Kastamonu’dan Ayrılırken

Lise Almanca Öğretmeni Cemal’in söylevine cevap olarak söylenmiştir.



Arkadaşlar;

Saygıdeğer Kastamonu halkının coşkun duygularını açık bir şekilde dile getiren arkadaşımızın sözleri, benliğimde üzüntüler ve heyecanlanmalar doğurdu. Buna aynı içtenliğin, aynı derin duyguların vicdanımda yükselttiği heyecanı anlatarak karşılık vermek isterim. Arkadaşlar, benim için sizden ayrılmak çok üzücüdür. Arkadaşımızın dile getirdiği kesin mecburiyet olmasaydı, şimdi buradan geri döner ve çok mutlu olurdum. Fakat emin olunuz ki size ayrılık için, elimi uzattığım zaman bu sizden uzaklaşmak için değil, sizinle ilişkimi bütün ömrümce hissetmek içindir.



Güvence verebilirm ki, burada bulunmadığım ve birkaç yüz kilometre uzaklıkta bulunduğum halde bile yine sizin içinizde imiş gibi hissedeceğim.

Arkadaşlar, çok içten ve yüksek sevgi gösterişlerine şahit oldum. Buna içtenlikle teşekkür ederim. Bu samimi gurup kitlesi karşısında isteğimi anlatabilmek çok güçtür. Biliyorsunuz ki samimiyetin dili yoktur. Samimiyet ifade edilemez değildir. O; gözlerden ve alından anlaşılabilir. İşte size alnımı, gözlerimi çeviriyorum. Bakınız, görünüz. Oradan anlayacaksınız ki, kalbim çok şiddetli bir sevgiyle çarpmaktadır. Hepinize derin sevgilerimi belirterek ayrılıyorum.



            Hâkimiyet-i Milliye: 02.09.1925