Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakan ve Büyükelçilerinden Zekai Apaydın’ın Albümünden

EKREM APAYDIN


FROM THE ALBÜM OF ZEKAİ APAYDIN

A biographical sketch of a former minister and ambassador illustrated with photographs from his collection.



Zekâi Apaydın’ın kısa özgeçmişi:

Aziz Üzeyir Zekâi 1884 yılında Bosna’nın Graveşka köyünde doğdu. Büyükbabası Hacı Ali Ağa Osmanlı Ordusu akıncılarından olup Bosna’da Kale Muhafızlığı yapmış ve oraya yerleşmişti. Babası tüccardan Hacı Salih ve annesi Şefika hanım, çocuklariyle birlikte Anadolu’ya göç ettiler ve Aydın’a yerleştiler.

Aziz Üzeyir Zekâi, Aydın ve İzmir İdadilerinde okudu ve 1903 yılında Mülkiye’den pekiyi derece ile mezun oldu. Aynı sene Aydın Vilâyeti Maiyet memurluğuna tâyin olunarak devlet memuriyetine girdi.

Sırası ile Vilçitrin, Palanga, Uşak, Eskişehir ve Beykoz Kaymakamlıkları yaptı. 1911 yılında İstanbul’da Ayşe Vasfiye Hanımla evlendi.

1913 yılında İçel Mutasarrıflığına terfi etti ve Mersin, Kayseri ve Eskişehir’de Mutasarrıf olarak görev yaptı.

Kasım 1918’de İstanbul Hükümeti tarafından Eskişehir Mutasarrıflığından azledildi. Bir müddet İstanbul’da saklandıktan sonra, memleketlerine dönmekte olan savaş artığı Balkanlı yabancı askerlerin arasına yabancı er kıyafetiyle katılarak Sirkeci garından trenle kaçtı ve Yugoslavya’da Bosna’ya yerleşti. Bir süre sonra Anadolu’da İstiklâl Savaşı başladığını haber alarak bulduğu bir İtalyan vapuru ile Mersin’e çıktı. Adana Cephesinde gönüllü olarak çalıştı, daha sonra da Adana’dan mebus seçilerek Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisine katıldı. Böylece hayatının ikinci ve yeni dönemi başlamış oldu.

Birinci T.B.M.M. ve Cumhuriyet dönemlerinde üstlendiği görevler şunlardır:


T.B.M.M. Birinci Dönem Adana Milletvekili (1.9.1920 – 11.8.1923)

Bu sırada:

Eskişehir İstiklâl Mahkemesi üyeliği, Londra Konferansında Ankara Hükümeti Delegeliği Suriye ile Gümrük Antlaşması imzalayacak Heyet’in Başkanlığı Birinci ve ikinci Lozan Konferanslarında müşavir görevlerinde bulundu.


T.B.M.M. İkinci Dönem Aydın Milletvekili (11.8.1923 – 9.9.1924)

Bu sırada:

Ziraat Vekili olmuştur (6.3.1924 – 30.8.1924). İsmet Paşa’nın kurduğu Cumhuriyet Hükümetinin ilk Ziraat Vekilidir.

İsmet Paşa’nın, üstünde bulundurduğu Hariciye Vekâletine 10 ile 31 Temmuz 1924 süresi için vekâlet etmiştir.

Londra Elçisi (10.9.1924 – 5.5.1925). Atatürk’ün Londra’ya gönderdiği ilk elçimizdir.

Moskova Büyükelçisi (6.5.1925 – 1.11.1927).


T.B.M.M Üçüncü Dönem Diyarbakır Milletvekili (1.11.1927 – 4.5.1931).

Bu sırada:

Ankara Ticaret, ikamet ve Seyrisefain Antlaşmaları imzasına yetkili Heyet Reisliği,

Paris Beynelmilel Etablisman Antlaşmaları Konferansında Türkiye Delegesi,

Nafıa Vekili (27.6.1930 – 27.12.1930).

Millî Müdafaa Vekili (27.12.1930 – 1.3.1935) görevlerini yapmıştır.


