerek görüyorum ki, kıymetli üyeleriniz söz söylerken benim o zaman önem verdiğimden daha yüksek bir titizlikle iktisattaki noktaya parmaklarını koymuşlardır. Bunu görmek benim için manevi bir kazançtır. Bu duyguyu bana yaşattıkları için ayrıca teşekkür ederim. Arkadaşlar, eğer bugüne kadar iktisadî alanda istediğiniz derecede büyük başarılar görülmüyorsa, bunu doğal karşılamak gereklidir. Bu demek değildir ki, Türk milleti iktisat sahasında yeteneksizdir. Belki bunu diyenler vardır. Fakat bunlar Türk milletinin gerçek tarihini bilmeyenler ve onu gerçek kıymetiyle tanımamış olanlardır.



Bütün insanlığa ziraati, sanatı ilk öğreten Türk milleti idi. Türk milletinin dünyaya öğretmenlik etmiş olduğuna artık gerçek bilginlerin şüphesi kalmamıştır. Türk milletinin bundan sonra hak ettiği derecede iktisat alanında yükseleceğine kimsenin şüphesi olmamalıdır. Partimizin görevi bu amaca bir an önce erişebilmek için millete yol göstermek ve yardım etmektir. Bunu bir vicdan borcu, bir insanlık borcu biliriz. Borcumuza sadığız, daima sadık olacağız.



Hâkimiyet-i Milliye, 29 ve 30 Ocak 1931