Mondros Ateşkesinin Uygulanış Biçimi

İtilâf Devletleri’nin Mondros Ateşkesi’ni uygulama yöntemlerine ne anlam vermek gerekir? Bu konuda millete düşen görev ne olabilir? Mebusan Meclisi milleti tamamıyla temsil etmekte midir?

Vakit gazetesi muhabirine demeç:

Yazarımız, dört yıl süren Birinci Dünya Savaşında milletimizin gösterdiği kararlılık, güç ve olağanüstü fedakârlıklara bağlı olarak bugün imzalanan ateşkesten sonra İtilâf Devletleri’nin Osmanlı Bağımsızlığına uyacaklarına şüphe edilmezse de ateşkes anlaşmasının bizim öngöremediğimiz bir biçimde yorumlanmakta ve uygulanmakta olduğu görüldüğünden söz etmiş ve Mustafa Kemal Paşaya İtilâf komutanlarının bu şekilde davranışlarına ne anlam verileceği sorulmuştur.

Mustafa Kemal Paşa, bu soruya şu biçimde cevap vermiştir:

-Hükûmetimizle ateşkes imzalayan devletlerin ve bu devletler adına ateşkes protokolünü yapan İngiltere hükûmetinin Osmanlılara karşı iyi niyetlerinden şüphe etmek istemem. Eğer adı geçen anlaşma hükümlerinin uygulanmasında yanlış anlaşılmaya müsait yerler varsa bunun nedenini hemen anlamak ve muhataplarımızla anlaşmak gerekir. Elbette bu görev hükûmetlere düşer. Benim bildiğime göre hükûmetimiz bu konuda gereken girişimlerde bulunmuş ve bulunmaktadır.

Yalnız benim anlayamadığım bir yön varsa…bu girişimler neden millete tatminkâr sonuçlar vermemektedir? Buna neden olarak şimdi aklıma gelen bir nokta şudur: İki hükûmetin ileri gelenleri arasında görüşme ile kararlaştırıldıktan sonra uygulanması gereken konular askerî komutanlara bırakılır. Ancak bu konuda askerler değil, diplomatların çalışmalarda bulunması gerekir.

-Bu konuda millete düşen görev ne olabilir?

-Bildiğiniz gibi, millet doğrudan doğruya devlet işlerine karışmaz. Temsilcileri olan milletvekillerinin güvenini kazanmış bir hükûmetin yaptıklarının sonuçlarını bekler. O hâlde, bu konuda milletin en büyük görevi, vekilleri aracılığıyla, her şekilde, güven kazanmış bir hükûmetin gücünün dayanağını oluşturmaktır.

-Bugünkü Mebusan Meclisi’nin, milleti bütünüyle temsil edemediği hakkında ortalıkta söylentiler vardır. Bu konuda yüksek düşünceleriniz nelerdir?

-Bence özellikle, içinde bulunduğumuz bu zor ve hassas dönemde, böyle söylentilere kesinlikle izin verilemez. Bu söylentiler meşrutiyet hayatı için çok sakıncalıdır. Bundan her meşrutiyetsever Osmanlının sakınması, kesin biçimde uzak durması, en büyük vatandaşlık görevidir. Bugünkü milletvekillerinin birtakım etkiler altında seçildikleri hakkında söylentiler çıkaranlara şu noktaları hatırlatmak gerekir. Öncelikle dedikodu için yer ve zaman hiç de müsait değildir. Sonra genellikle her ülkede bu tür seçimler yapılırken araya birtakım etkilerin karıştığı da yalanlanamaz. Bunlardan ayrı olarak Osmanlı milletinin meşrutiyet örneği bugünkü Mebusan Meclisimizdir. Bu grubu oluşturan üyelerin bir kısmı seçildikleri bölgelerde bugün yeni bir seçime uygun olmayan olağanüstü bir durum içinde bulunuyorlar. Bundan dolayı, yalnızca bu konuyu düşünmek, bu konuyu daha fazla derinleştirmek hiç yoktan kötülük doğurur. Her hâlde milletin ve ülkenin daha çok ihtiyacı olan barışı kararlaştıracak hükûmetin var olan Mebusan Meclisimiz’e dayanması bir mecburiyettir.