1921 Tarihli Türk-Fransız Anlaşması’nın Hazırlık Aşamaları

Dr. Bige YAVUZ


GİRİŞ

20 Ekim 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Anlaşması, Kurtuluş Savaşımızda son derece önemli bir yer tutmaktadır. Mondros Mütarekesi’nden sonra Fransızlar tarafından işgal edilen toprakların boşaltılmasını beraberinde getiren ve Türkiye-Suriye sınırını belirleyen bu anlaşma, Müttefiklerle bir arada çözümlenmesi gereken sorunların Lozan’a kalmasından ötürü her ne kadar bir “ön barış anlaşması” niteliğinde ise de1, İtilaf kanadından bir ülkenin tek başına da olsa Ankara Hükümeti ile bir anlaşma imzalaması onun bu hükümeti yasal olarak tanıdığının bir göstergesidir, bu da TBMM Hükümeti’nin diplomatik alanda kazandığı önemli bir zaferdir.

Fransız Dışişleri Bakanlığı (Quai d’Orsay) arşivlerinde yaptığımız araştırmalar sonunda, Ankara Anlaşması’nın, TBMM Hükümeti Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ile Fransız Başbakanı Briand arasında Londra’da imzalanan anlaşmanın tarihi olan 11 Mart 1921 ile 20 Ekim 1921 arasında geçen sürede iki hükümet temsilcileri arasında yapılan uzun görüşme ve tartışmaların yanı sıra iki ülke arasında gidip gelen çeşitli anlaşma taslaklarının bir ürünü olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Ülkemizde şimdiye kadar bu konuda yapılmış olan bilimsel araştırmalarda, 11 Mart 1921 tarihli Bekir Sami-Briand Anlaşması’nın gerek TBMM gerekse Ankara Hükümeti tarafından reddedilmesinden sonra Fransa ile ilk resmi ilişkilerin, Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı, eski bakan Franklin Bouillon’un Ankara’ya Haziran 1921’de yaptığı ziyaretle başladığından söz edilir. Halbuki Bouillon’un bu ziyareti, 1921 Mayıs’ının ortalarında başlayan ilişkilerin ve görüşmelerin bir ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Bouillon’un Ankara’ya yaptığı ziyaretlerin temelini teşkil eden görüşmeleri ve anlaşma taslaklarını ayrıntılarıyla incelemeden önce Mart 1921’e kadar geçen süredeki Türk-Fransız ilişkilerine bir göz atmakta yarar olduğu inancındayız.


MONDROS’TAN LONDRA KONFERANSI’NA

Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte İtilaf Devletleri, yıllardır bekledikleri fırsata kavuşmuş ve hiç zaman kaybetmeden işgallere başlamışlardı. Mütarekeyi takip eden günlerde Musul ve İskenderun İngilizler; Dörtyol, Mersin, Tarsus, Adana Fransızlar tarafından işgal edilmişti. İngilizlerin ayrıca Kilis, Antep, Urfa ve Maraş’ı işgal etmeleri sorun yaratmıştır, zira bu bölgeler 1916 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’na göre Fransa’ya aittir2. Sorun 15 Eylül 1919’da Fransa ve İngiltere arasında imzalanan gizli sözleşmede çözülebilmiş ve İngilizler Sykes-Picot ile Fransa’ya verilmiş olan Kilis, Antep, Urfa ve Maraş’ın yanı sıra Adana, Mersin, Kozan (Sis) ve Cebel-i Bereket (Osmaniye) sancaklarını kapsayan Kilikya’dan ve Suriye’den çekilmişler, karşılığında ise Musul’a sahip olmuşlardı3. Fransızların Çukurova bölgesinde tek söz sahibi olmalarının4 yanı sıra 1919 Kasım’ının başlarında Kilis, Maraş, Urfa, Antep bölgelerini de ele geçirmeleri üzerine yerli halkın girişimi ile milli müfrezeler kurulmaya ve işgal kuvvetlerine karşı saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Gerek Mustafa Kemal’in gerekse Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin ve halkın tepkilerinden oldukça etkilenen Fransızlar ise General Gouraud’dan önce Suriye’de Yüksek Komiser olarak görev yapan Georges Picot kanalı ile Mustafa Kemal ile ilişkiye geçeceklerdir. Ancak Picot’un 7 Aralık 1919’da Sivas’ta Mustafa Kemal’e “Adana’da kendilerine sağlanacak ekonomik ayrıcalıklara karşılık olarak Antep. Urfa, Maraş ve Kilikya’nın boşaltılmasının söz konusu olabileceğini” söylemesine karşın görüşmelerden hiçbir sonuç alınamamıştır. Bu arada Kilikya, Urfa, Antep, Maraş yöresindeki Fransız komutan ve idarecilerin yanlış tutumları Türk-Fransız ilişkilerinin gittikçe bozulmasını beraberinde getirmiş, özellikle 11-12 Şubat 1920’de Maraş’tan, 11 Nisan 1920’de Urfa’dan çekilmek zorunda kalmaları, ayrıca Antep’te çok ciddi bir Türk direnişiyle karşı karşıya kalarak Toroslar ve Adana ovasında büyük kayıplar vermeleri Fransızların moralini iyice bozmuştu. Tüm bu gelişmelere karşın ilişkilerini sürdürmekte kararlı olan Fransızlar, çeşitli temsilcileri kanalıyla Mustafa Kemal ile görüşme yapmak istemişlerdi. 1920 Şubat’ında Amiral de Bon kanalıyla Mustafa Kemal ile görüşmek isteyen Fransızların bu istekleri, görüşmenin gerçekleşmesi için Mustafa Kemal’in Kilikya, Antep, Urfa ve Maraş’ın boşaltılmasını şart koşması üzerine geri çevrilmiş6, daha sonraki aylarda Fransızların aynı yöndeki çabaları yine sonuçsuz kalmıştı7. Ancak Güney cephesinde süregelen çatışmalardan ötürü uzlaşma yolu arayan Gouraud’un çabaları sonucu 23 Mayıs 1920’de, 29 Mayıs gecesinden itibaren 20 gün için geçerli bir ateşkes anlaşması imzalancaktı8. Fransızların 8 Haziran 1920’de Zonguldak Ereğlisi’ne asker çıkarmaları üzerine bozulan bu ateşkes, bir yandan Fransa’nın TBMM Hükümeti ile geçici de olsa bir ateşkes anlaşması imzalayarak onu “de facto” (dolaylı) tanıdığını göstermesi açısından, diğer yandan Mustafa Kemal’in bölgedeki kuvvetlerini düzenlemesi ve Fransızların Suriye’ye birlik kaydırmaları üzerine 11. Tümen’in Adana cephesinden Batı cephesine kaydırılmaya başlanması açısından önemlidir.