T.B.M.M. Dördüncü Dönem Diyarbakır Milletvekili (4.5.1931 – I.3.I935)

Bu sırada:

Millî Müdafaa Vekili olarak Mart 1935 tarihine kadar görevde kalmış, Adliye Vekâletine, 26.11.1933 ile 4.2.1934 tarihleri arasında vekâlet etmiştir.


T.B.M.M. Beşinci Dönem Diyarbakır Milletvekili (1.3.1935 – 28.6.1935)

Bu sırada:

Arzuhal Encümeni (Dilekçe Komisyonu) Başkanlığı yapmıştır. Moskova Büyükelçisi (9.7.1935 – Temmuz 1939) Eylül 1939 tarihinde kendi isteği ile emekli olmuştur. 29.4.1947 günü İstanbul’da ölmüştür.

Kırmızı-yeşil şeritli istiklâl Madalyası sahibi olan Zekâi Apaydın evli ve beş çocuk babası idi.

Basılı eserleri:

İdarî Teşkilât ve Islahat Hakkında Tenkidat ve Mütalaât Kayseri –

1916 (Eski harflerle basılmış bu kitabı 1981 yılında oğlu Ekrem Apaydın, günümüz diline dönüştürerek teksir ettirmiş ve Milli Kütüphane ile bazı kuruluş kitaplıklarına dağıtmıştır). İktisadî Sahada Devlet Müdahalesi, İstanbul 1941.


Mustafa Kemal Paşa ile ilk karşılaşması:

Zekâi Apaydın, Mustafa Kemal Paşa ile ilk karşılaşma ve görüşmesini çok sonraları, bir makalesinde ı şöyle anlatmıştı:

“…Büyük Atatürk, Anafartalar kahramanı ve Yıldırım Ordusu Kumandanı olarak, istifa etmiş, Halepten İstanbul’a dönüyordu… Ben o zaman Eskişehir’de Müstakil Mutasarrıftım. Adanadan Yıldırım Ordusu Karargâh Kumandanlğından bir telgraf aldım. Bunda “Kumandan Paşa geçerken sizi istasyonda bulmak ve görüşmek istiyorlar” deniliyordu.

Paşayı getiren treni tahkik ettim ve istasyona gidip bekledim. Tren geldi. Arkasında, sade bir salon içinde Paşa oturuyordu. Yaverleri bana yol gösterdiler; girdim. Bana ilk söz olarak:

— Buralarda asker kaçaklarınız çok mu, az mı? diye sordu.

— Pek çok Paşam, sekizinci, dokuzuncu defa tutup cepheye gönderdiklerimiz var. Gittikleri gibi geri geliyorlar, dedim… Bu sözlerimle ferahlandı.

— Hah… şöyle söyleyin. Konya’daki Valiye sordum, sakladı. Sanki ben neferlerin kaçışını kendisinin rehavetine (tembelliğine) mi atfedeceğim (bağlayacağım) sandı? dedi.

— Bu havalide ne kadar firarı asker tahmin edersin?

Geçmiş zaman, bir rakam söyledim. O zaman bu işlerin peşinde idik. Bu rakama kıyaslayarak o civar havaliyi beraber hesapladık. Paşa müsterih oldu.

— Böyle hükümet mi olur? dedi…

Atatürk’den —ilk defa görüyordum— daha fazla sormaya cesaret edemedim. Kendisine hayırlı yolculuklar temenni ederek ayrıldım. İçimden, bu kaçakları fazla görmek arzusunda.bir maksat gizlidir ama, bakalım, diyordum…

Ankara’ya mebus geldikten sonra (1921) bir aralık Ebedî Şefe sordum: —Paşam, Eskişehir istasyonunda bana sorduklarınızın sebebini şimdi anlıyorum. Savaşı millete mâl ettiğimiz takdirde, eli silâh tutacak yiğitlerin miktarını sormuştunuz, dedim.

— Evet, dediler. Bana da iltifat ettiler.”


