Londra’da Toplanacak Olan Konferansa Gidecek Delegeler İçin Tevfik Paşa ile Yapılan Haberleşmeler Hakkında

Efendiler, önceki gün yapmış olduğum açıklamayı izninizle bir kez daha özetlemek isterim: Demiştim ki, Tevfik Paşa 21 Şubatta gerçekleşecek konferansa katılacak heyete buradan da delege gönderilmesi konusundaki öneriyi bildirmişti. Bu noktayı tekrar etmekten amacım, önerisinin içeriğini ve gerçekliliğini Yüce Meclis’in nazarında bir kez daha hatırlatmaktır. Öneri doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetine yapılmış değildir. İstanbul’a yapılmıştır. Oradan gidecek olan heyete buradan da delege katılımı anlamındadır. Bu öneri üzerine memleketi tam bir birlik hâlinde temsil edebilmek için İstanbul’un Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı olan durumunu halletmek gereğine inanmış bulunduğumuzu ve bunun için girişimde bulunulduğunu söylemiştim.

Buna ait olan telgrafnameleri burada okuduğumuz gibi ajanslarla ve gazetelerle de yayınlamıştık.



İstanbul’dan Tevfik Paşadan, alınan son telgrafnamede, bizim kendilerine yaptığımız önerilerimize açık ve kesin cevap verilmiş değildir. Birtakım araştırmalar ile ve düşünceler ile doludur. Bilirsiniz ki ben bu meseleyi, Heyet-i Vekile adına takip etmekte değilim. Doğrudan doğruya Yüce Meclisiniz’in Başkanı sıfatiyle takip ediyordum. Benim yaptığım, bir haberleşmeden ibaretti ve bu haberleşmelerin asıl metnini de, Yüce Heyetiniz’in öteden beri ortaya koyduğu görüşlerine ve koymuş olduğu kanunların esas ruhuna uygulamaktan ibaretti… Fakat mesele, ayrıntılarıyla ve uygulama açısından takip edilmek gerekince, doğal olarak benim görevim son bulmuş oluyor. Buna dayanarak, en son olmak üzere Tevfik Paşaya, tarafımdan yazılan telgrafnamede dedim ki: Ben size, şimdiye kadar yazmış olduğum telgrafnamelerle, durumu, gerçek bir şekilde düşünmek, tartışmak ve yargılamak için gereken bütün bilgiyi vermiş olduğumu sanırım. Fakat buna rağmen, yargılarınızda henüz gerekli derecede doğruluk olmadığını gördüğüm için bir defa daha aydınlatmak amacıyla gereken bilgiyi veriyordum, dedim… Ve bu nedenle, Yüce Meclis’inizin koymuş olduğu esasları bildirdim… Ve en sonunda dedim ki: Ne ben şahsen ve ne de hiç kimse burada, Yüce Meclis’in koymuş olduğu görüşler dışında hiçbir meselenin halledilmesine izinli ve yetkili değildir. Meclis Başkanlığı’yla başlayan haberleşmenin gerektirdiği uygulama, Heyet-i Vekileye bırakılmıştır. Bundan dolayı İstanbul’la olan ilişkiyi ve Londra’ya delegeler heyeti göndermek konusundaki meselenin takibini Heyet-i Vekileye bırakmış bulunuyorum. Heyet-i Vekilenin doğal olarak bütün kararları yine Yüce Heyetiniz’in temayülü ve talimatı dairesinde olacağına şüphe etmemek gerekir.



Haberli olduğum kararlarını, Yüce Heyetiniz’i aydınlatmak için kısaca arz ediyorum: Doğal olarak zamanı gelince Heyet-i Vekile arzu ettiğiniz ayrıntı derecesiyle bilgi verecektir.



Bir kez Heyet-i Vekile, İstanbul’a gerçek durumu anlatmak ve millet ve memleketi birlik hâlinde temsil etmek için gereken sonucu almak üzere şu an telgraf başındadır. Şimdi buraya gelirken de yeni bir telgraf geldiğini ve açılmakta olduğunu işittim.

Diğer taraftan, her ihtimale karşı, Londra’ya bir delegeler heyeti göndermeği yararlı sayıyoruz. Ve bunun için de hazırlıklar başlamıştır. Ancak, bu kadar büyük bir meselenin çözümünde doğal olarak Heyet-i Vekileye, bağımsız hareket etmek yetkisini kendinde görmüyor. Tersine, oraya delegeler heyeti göndermeyi ve göndereceği delegeler heyetinin eline vereceği emri daha önce Yüce Meclisiniz’e bütün ayrıntılarıyla arz edecektir. Yüce Meclisiniz’ce, tartışıldıktan ve tamamen belirlendikten sonra kesin karara varmış olacaktır. Bundan da rahat olabilirsiniz. Bu nedenle bir noktayı belirtmek istiyorum.



Biraz önce, başkanlığa bir önergenin verilmiş olduğunu haber aldım. Bu önergede, bu noktalar üzerinde ve bu konularda endişe edildiğini gördüm. Açıklamış olduğum ayrıntılar ile, bu gibi endişelere yer olmadığı inancındayım. Tersine bugün, ben de içinde olduğum halde, Meclisiniz’in Heyet-i Vekileye karşı alacağı tavır mümkün olabildiği kadar onu desteklemek noktasında olması gerekir. Gerek İstanbul gerek Londra bilmelidir ki: Meclis’in her bakış açısına uygun olarak güvenilir bulduğu insanlar bu işi çevirmektedir. Eğer bunun tersi bir görüşü, düşmanlarımızın eline verirsek bunu bizim ve bütün girişimlerimizin aleyhinde, çok kötü olarak kullanırlar. Bundan dolayı ciddî ve içten olarak Yüce Heyetiniz’den rica ederim: Böyle ufak tefek vesveselere düşmenin gereği yoktur. Heyet-i Vekileye güvenimiz devam ettikçe görevlerini yaparlar. Bu güven, kalmadığı dakikada bu heyeti değiştirmek, yerlerine başka arkadaşları geçirmek, daima Yüce Heyetiniz’in elindedir. Söyleyeceğim bunlardır.