10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevres Antlaşması ise Türk-Fransız ilişkilerine yeni bir boyut getiriyordu. İtilaf Devletleri bu antlaşmanın bir an önce yürürlüğe girmesini beklerken, Mustafa Kemal ülkesinin göz göre göre parçalanmasına kesinlikle razı olmuyordu. Mustafa Kemal, doğuda Kürt ve Ermeni devletleri kurdurarak, batıda ise Yunanlıları etkin kılarak egemenliğini kurmayı planlayan İngiltere ile pastada en büyük payı kaybetmenin kızgınlığı içindeki Fransa’yı birbirine düşürmeyi planlıyor, hatta bu amaçla Mısır ordusunda görevli Yarbay Hayri’yi Gouraud ile ateşkes görüşmesi yapmak üzere Ocak 1921 ‘de Paris’e gönderiyordu9. Fransızlar Sevres’in değiştirilmesi konusunda daha olumlu bir tavır takınırken10, İngilizler direnmekte devam ediyorlardı. Ancak Ankara Hükümeti’nin Sevres’in iptal edilmesi konusundaki kararlılığı askeri platformdaki başarılarıyla da (1. İnönü Savaşı 9-10 Ocak 1921) desteklenince İtilaf Devletleri, ister istemez Londra’da konferans masasına oturmak zorunda kalıyorlardı (21 Şubat-12 Mart 1921). Mustafa Kemal’in Fransa ve İtalya ile sürdürdüğü ilişkilerin yanı sıra Bolşeviklerle olan yakın ilişkisi, 1. İnönü Zaferi ile iyice pekişen askeri başarılarının yanı sıra idari ve mali konulardaki başarılarıyla artan prestiji İtilaf Devletleri’nin bu kararı almalarında etken oluyordu.

Ulusal hareket politikasını ve Misak-ı Milli’yi tanıtmak amacıyla Londra’ya gönderilen Türk heyetinin başkanlığını yapan Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, konferans sonunda Yunanistan lehine alınan karara karşın İtilaf Devletleri ile gizli görüşmeler yapıyor ve birkaç taslak” hazırlandıktan sonra Fransız Başbakanı Briand ile 11 Mart 1921’de “politik, askeri, ekonomik nitelikte ve Türkiye-Suriye sınırını saptayan” bir anlaşma imzalıyordu. Bu anlaşmanın koşulları şunlardı12:

A—Çatışmalara son verilerek esir takası yapılması,

B — Fransız ve Türk komutanlıkları arasında varılacak bir anlaşmayla halkın ve silahlı çetelerin silahtan arındırılması,

C—Türk kumandası altında daha önce kurulmuş olan jandarma teşkilatına Fransız subaylarının da katılmasıyla oluşacak bir polis teşkilatının kurulması,

D—Çatışmaların sona ermesinden bir ay sonra, Sevres Antlaşması sınırlarının kuzeyinde işgal edilen toprakların, her iki taraf tarafından, Türk ve Fransız komutanlıkları arasında yapılacak bir anlaşmayla boşaltılması. İlk olarak Türk birlikleri çekilecek ve Fransız birliklerinin boşalttıkları yerleri boşaltmadan 8 gün sonra teslim alacaklardır.

Sevres Antlaşmasıyla Suriye’ye verilen ve etnik özellikleri nedeniyle bu anlaşma ile Türkiye’ye geri verilen toprakların boşaltılmasıyla ilgili olarak geçici düzenlemeler yapılacak, savaşın uzaması ve bundan kaynaklanan kargaşalıklar nedeniyle Fransız birlikleri aşamalı olarak çekilecekler, çekilme koşulları ise aşağıdaki noktalar temel alınarak komisyon halinde toplanacak Türk ve Fransız yetkilileri tarafından saptanacaktır. Koşullar şunlardır: İskenderun körfezi ile Fırat arasındaki demiryolu ulaşım güvenliğinin garanti edilmesi, Cerablus köprüsü ve Amanos sanat eserlerinin onarılması, çetelerin saldırması durumunda askeri takip hakkının tanınması, Urfa pususu sorumlularının cezalandırılması, gerçek bansın sağlanması.