Adana Milletvekilliğine Seçilmesi:

Zekâi Apaydın yıllar sonra yazdığı bir makalesinin dip notunda2 Adana’dan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne mebus seçilmesinin Mustafa Kemal Paşa’nın fikri olduğunu şu satırlarla anlatmıştır:

1920’de ilk Büyük Millet Meclisi Riyaset odasında, Eskişehir mebusu merhum Abdullah Azmi aracılığıyla Mustafa Kemal Paşa ile görüştüğümüz zaman beni hemen hatırladılar.

— Mebus olsana, Valilerden kimi tanırsın? dediler.

O anda, Pozantı’da çalışan Adana Valisi ve dünyanın en faziletli adamı, İsmail Safa’yı hatırladım.

— Hah, ona söylesinler, sen de oraya git, seni oradan mebus intihap ederler, dedi.

Hemen gittim. İki ay kadar cephede merhum Muhtar’la muhterem Damar’la, Vali ile ve daha bir çok Adanalı gençlerle birlikte çalıştım. Kumandanımız muhterem Sinan Paşa idi.

Damar Ankoğlu’nun yayınladığı hatıralarından da3 ilk Meclise Adana mebusu seçilmiş olan Kethüdâzade İbrahim Beyin Meclis Riyasetine: “Şimdi söz zamanı değildir, müfrezemden ve siperimden ayrılamam, istifamın kabulünü rica ederim” şeklinde çektiği telgrafı üzerine boşalan mebusluğa Zekâi Beyin aday olduğunu ve yapılan ara seçimini kazanarak Meclise iltihak ettiğini öğreniyoruz.


Londra Konferansı:

“Şark Meselesi” ve “Versailles Antlaşması”nı yeniden görüşmek üzere 21 Şubat 1921 – 12 Mart 1921 tarihleri arasında toplanan İkinci Londra Konferansı’na Adana mebusu Zekâi Bey, Hariciye Vekili Bekir Sami Bey başkanlığındaki Ankara Hükümetini temsil eden heyette delege olarak bulundu. Bu konferansta Ankara Hükûmeti’ni Hariciye Vekili Bekir Sami Bey’in Başkanlığında Yunus Nadi, Hüsrev Gerede, Cami Baykut ve Zekâi Apaydın’dan oluşan bir heyet temsil etti.

Bu konferansta İstanbul Heyeti Reisi Tevfik Paşa, “Türkiye’nin hakikî temsilcileri Ankara Hükûmeti’dir” diyerek, sözü Bekir Sami Bey’e bırakmış ise de, konferans süresince ileri sürülen şartları Ankara delegasyonu kabul etmemiştir. Buna rağmen Hariciye Vekili Bekir Sami Bey gerek İngiliz, gerek Fransız ve İtalyan devlet adamları ile hususî görüşmeler yapmış ve kişisel olarak, diğer delegelere haber vermeden bazı anlaşmalar imzalamıştır. Bu anlaşmalar Avrupa basın ajansları tarafından kamuoyuna intikal ettirilmiş, Ankara’ya kadar gelen bir takım haberler sert tepki yaratmış, neticede bu anlaşmalar Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddedilmiştir.

Heyetimizi Antalya’dan Brindizi’ye; dönüşünde de yine aynı şehirden inebolu’ya götüren, italyan hükümetinin tahsis ettiği “Audace” adındaki torpidobot olmuştur, italyan harp gemisi dönüşte istanbul’a uğramış ve heyet mensupları “exterritorialite” 4 kaidesinin bahşettiği dokunmazlıktan faydalanarak istanbul’daki ailelerini görebilmişlerdir.

