Samsunlularla Konuşma

Samsun Belediyesinde verilen ziyafette şehir adına söylenen nutka cevap olarak:



Efendiler!

Saygıdeğer Samsun halkının hakkımda gösterdikleri içten duygu ve sevgiden dolayı son derece duyguluyum; çok mutluyum ve onlara teşekkür borçluyum. Bugün gördüğüm ilgi saygıdeğer halkın sevgi duygusunun belirtisi olduğu kadar yüksek bir uygar yeteneğin parlak oluşumuna da kıymetli delil sayılmaktadır. Milletin, yapılan uğraşılar ve inkılâpların anlam ve kıymetini bu kadar duygusallıkla, bu derece anlayışla kavraması gerçekten gurur ve güvene lâyıktır. Bu, hepimiz için büyük mutluluktur. Bana yönelik gösterilen sevgi ve güvene gelince, buna karşılık ne şekilde duygularımı anlatabileceğim konusunda şaşkınım. Yalnız şu kadar söyleyeyim ki, gördüklerim ve duyduklarım bir insan kalbini durduracak kadar duygu ve heyecan vermektedir. Saygıdeğer halka bütün kalbimle teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunarken, onların kurtuluşu ve mutluluğu yolunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daima varlığımı ortaya koymakla en büyük mutluluğu duyacağımı bilgilerinize sunarım.



Efendiler! bu kıymetli toplantıdan yararlanarak bildiğimiz  bazı noktalar üzerinde kısa bir değerlendirmede bulunmağa izninizi rica edeceğim.



Arkadaşlar!

Bugün memleketin yönetim sorumluluğunu taşıyan heyet, bence ideal ve amaç bakımından bütün millet için adı Halk Partisi olan cumhuriyet partisidir. Bu partinin gerçek dayanağı, memleket ve milletin gerçek kurtuluş ve mutluluğunu sağlamaya çalışmaktır ve amaca ulaştıran yol bence budur ve bellidir. O da cumhuriyeti destek ve sağlamlık ile beraberlik fikri ve sosyal inkılâpta, uygarlık ve yenilenme yolunda milletin kararlılık ve başarıyla yürümesini sağlamaya işarettir. Bu belli olan ve fakat şüphesiz yorucu ve uzun olan yolun yolcuları, başlangıçtan sona kadar bir sırada ve aynı zamanda, aynı yorgunluk derecesiyle yürümeyebilir ve bu durumda dikkat ve önlemleri arasında fark olabilir. Fakat yoldan sapmamaları, genel hedeften dikkatlerini ayırmamaları, gerçek amacı bozmamaları gerekir. Bugün bilinen yolun başlangıcında bulunuyoruz. Henüz düşüncelere etki yapacak kadar yol kat edilmemiştir. Dikkatler gereği derecede açıklık ve tutarlılık kazanmalıdır. Ondan önce ayrılık fikri basbayağı particiliktir ki, memleket ve milletin huzur ve güven şartları henüz böyle bir ayrılığa yol açmaya uygun değildir.



Böyle bir zamanda, alınabilecek önlemleri bugünden ifade etmek memleketin birliğini bozmaktan başka bir sonuç vermez. Bütün gezdiğim ve gördüğüm yerlerde, bu gerçeğin tam olarak anlaşılmış olduğunu gördüm. Efendiler! Halkımız yüksek anlayışlıdır, her türlü yükselişi hak etmiştir. Özverilidir, saygıdeğerdir. Böyle bir halkın dostça kucağında, olanların temsilcileriyle bir arada bulunmaktan duyduğum mutluluk büyüktür. Size ve saygıdeğer Samsun halkına içten teşekkürlerimi ve sevgilerimi tekrar etmekten hoşnutum.



Bu sözlerden sonra belediye başkanı ayağa kalkarak yemek salonunda Cumhurbaşkanı’nın oturduğu sandalyenin arkasında bulunan bir koltuğu göstererek “değerli misafirler bu koltuk Cumhurbaşkanı’nın Samsun’a ilk geldikleri zaman belediye dairesinde oturdukları koltuktur; uğur sayılarak buraya getirilmiştir; bildiririm.” demiştir. Bunun üzerine Gazi M.Kemal Paşa  tekrar ayağa kalkarak şu sözleri söylemişlerdir:



Arkadaşlar!

Memleket adına söz söyleyen saygıdeğer arkadaşımız ve şimdi Belediye Başkanı Beyefendi, beş yıl önce Samsun’a ayak bastığım günlere ait anılarıma değindiler. Gerçekten düşmanların İzmir’e çıktıkları ve bütün vatanı parçalamaya karar verdikleri günlerdeydi ki, İstanbul’dan çıkarak Samsun’a gelmiştim. Bu güzel ve kıymetli şehirde yabancı askerler ve subaylar dolaşıyordu. Bu güzel şehir halkının içeri ile bağlantısı, Merzifon’da bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadeniz’e açık olan bu şehir ve onun vatansever halkı, düşman donanmasının toplarıyla tehdit altında bulunuyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memleket ve millete ait bütün düşüncelerimin, kararlarımın her durumda gerçekleştirilebilir olduğuna bir defa daha kuvvetle inandım. Samsunluların durumlarında gördüğüm, gözlerinde okuduğum vatanseverlik ve özverilik, ümit ve düşüncelerimi doğru karara ulaştırmaya yeterli gelmişti. Bu görüşümü o zamanın İstanbul ileri gelenlerinin en büyüklerine bildirmekte gecikmedim. Fakat onlar memlekete ve millete kıymet göstermekte çoktan düşmanların altında kalmışlardır.

Saygıdeğer Samsunlular hakkında ilk gözlemlerimin verdiği karardaki doğruluğunu, beş yılı aşan bir devrin bütün olayları ve sonuçları açık bir şekilde belgelemiştir.



Bu kıymetli memleket ve bu temiz düşünceli, özverili halk, zaman zaman ve hak ettiği derecede temsil edilmemiş bulunmakla beraber, Samsun’u ve Samsunluları daima ilk gördüğüm gibi ve bugün tekrar gördüğüm gibi düşünmekte asla kararsızlığa düşmedim.



Hâkimiyet-i Milliye: 23.09.1924