E — Genel siyasi af ve Kilikya’daki idari personelin muhafazası,

F—Etnik azınlıkların korunması, her türlü hakların mutlak eşitliğinin garanti altına alınması ve karma nüfusa sahip bölgelerde jandarma ve Belediye idaresi kurulurken bölgede yaşayan etnik grup oranlarının adil bir şekilde gözönüne alınması,

G—Devlet tarafından verilecek imtiyazlara (ulaşım, madenler, sulama ve restorasyon çalışmaları gibi alanlarda) öncelik tanıyan Türk-Fransız ekonomik işbirliğinin sağlanması. Bu işbirliğin amacı, doğrudan Osmanlı Hükümeti veya Osmanlı uyruklular tarafından milli sermayenin yardımıyla gerçekleştirilmediği takdirde Kilikya, Fransız birlikleri tarafından boşaltılan bölgeler ile Elazığ (Mamuret-el Aziz), Diyarbakır, Sivas vilayetlerinin ekonomik kalkınmasının sağlanmasıdır.

Bir Fransız grubuna Ergani-Maden bakır madenleri imtiyazının verilmesi,

Tekel veya ayrıcalık niteliğindeki imtiyazların Osmanlı yasalarına göre kurulacak şirketler tarafından kullanılması,

Osmanlı ve Fransız sermayelerinin mümkün olan en büyük ölçüde birleşmeleri (Fransız sermayesi Osmanlı sermayesinin % 50’sine kadar çıkabilir),

H — Türk ve Suriye bölgeleri arasında uygun bir gümrük rejiminin kurulması,

I — Fransız yardım kuruluşlarının, okul ve hastanelerinin muhafazası,

J — Fransız Hükümeti, halkın karma oluşundan ötürü İskenderun bölgesinde özel bir idari rejim kuracak, ayrıca Arapça ve Fransızcayla aynı resmi niteliğe sahip olacak olan Türk dilinin kullanılması ve kültürlerinin gelişmesi için Türk ırkına mensup halka gerekli bütün kolaylıkları sağlayacağını taahhüt eder.

K—Fransız Hükümeti tarafından belirlenecek bir Fransız grubuna Bağdat demiryolunun Kilikya girişi ile Nusaybin arasındaki kısmının devredilmesi ve bu imtiyazla birlikte özellikle işletme ve taşıma ticaretine ilişkin bütün hakların, ayrıcalıkların Fransa’ya tanınması. Demiryolu hattının ve garın güvenliği, Türk jandarmasının da yardımıyla imtiyazlı şirket tarafından sağlanacak ve Fransız Hükümeti askeri nakliyatını bu demiryolundan yapma hakkına sahip olacaktır.

L — Türkiye ile Suriye arasındaki sınır, İskenderun körfezinde Payas kazasının hemen güneyindeki bir noktadan hareket ederek hemen hemen düz bir çizgi halinde Meydan-ı Ekbez’e gidecek (köy ve istasyon Suriye’de kalacaktır), buradan Marsova’yı Suriye’ye, Karnaba ile Kilis’i Türkiye’ye bırakacak şekilde güneydoğuya yönelecek ve Çobanbey istasyonunda Bağdat demiryoluna kavuşarak Nusaybin’e kadar demiryolunu takip edecek, ancak demiryolu platformu Osmanlı topraklarında kalacaktır. Daha sonra Azek (Gercüş civarı)’ın kuzeyinde Dicle’nin dirseğine ulaşacak olan sınır çizgisi, Ceziret-ibn-Omar’a kadar Dicle’yi takip edecektir.

M — Türk gümrükleri demiryolunun kuzeyinde, Fransız gümrükleri ise güneyinde yer alacaklardır.

Bekir Sami Bey’in tamamen kendi inisiyatifiyle imzaladığı bu anlaş ma, ne Meclis ne de Mustafa Kemal tarafından Misak-ı Milli’ye aykırı oluşu nedeniyle onaylanmamıştır13. Bu anlaşma ile Fransızların Sevres alışkanlıklarından vazgeçmedikleri ve Mustafa Kemal’in de Nutuk’ta açıkça belirttiği gibi Sevres’le birlikte yürürlüğe giren ve Türkiye’yi ekonomik nüfuz bölgelerine bölen Üçlü Sözleşme (Accord Tripartite)’yi Ankara Hükümeti’ne kabul ettirmeyi amaçladıkları görülmektedir14.


BEKİR SAMİ-BRİAND ANLAŞMASI SONRASI ANKARA HÜKÜMETİ’NİN KARŞI ÖNERİLERİ VE MÜNİR BEY’İN MİSYONU

Bekir Sami — Briand Anlaşması’nın Ankara Hükümeti tarafından kabul edilmeyişi Fransız kamuoyu tarafından büyük tepkiyle karşılanırken15, bu olayın “Türk — Fransız uzlaşma politikasının başarısızlığı” şeklinde yorumlanmaması gerektiği görüşünü savunan Başbakan Briand, aynı politikayı sürdürme konusunda kararlıydı,16 ve bu kararlılığın bir sonucu olarak Fransızlar görüşmelerin başlatılması konusunda Mustafa Kemal’e başvuracaklardı 17. Fransızların başvurusu üzerine Bekir Sami — Briand Anlaşması Misak-ı Milli’ye uygun bir şekilde yeniden düzenlenecek ve yeni Türk önerileri 18 Mayıs 1921 tarihinde Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri Münir Bey18 tarafından Fransız Doğu Ordusu 1. Tümen Komutanı General Dufieux’ye Yenice Garı’nda verilecekti19.