Suriye ile Gümrük Antlaşması (1921):

Zekâi Bey 20 Ekim 1921 tarihli Türk-Fransız Antlaşması (Ankara antlaşması)’nın XI. maddesi gereğince Suriye ile yapılacak Gümrük Antlaşması’nda, Ankara Hükümeti Delege Heyeti’nin başkanlığını yapmıştı. Kendisine bu hususta verilen Fransızca belgenin çevirisi aşağıdadır:

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Umur-u Hariciye Vekâleti

Kısm-ı Siyasi

Adet

Türkiye Büyük Millet Meclisi Adana mebusu Zekâi Bey, 20 Ekim 1921 günlü Türk-Fransız Anlaşmasının XI. maddesi gereğince Gümrük Anlaşması akdetmek üzere kurulmuş olan Karma Komisyon nezdinde Türk Delegasyonu Başkanlığına atanmıştır.

Bu sıfatla, Suriye tarafından seçilecek üyelerle müzakere etmeye ve Karma Komisyonca kabul edilecek buna ait anlaşmayı imzaya yetkilidir.

26 Aralık 1921 günü Ankara’da tanzim edilmiştir.

T.B.M.M. Hükümeti Dışişleri VekiliYusuf Kemal


Lozan Konferansı:

Adana mebusu Zekâi (Apaydın) Bey, Lozan’a giden Ankara Hükümeti Heyeti’ne de müşavir olarak katılmıştı. Bu hususta ki Bakanlar Kurulu kararına dair T.B.M.M. Başkanlığına yazılan yazı ve kendisine verilen belge aşağıdadır:

T.B.M.M. Yüksek Riyasetine

İcra Vekilleri Heyetinin 31.10.1922 tarihindeki toplantısında Sulh Konferansına gönderilecek Murahhas Heyeti Riyasetine Hariciye Vekili Edirne Mebusu Ferik îsmet Paşa hazretleri; murahhaslıklara da Sıhhiye ve Muavenet-i içtimaiye Vekili Sinop mebusu Dr. Rıza Nur ve sabık iktisat Vekili Trabzon mebusu Hasan Hüsnü beyefendiler intihap ve Adana mebusu Zekâi, Saruhan mebusu Celâl, Diyarbakır mebusu Zülfi, Burdur mebusu Veli beyefendilerin de müşavere heyeti meyanında bulunmaları kararlaştırılmış olmakla bu konuda gerekli muamelenin süratle yapılmasına ve neticenin iş’arına müsaade buyrulmasını rica eylerim.

T.B.M.M. İcra Vekilleri Heyeti ReisiHüseyin Rauf

Türkiye Büyük Millet Meclise Hükümeti

Hariciye Vekâleti

Umur-u Siyasiye Müdüriyeti

Adet

6279

Adana Mebusu Zekâi Beyefendiye

Sulh Konferansına gidecek Heyet-i Murahhasaya Müşavir olarak iltihakınız takarrür etmiş olmakla pek yakında harekete amade bulunulması rica olunur efendim. 31 Teşrinevvel 38

Hariciye Vekili namınaMüsteşar


Cumhuriyet Hükûmeti’nin ilk Tarım Bakanı:

Zekâi Apaydın II. Dönem T.B.M.M.’ne Aydın mebusu seçilmiştir. Bu sırada Cumhuriyet ilân edilmiş, ismet Paşa Başvekil olarak Cumhuriyetin ilk hükümetini kurmuştur. Beş ay kadar sonra ismet Paşa ikinci kabinesini kurmaya memur edilmiştir. Yeni hükümetin özelliği iktisat Vekâletinin kaldırılması, yerine Ticaret Vekâleti ve Ziraat Vekâleti adlarıyla iki Vekâletin kurulmasıdır. Yeni kurulan Ziraat Vekâletine 6.3.1924 günü Aydın mebusu Zekâi bey atanmıştır.

