Konya’da Bir Konuşma

Birinci İnönü Meydan Savaşının dördüncü yıldönümü nedeniyle Konya’da Alâeddin tepesinde yapılan törende söylenmiştir.



Arkadaşlar!

Bugün Birinci İnönü Meydan Savaşının dördüncü yıldönümünü anıyoruz. Bugünü, hatırlamak başarısından dolayı, huzurunda bulunduğum, asker, subay, komutan arkadaşlarımı tebrik ederim. Size kendim sunma fırsatıyla mutlu olduğum bu tebriklerimi; buradan, Alâeddin Tepesi’nden, bütün ordumuza; bütün Türk Milletine, derin saygılarımla ulaştırıyorum.



Arkadaşlar;

Birinci İnönü Meydan Savaşı, inkılâp tarihimizin çok önemli, çok verimli bir sayfasıdır. Geleceğimiz ve bütün dünya bu sayfayı düşündükçe ve araştırdıkça Türk inkılâbını yapan bugünkü Türk ordusunu ve bu orduyu bağrından çıkaran bugünkü Türk Milletini, elbette saygıyla anacak ve takdir edecektir.



Arkadaşlar; Bu önemli ve parlak zafer yeni Türk devletinin her anlamıyla yeni kurulmaya başladığı günlerde kazanılmıştı. Ordumuz yeni düzenlenmekte idi. Büyük cephenin çok üstün düşmanlar karşısında korunması için her türlü kuvvetten yararlanmak mecburiyetinde bulunuyorduk. Bu mecburiyet yüzünden idi ki, cephenin önemli bir parçasının üzerinde yapım ve amacı şüpheli oluşumlar bulunuyordu. Bu kuruluşların başında bulunan başkanlar; Türk milletini, düşman uçakları ile atılan halife fetvalarına uydurmak, Türk milletini düşman isteğine boyun eğdirmek için ayaklandılar; düşman ordusuyla birleştiler. Bir avuç Türk ordusu bu alçakları terbiye etmek ve uzaklaştırmak için Gediz yakınlarında toplandı. İşte bu sırada idi ki, Yunan ordusunun Bursa’daki kuvvetleri, Eskişehir yönünden harekete ve saldırıya geçti. Durum zor idi. Fakat Türk ordusu Türk millî amacının haklılığından ve bu amacın zaferinden o kadar emin idi ki, bir an çekingenlik göstermedi. Her yön için düşündüğü önlemleri uyguladı. Ve üç zayıf tümen ile üç katı düşman kuvvetini İnönü sırtlarında karşılamaktan ve onunla sonuç alıcı meydan savaşı yapmaktan çekinmedi.



Arkadaşlar; Bu meydan savaşının devreleri öyle olayların oluşmasına sahne oldu ki, o gerçekleri kısaca açıklamak için, diyeceğim ki, zafer “zafer benimdir” diyebilenindir; başarı, “başarılı olacağım” diye başlayanın ve “başarılı oldum” diyebilenindir. Bilirsiniz ki savaş, sürekli mücadele halinde bulunan gözle görülmez kuvvetlerin göze görünür şekil almasıdır. Onun için, Birinci İnönü Savaş meydanının ufuklarında yükselen zafer güneşi, Türk milletinin yüksek erdem ve duygu dünyasının görünümüdür. Bu doğuş karşısında büyük yenilgiler oldu…



Birinci İnönü Zaferi, İkinci İnönü Zaferinin, Sakarya Büyük kanlı savaşının ve en sonunda Türk vatanının; Türk bağımsızlığının ilk zafer müjdecisi olmuştur. Bu sebeple Birinci İnönü Meydan Savaşını kazanan Türk ordusunun bütün üyeleri, dünya tarihinde unutulmaz şanlı bir destan sahibi olarak sonsuza dek yaşayacaklardır.



Bu sebeple Türk ordusu gazilerini saygı ve sevgiyle anarım. Ve şehitlerimizin yüce ruhlarına dualarımı sunarım.



Hâkimiyet-i Milliye, 12.01.1925