Fransızları Ankara’ya yaklaştıran nedenlere göz atacak olursak şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır : Kemalistler özellikle Ocak 1920’den itibaren Kilikya, Antep, Urfa, Maraş yöresinde meydana gelen çatışmalarda Fransa’yı zorlamış ve bunun sonucunda Fransa gerek asker sayısını gerekse harcamalarını artırmak durumunda kalmıştı. 19 Şubat 1921 tarihli Fransız Harp Bakanlığı raporuna göre Fransa Nisan 1919 ile Şubat 1921 arasında Kilikya, Antep, Urfa, Mardin bölgesi ve Suriye’de 881.150.000 Frank tutarında harcama yapmış ve söz konusu bölgede 65.000 kişilik bir askeri güç kullanmıştı20. Fransızlar ayrıca Anadolu’da gittikçe artan Bolşevik etkinliğinden21, Mustafa Kemal’in Batılı yayılmacılara karşı verdiği savaşla Müslüman dünyasının sempati ve desteğini kazanmış olmasından,22 ve bölgedeki panislamist faaliyetlerden23 rahatsız oluyorlardı. Tüm bu etkenlerin yanı sıra Yunanlıların Anadolu’da giriştikleri ikinci saldırıda basan elde edememeleri, Fransa’yı Ankara ile uzlaşmaya iten en önemli nedenlerdendi.

Ankara kanadına bakıldığı zaman ise, Fransız başvurusu üzerine mayıs ortalarında Münir Bey’i Adana’ya göndermekle Ankara Hükümeti’nin de Londra’da başlamış olan diplomatik ilişkileri devam ettirme arzusunda olduğu görülebilir. Mustafa Kemal’in buradaki amacının İtilaf Devletleri’nin Fransız kanadını iyice kendi tarafına çekmenin yollarını bulmak ve Bekir Sami — Briand Anlaşması’nda Misak-ı Milli ile çelişen tartışma konularını Türk çıkarlarına uygun bir biçimde çözümlemek olduğu gibi, devam edeceği anlaşılan Yunan ilerlemesi karşısında yeni kurulmuş olan düzenli ordu birliklerini güneyden sağlanacak güçlerle takviye etmeye yönelik olduğu düşünülebilir.

Sonuçta, 18 Mayıs 1921 tarihinde Yenice Garı’nda gerçekleşen görüşmede Münir Bey, Ankara Hükümeti tarafından “Türk önerilerini iletmek, gerekli bilgileri vermek, tartışmak ve hükümetine Fransız Hükümeti’nin cevaplarını iletmek” konusuda kendisine tam yetki verildiğini24 bildirerek General Dufıeux’ye Türk karşı önerilerinin yanı sıra Dışişleri Bakanlığı’na vekâlet eden Fevzi Paşa’nın Briand’a yazmış olduğu bir mektubu ve Fransız Hükümeti Türk önerilerini kabul ettiği takdirde Fransızlara verilmesi düşünülen ekonomik imtiyazları kapsayan başka bir mektubu veriyordu25. General Defıeux ise, n Mayıs 1921’de Beyrut’tan “Bekir Sami Bey’in Albay Selahattin Bey aracılığıyla Türk önerilerini ileteceğine dair” bir haber aldığını, ancak Münir Bey ile görüşeceğini bilmediğini ve anlaşma maddelerini tartışma yetkisine sahip olmadığı için sadece bu önerileri hükümetine iletebileceğim Münir Bey’e bildiriyordu26. Münir Bey’in General Dufıeux’ye vermiş olduğu tüm mektuplar ve Türk karşı önerileri ancak 24 Mayıs’ta General Gouraud tarafından Fransa’ya iletilecekti27.

Yukarıdaki belgelerden de görüleceği gibi Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri Münir Bey’in misyonu son derece önemlidir. Şöyle ki Ankara Hükümeti, Bekir Sami-Briand Anlaşması’nı reddetmesine karşın Fransızlarla ilişkilerini koparmamış ve Misak-ı Milli’ye uygun olarak yeni bir anlaşma taslağı hazırlayarak son derece güvenilir bir memurunu Fransızlarla görüşme yapmak üzere Adana’ya göndermiştir. Bâb-ı Ali’de Hukuk Müşavirliği görevinde bulunmuş, ayrıca Brest-Litovsk Antlaşması ve bu antlaşmaya bağlı olarak yapılan Bükreş ve Paris görüşmelerine katılmış olan Münir Bey sadece Türk karşı önerilerini Fransızlara iletmekle görevlendirilmemiş, kendisine Ankara Hükümeti tarafından “anlaşma maddelerini tartışmak ve bu konuda karşı tarafa gerekli bilgileri vermek” konusunda tam yetki verilmiştir. Bu yetkinin Fevzi Paşa’nın imzasıyla “resmi belge” halinde Fransız tarafına sunulması, hiç şüphesiz Münir Bey’in üstlendiği bu önemli görevin bir başka kanıtıdır. Ancak Münir Bey’in misyonundan haberdar olmayan ve sadece Türk önerilerini hükümetine iletmekle görevli olan General Dufıeux’nün anlaşma maddelerini tartışma yetkisine sahip olmayışı Münir Bey’in misyonunu tam olarak tamamlayamamasına neden olmuş ve Türk karşı önerileri Franklin Bouillon’un haziran ayında Ankara’ya yapacağı ziyarette tartışılabilmiştir.