Ertesi günü yayınlanan 7 Mart 1924 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinin başmakalesinde Ziraat Bakanlığının kuruluşu hakkında şöyle deniyordu:

“…Bir çiftçi memleketi olan memleketimizin kurulan Ziraat Vekâletiyle yeniden canlanması ilk müşahede edeceğimiz eserler sırasındadır. Hariçten istikraz etmeksizin, milli mücadele esnasında olduğu gibi, sırf dahilden karşılanacak bir bütçenin ilk feyzi ancak ziraat olabilirdi. Fırkanın mütehassısları söylüyorlar ki vatanın mümbit toprakları bugünkü iptidî ziraat aletleriyle bile iyi işlenirse şimdiki bütçemizin dört beş misline varmak muhakkaktır. Yeni Hükümetin teşekkülünde bir Ziraat Vekâletinin tecelli edişi en ziyade ehemmiyetle telâkki edilecek bir noktadır. İstihsal kudretinin ilk merhalesi olan ziraatı bir taraftan tevsi ve takviye, diğer taraftan yavaş yavaş yeni âletlerle teçhiz etmek, işe en amelî yoldan girmiş olduğumuzu gösterir…”

Ziraat Vekâletinin kuruluşundan iki ay sonra Adana’da düzenlenen Ziraat Sergisini açmak ve tarımla ilgili bazı teftişlerde bulunmak üzere seyahata çıkan Zekâi Bey dönüşünde şu beyanatı verir:

“Ziraat durumu vericidir. Fevkalâde ümit vericidir. Geçen seneye nisbetle çok fazla ekim vardır. Hatta bazı yerlerde geçen senenin iki misli ekilmiştir. Müsait yağmurlar da yağdığı için iyi mahsul idrak edileceği ümit olunuyor. Bu sene herhalde kendi ihtiyacatımızı temin edeceğiz, İstanbul’a külliyetli zahire sevk edebileceğiz. Adana’nın pamuk mahsulü çok iyidir. Konya’daki Çumra ovasını gezdim. Bu havalideki otuz kadar köylere yardım ederek ziaraatlarını takviye edeceğiz. Zaten elimizdeki tahsisat nisbetinde her tarafın çiftçilerine nakden, çift hayvanatı, tohumluk vermek suretiyle yardım ediyoruz. Aynı zamanda Çumra’da bir de numune çiftliği tesis etmek tasavvurundayız. Eskişehir’den geçerken çiftçilerle temas ettim. Mahsullerinden çok ümitlidirler. Ziraattaki bu faaliyeti daha iki sene devam ettikten sonra memleketin iktisadî vaziyeti mesut bir şekil alacaktır.”

Tarım ürünlerinin şehirlerde ucuza satılmasını temin amacı ile Türk şimendiferlerinde tenzilâtlı tarife uygulanarak düşük fiyatla taşınmaları çalışmalarına yine Zekâi Beyin Ziraat Vekilliği sırasında başlanılmıştır.


Londra Elçiliği:

Lozan Antlaşması’nın İngiliz Parlamentosunca onayından sonra iki memleket arasında elçi tâyini suretiyle doğrudan diplomatik münasebetlerin başlatılması zamanı gelmiştir. Böylece Atatürk’ün Londra’ya atadığı ilk elçi Zekâi Bey olmuştur (10 Eylül 1924).

Zekâi Bey, 5 Eylül 1924 tarihli Cumhuriyet gazetesinde çıkan demecinde şunları söylüyordu:

“Londra’ya gitmek üzere Ankara’dan geliyorum. Yarın Bursa’ya giderek Reisicumhur hazretlerine saygılarımı sunarak veda edeceğim.

Cumartesi günü akşamı Sirkeci’den hareket eden ekspresle Londra’ya müteveccihen İstanbul’dan ayrılmam kararlaştırılmıştır.

Hiçbir yerde durmayacağım. Ayın onunda Londra’da bulunacağımı zannediyorum.

Londra’da halen vazife gören mümessillik heyetimiz vardır. Bu heyet aynen sefaret heyeti olarak yerinde bırakılmıştır.

İtimatnamem yanımdadır. Gidince Kral Hazretlerine takdim edeceğim.


Birinci Moskova Büyükelçiliği:

Zekâi Apaydın’ın birinci defa Moskova Büyükelçiliği yaptığı 1925-1927 döneminin özelliği Türk-Sovyet ilişkilerinin büyük bir dostluk çerçevesi içinde geliştiğidir. Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında “Tarafsızlık Antlaşması” imzalanmış, Türk-Sovyet dostluğu 1926 yılında yapılan “Odessa Mülakatı” ile yeni bir gösteriye sahne olmuştu.