18 Mayıs 1921 ‘de Münir Bey tarafından General Dufieux’ye verilen pakette yer alan, Ankara Hükümeti’nin Bekir Sami-Briand Anlaşması’nda Misak-ı Milli ruhuna sadık kalarak yapmış olduğu değişiklikler şöyleydi28:

1 — Savaş durumu bu anlaşmanın imzalanmasından 8 gün sonra sona erecektir.

2 — Çatışmaların sona ermesinden sonraki hafta Adana, Mersin, Kozan ve Cebel-i Bereket sancakları Fransız birlikleri tarafından boşaltılacaktır. Bu arada Türk birlikleri eski durumlarını muhafaza edecekler ve Fransızlarca boşaltılan yerleri 48 saat sonra teslim alacaklardır.

3 — Türkiye-Suriye sınırı şu şekilde olacaktır:

Sınır, İskenderun körfezinde Sarıseki’den başlayacak ve Çanakkale, Kırmıtlık, Afrinhan, İbraham (Ahterin’in doğusunda) ve Taşhöyük (Elbeyli nahiyesinde)’ten geçerek Deliçay’ı takip edecek ve Sacir vadisinde Karataşlı Tepe’nin doğusuna varacaktır. Bu noktadan itibaren Fırat’a kadar Sacir vadisini, daha sonra Caber Kalesi (Türk Mezarı) ve Rakka’dan geçerek Fırat vadisini takip edecek ve Fırat’ın güneye doğru eğim gösterdiği Şanuka’dan hareket ederek düz bir çizgi halinde Giran’a varacak, buradan da Sincar dağlarını takip edecektir. Sınırın geçtiği ve bu maddede adı geçen bütün yerler Türkiye’ye bırakılacaktır.

4—Bu anlaşmanın imzalanmasından sonraki ay zarfında, 3. maddede öngörülen sınırların belirlenmesine ilişkin işlemlerin tamamlanması amacıyla karma bir komisyon oluşturulacaktır.

5 — 3. maddede belirtilen sınırın kuzeyinde bulunan ve yukarıdaki maddelerde daha kısa bir boşaltma süresi belirtilmemiş olan topraklar, savaş durumunun sona ermesinden sonraki 15 gün zarfında Fransız birlikleri tarafından boşaltılacaktır.

6—Bu anlaşmanın imzalanmasını takibeden hafta Zonguldak’taki Fransız müfrezesi geri çekilecektir.

7 — Bu anlaşmaya göre Fransız birlikleri tarafından boşaltılacak olan toprakların Türk birlikleri tarafından teslim alındığı gün Türk Hükümeti siyasi af ilan edecektir.

8 — Bu anlaşmadaki 2. ve 5. maddelerin uygulanmasından hemen sonra gerek Türk gerekse Fransız tutuklu ve esirler serbest bırakılacak ve kendilerini tutuklayan tarafın yapacağı harcama ile belirlenecek en yakın şehire götürüleceklerdir.

Tutuklu veya esir bulundukları bölge neresi olursa olsun bu maddeden bütün tutuklu ve esirler faydalanacaklardır.

9—Mersin-Tarsus-Yenice demiryolu hattı ile Bağdat demiryolunun Yenice ile Nusaybin arasında kalan kısmı, imtiyaza ilişkin bütün hak ve ayrıcalıklarla birlikte (özellikle demiryolu işletmesi ve taşıma ticaretine ilişkin) Fransız hükümeti tarafından belirlenecek bir Fransız grubuna devredilecektir.

Yukarıda adı geçen devir işlemi için, bu imtiyazlarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili şahısların zararlarını karşılayacak bir fiyat saptanacaktır. Türk Hükümeti’nin veya Osmanlı yetkililerin bu şirketlerdeki bütün hakları devam edecektir. Bu grup, Katme ve Çobanbey arasındaki bağlantı hattının yapımını 2 yıl içinde tamamlayacaktır.

10 — Bu anlaşmanın imzalanmasını takibeden 2 ay zarfında, yukarıdaki maddenin uygulanmasına ilişkin ayrıntıların saptanması amacıyla her iki taraftan eşit sayıda üyenin katılacağı bir komisyon kurulacaktır.

11 —Türkiye-Suriye sınırının güneyinde yer alan ve gerek Türk gerekse karma (Türk ve Arap) bir nüfusa sahip bölgelerde özel bir idari rejim kurulacaktır.

Bu bölgelerdeki Türk halkının milli kültürü geliştirilecek ve Türkçe dilinin resmi bir niteliği olacaktır.

12 — Fransız Hükümeti, müttefikleri nezdinde, barış antlaşmasına ilişkin bütün taleplerinde ve özellikle İzmir ve Trakya’nın geri verilmesi ile bütün alanlarda mutlak egemenliğinin tanınmasında Türkiye’yi desteklemeyi taahhüt eder.

Ankara Hükümeti, Bekir Sami-Briand Anlaşması’nda yapılacak değişikliklere ilişkin önerilerinin kabul edilmesi halinde Fransızlara birtakım imtiyazlar vermeyi düşünüyordu. Münir Bey, Türk önerileriyle birlikte imtiyazlara ilişkin mektubu da General Dufieux’ye vermişti. Ancak bu mektubun öneri paketi içinde yer almamasını Meclis’in 12.5.1921 tarihli oturumunda Fevzi Paşa şöyle açıklıyordu: “… Onların arzu ettikleri veçhile, birtakım nüfuz mıntıkalarına hasr ve tahsis etmek istedikleri mıntıkalar haricinde, kendilerinin arzularını temin edecek menabi ve bazı şerait gösteriyoruz. Bunu da mukaveleye koymuyoruz. Mukavelede böyle bir menafiin temin edilmesi istiklâle mugayirdir…”29.

Ankara Hükümeti tarafından Fransız sermayedarlarına verilmesi düşünülen ekonomik imtiyazlar şöyleydi:

1 — Harşit vadisinde bulunan demir, krom ve gümüş madenleri imtiyazı 99 yıl süre ile bir Fransız grubuna verilecektir. Fransız grubun, bu imtiyazı, Türk yasalarına uygun bir şekilde ve % 50’si Türk sermayesi ile kurulmuş bir ortaklık çerçevesinde, bu anlaşmanın imzalanmasını takibeden 5 yıl içinde kullanması gerekmektedir.

2 — Ulukışla-Kayseri-Sivas demiryolu imtiyazında Fransız sermayedarlar, bu anlaşmanın imzalanmasından sonraki 5 sene zarfında eşit şartlarda öncelik haklarından yararlanacaklardır.

3 — Ankara-Sivas demiryolu imtiyazı yukarıdaki maddedeki koşullarla bir Fransız grubuna verilecektir.

Bunun dışında yine aynı metinde üzerinde durulan en önemli noktalardan birisi de Fransız şirketlerinin maden, demiryolu, liman işletmeciliği ve nehir taşımacılığına ilişkin imtiyaz isteklerinin Ankara Hükümeti tarafından iyi niyetle incelenecek olmasıdır. Ayrıca Türk Hükümeti, sivil ve askeri (jandarma) okullarda Fransız öğretmenlerden faydalanmayı istemekte ve bu anlaşma imzalandıktan sonra Fransız sermayedarların kendisiyle ilişki kurmalarını arzuladığını belirtmektedir30.

8 Mayıs 1921’de istifa eden Bekir Sami Bey’in31 yerine Dışişleri Bakanlığı’na vekâlet eden ve aynı zamanda Genelkurmay Başkanı olan Fevzi Paşa32, Münir Bey aracılığıyla Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Briand’a gönderdiği mektupta, 11 Mart 1921’de Bekir Sami Bey’in Londra’da imzaladığı anlaşmanın Ankara Hükümeti’nde yarattığı tepki karşısında söz konusu anlaşmada yapılan değişiklikleri gerekçeleriyle birlikte açıklığa kavuşturuyordu. Bu mektupta;

— Londra’da çizilen sınırın Misak-ı Milli metnine aykırı olması nedeniyle yeni sınırın coğrafi, tarihi (Süleyman Şah’ın Caber Kalesi’nde bulunan mezarı) ve etnik yapının yanı sıra karşılıklı çıkarlar göz önüne alınarak çizildiği,

— Bekir Sami-Briand Anlaşması’nın B, C, D maddelerine yeni çatışmalara neden olmaması gerekçesiyle karşı çıkan Ankara Hükümeti’nin bölgenin Fransızlar tarafından boşaltılmasını ve Türklere teslimini yeni bir statüye bağladığı,

— İnsan haklarına saygılı bir uygulamanın hiçbir fark gözetmeksizin tüm tutuklulara uygulanması gerektiği,

— Türk subayların komutasında ve Fransız subayların yardımcılığında kurulması öngörülen polis teşkilatının hükümranlık haklarına aykırı olması nedeniyle kabul edilemezliği,

— Londra’da yapılan anlaşmanın Türk-Fransız ekonomik işbirliğine ilişkin maddesinin üçlü Sözleşme’nin tekrarından başka bir şey olmaması nedeniyle kabul edilemezliği,

— Ekonomik konularda, Misak-ı Milli’de de öngörüldüğü gibi ekonomik bağımsızlığa ters düşen hükümlerin reddi,

— Fransız sermayesinden en iyi biçimde faydalanmak isteyen Ankara Hükümeti’nin Fransız şirketlerinin imtiyaz isteklerini incelemeye hazır olduğu belirtilerek Türk karşı önerilerinin Fransız Hükümeti tarafından kabul edilmesi durumunda anlaşmanın en kısa zamanda Adana’da imzalanarak yürürlüğe girebileceği ilave ediliyordu33.