Bu dostluk havası içinde Zekâi Apaydın ailesi Kırım yarımadası’nın güneyinde, Karadeniz sahilindeki “Yalta”da tatil geçirmek imtiyazını buldu. Bu tamemen istisnaî ve kaynağını o zaman iki memleket arasında esen dostluk havasından alan karakteristik bir olaydır. Fakat kim düşünürdü ki 1926’larda özel müsaade ile Türk Büyükelçisi ve ailesinin yaz tatilini geçirdiği Yalta’da yıllar sonra, 1945 Şubatında biraraya gelen Roosevelt, Churchill ve Stalin arasındaki konuşmalarda Stalin’in ağzından Türkiye lehine bir kelime dahi çıkmayacaktır…


T.B.M.M. Üçüncü (1927 – 1931) ve Dördüncü (1931 – 1935) Dönem Milletvekilliği:

Diyarbakır Milletvekilliğine seçilen Zekâi Bey Moskova dönüşünde çeşitli devletlerle “Ticaret, İkamet ve Seyrisefain Sözleşmeleri” imzasına memur Murahhas Heyeti Reisliğine getirildi. İki yıl süren bu görevi sırasında Ankara’da hemen bütün devlet temsilcileriyle görüşmelerde bulundu ve 20 antlaşma imzaladı.


General Mac Arlhur Türkiyede:

Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı General Mac Arthur 25 Eylül 1932 günü İstanbul’a gelmiş, aynı akşam Ankara’ya hareket ederek ertesi sabah Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ı ziyaret etmiş ve 27 Eylül günü İstanbul’a dönerek Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Dolmabahçe Sarayında kabul edilmiştir. ** Mac Arthur’un Türkiye’yi ziyareti esnasında Zekâi Apaydın Millî Savunma Bakanıdır.


İkinci Defa Moskova Büyükelçiliği:

Zekâi Apaydın 9.7.1935 tarihinde -ikinci defa- Moskova Büyükelçiliğine atanmış ve bu görevi Temmuz 1939’a kadar devam etmiştir.

Daha sonra Eylül 1939’da isteği ile emekliye ayrılmış ve 29.4.1947 tarihinde istanbul’da ölmüştür.


 

1 Yeni Sabah Gazetesi, 14 Mayıs 1942.

2 Dünya Politikasında Türkiye, Yeni Sabah Gazetesi 14 Mayıs 1942.

3 Hatıralarım, Damar Arıkoğlu 1961, s. 175 – 176.

4 Exterritorialite: Bir ülkede iken hükmen başka bir ülkede sayılma.

** Mac Arthur bu kabul sırasında Atatürk’le dünya sorunları üzerinde bir görüşme yapmış, yıllar sonra da Atatürk’ün 15. Ölüm Yıldönümünde Türk Milletine hitabe yayınlanmak üzere, Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü aracılığıyla şu mesajı göndermişti: “Bugün 10 Kasım, eski dostum Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümüdür. O zamandan beri onbeş sene geçmiş olmasına rağmen onun kaybına kendimi henüz alıştıramıyorum. Eğer sağ olsaydı milletlerarası sahnenin bugünkü hercümerç hali esaslı bir şekilde değişik olurdu.

Atatürk, Türkiye’de daima memleketinin bugünkü inkişafının modern Ata’sı olarak anılacaktır. Fakat, onun dünya çapında devlet adamı olarak yüksek kudreti, belki de bazı vatandaşları tarafından bile tam manasıyla anlaşılamamaktadır. O, tanıdığım diğer insanlar gibi, hür insanlığın köleliğe karşı durma meselesinin cihanşümul mahiyetini idrak ediyordu. Onun, dünyayı sarsan mücadelenin vahim bir anında vefatı, telâfisi imkânsız kayıp olmakta devam etmektedir.” (Vatan, 10.11.1953)