FRANKLİN BOUİLLON’UN ANKARA ZİYARETLERİ VE ANKARA ANTLAŞMASI’NIN İMZALANMASI

Ankara Hükümeti’nin u Mart 1921 tarihli anlaşmada yapmayı tasarladığı değişiklikler, gerek bölgede görev yapan Fransız yetkililerinin gerekse yüksek düzeydeki Fransız devlet adamlarının tepkilerine yol açacaktı. Fransız yetkililer, Türk karşı önerilerinin Fransız çıkarlarına ve Almanya’ya karşı kendilerini destekleyen İngiltere ile olan ilişkilerine zarar vereceğinden, çekildikleri bölgelerde sonradan meydana gelebilecek herhangi bir çatışma durumunda Fransa’nın bölgeye yeniden asker göndermek zorunda kalacağından, yeni önerilen sınırın ise Türklerin İskenderun Körfezi’nde egemen olmasına yol açacağından, dolayısıyla Fransızların İskenderun ve Halep bölgesinde asker bulundurmak zorunda kalacaklarından, bunun ise Suriye’deki askeri harcamalarını artıracağından endişe ediyorlardı34.

Ancak, üst düzey Fransız yetkililerinin bu olumsuz düşüncelerine karşın Ankara ile barış yapmak konusunda ümitsizliğe düşmeyen Briand’ın kararlı politikası sonucu Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı, eski bakan Franklin Bouillon g Haziran 1921 ‘de Türk karşı önerilerini görüşmek üzere Ankara’ya gelecekti3’. 13 Haziran’da başlayan görüşmelerde, Sevres gerçeğinin gözardı edilmemesi gerektiği ve Bekir Sami-Briand Anlaşması’nın görüşmelerde temel alınması konusunda ısrar eden Bouillon, Mustafa Kemal’in Misak-ı Milli konusundaki kararlı tutumu üzerine Misak-ı Milli metnini incelemek üzere görüşmelere ara verilmesini istemek zorunda kalıyordu36. Birkaç gün sonra başlayan görüşmeler sonunda ise Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık ve kapitülasyonlar konusunda ödün vermeyeceğini, ayrıca Bekir Sami-Briand Anlaşması’nın nüfuz bölgelerine ilişkin maddesinin Ankara tarafından kesinlikle kabul edilmeyeceğini anlayan Bouillon’a 21 Haziran’da Mustafa Kemal tarafından yarı-resmi olarak yeni bir anlaşma taslağı öneriliyodu37.

Bu yeni öneri taslağının, 18 Mayıs’ta Münir Bey aracılığı ile Fransa’ya iletilen öneri paketinden farklılıkları şu şekilde sıralanabilir:38

— Karşılıklı esir mübadelesi için öngörülen süre kaldırılmaktadır. Esir mübadelesinin işgal altındaki bölgelerin boşaltılmasından sonra yapılması yerine şimdi hemen anlaşmanın imzasını takiben gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.

— Boşaltma işlemleri için konulan süre uzatılmıştır. Bu süre 18 Mayıs 1921 tarihli öneri paketinde Kilikya için 1 hafta, diğer bölgeler için 15 gün olarak sınırlanmışken şimdi 1 aya çıkartılmıştır (anlaşmanın imzalanmasını takiben boşaltma işlemleri 1 ay içinde yapılacaktır).

— Sınır maddesi ise değiştirilerek yeni sınır Payas’tan hareket ederek Çobanbey ile Nusabyin arasındaki 20 km. genişliğindeki Bağdat demiryolu imtiyaz bölgesinin güneyinden geçecek, Nusaybin’den sonra ise Musul vilayeti sınırına kadar uzanacaktır.

— Osmanlı Hanedanı’nın kurucularından olan Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu Caber Kalesi’ni içine alan ufak bir alanın Osmanlı idaresi ve hükümranlığında kalması önerilmektedir. Halbuki Münir Bey ile gönderilen taslakta sınır Caber Kalesi’nden geçmekteydi.

Mustafa Kemal’in yeni önerileri karşısında Paris’in görüşünü almak isteyen Franklin Bouillon ise Ankara’dan haberleşmenin güç olduğu, Mersin ve Suriye’den daha kolay olacağı gerekçesiyle görüşmelere ara verilmesini isteyecek39 ve temmuz başlarında Adana üzerinden Beyrut’ta geçecekti40. Bouillon’un Paris’ten önce Beyrut’a gitmesinin nedeni ise Beyrut’ta bulunan Yüksek Komiser Gouraud ile görüşmek arzusundan kaynaklanmış olabilir, zira Ortadoğu ve Anadolu’yu yakından tanıyan Gouraud hükümet ve parlamentonun istediği şekilde bir barışın Ankara Hükümeti ile yapılarak tarihsel Türk-Fransız dostluğunun gerçekleştirilmesinden yanadır41.

Franklin Bouillon, daha sonra, temmuz sonunda Adana’ya dönerek ve burada, Ankara’dan ayrılmadan önce Mustafa Kemal’in kendisine önerdiği 21 Haziran tarihli yeni anlaşma taslağına karşı Paris’in hazırladığı karşı önerileri Ankara’ya iletmek üzere (27 Temmuz 1921’de) Münir Bey’e verecek42, ancak Kütahya-Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921) nedeniyle Ankara Hükümeti Franklin Bouillon’a kesin bir cevap veremeyecekti43. Türk-Fransız Anlaşması hakkında Briand’ın görüşlerini almak üzere Ağustos başında Paris’e gidecek olan Bouillon burada Briand’la birlikte Türklerle yapılacak olan anlaşmaya son şeklini verecek ve böylece Ankara Anlaşması’na temel teşkil edecek olan 26 Ağustos 1921 tarihli son anlaşma taslağı ortaya çıkacaktı44.

Franklin Bouillon’un Ankara’ya yapacağı ikinci seyahat ise Sakarya Zaferi’nden sonra gerçekleşecekti. Kurtuluş Savaşımızda iç ve dış dengelerin değişmesi açısından önemli bir dönüm noktası olan Sakarya Zaferi, Ankara Hükümeti ile barış görüşmelerini başlatmış olan Fransız Hükümeti’nin bu yöndeki çabalarını çabuklaştırıcı bir etken olmuştur.

24 Eylül’de Ankara’da başlayan ve Yusuf Kemal Bey, Ali Fethi Bey ve Münir Bey’in yanı sıra Franklin Bouillon’un bu kez resmi sıfatla katıldığı görüşmelerde 26 Ağustos 1921 tarihli son anlaşma taslağı ele alınıyordu. Görüşmelerde özellikle Kilikya’da karma jandarma gücünün kurulması, nüfuz bölgeleri, Türkiye-Suriye sınırı ve kaynağı Türkiye’de olan Kuve-ik suyunun bölüştürülmesi konularında anlaşmazlık çıkıyor, Mustafa Kemal özellikle Payas’tan başlayan sınırın Çobanbey-Nusaybin arasındaki Bağdat demiryolunun güneyinden geçerek Musul vilayeti sınırına kadar uzanmasında ısrar ediyordu45. Ancak Bouillon Briand’dan aldığı talimat46 üzerine sınır konusunda taviz vermiyor ve sonuçta Yusuf Kemal Bey’in anılarında da açıkça belirttiği gibi “… Sovyetlerde muahededen sonra Avrupa’ya da Fransa tarikiyle bir pencere açmaya şiddetle muhtaç olduğumuz için…”47 Bouillon’un önerdiği 11 Mart 1921 tarihli Bekir Sami-Briand Anlaşması sınırı ufak tefek değişiklikler dışında Ankara Anlaşması’nda olduğu gibi kabul ediliyordu. Sınır konusunun dışında Kuveik Suyu sorunu bu suyun iki taraf arasında adil bir biçimde bölüşülmesi ve Halep şehrinin Türk toprakları üzerindeki Fırat’tan “ancak kendi yapacağı harcamalarla” faydalanması şeklinde bir maddenin anlaşma metnine koyulmasıyla çözümleniyor, azınlıklara ilişkin maddede ise taviz verilmiyordu. Bekir Sami-Briand Anlaşması’nda ve Fransızların 26.8.1921 tarihinde hazırladıkları son taslakta bir Fransız grubuna Ergani madenleri imtiyazının verilmesi öngörülmüşken Ankara Anlaşması’nın ek mektubunda sadece “bu konunun inceleneceği” belirtiliyordu. Türkiye’deki Fransız eğitim, sağlık ve yardım kurumlarıyla ilgili sorun ise ek mektupla çözümleniyor ve bu kuruluşların “Türkiye’nin çıkarlarına ve Türk yasalarına aykırı herhangi bir propaganda yada harekete girişmeksizin” varlıklarını sürdürebilecekleri belirtilerek Türk çıkarları korunmuş oluyordu. Pozantı ile Nusaybin arasındaki Bağdat demiryolu imtiyazının bir Fransız grubuna devredilmesine ilişkin maddede ise Türkiye’ye Meydan-ı Ekbez’den Çobanbey’e kadar Suriye topraklarında demiryolu ile askeri ulaşım yapma hakkı tanınıyordu, halbuki gerek Bekir Sami-Briand Anlaşması’nda gerekse 26 Ağustos taslağında sadece Fransa askeri ulaşım hakkına sahipti. Ankara Anlaşması’yla Ankara Hükümeti’nin kazandığı en önemli zafer ise uzun mücadelelerden sonra Fransa’ya kabul ettirebildiği ve Türkiye’yi nüfuz bölgelerine bölen maddenin bu anlaşmada yer almamasıydı.

20 Ekim 1921’de Franklin Bouillon ile Yusuf Kemal Bey arasında imzalanan Ankara Anlaşması’nın maddeleri şöyleydi:48.

1 —Her iki taraf bu anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte aralarındaki savaş durumunun sona ereceğini bildirirler. Durum ordulara, sivil makamlara ve halka derhal bildirilecektir.

2 —Bu anlaşmanın imzası üzerine Türk ve Fransız bütün tutuklu ve savaş tutsakları serbest bırakılacak ve kendilerini tutuklayan tarafın yapacağı harcama ile gösterilecek en yakın kente götürüleceklerdir. Bu madde hükmü, tutuklama, hapis veya esaretin tarihi ve yeri ne olursa olsun tüm tutuklu ve tutsaklar için geçerli olacaktır.

3 —Bu maddenin imzalanmasından sonra en çok iki ay içinde, Fransız kuvvetleri 8. maddede belirtilen hattın güneyine, Türk kuvvetleri ise aynı hattın kuzeyine çekileceklerdir.

4—3. maddede yazılı süre içinde uygulanacak boşaltma ve işgal, her iki tarafın komutanlarınca atanan bir karma komisyonun kararına göre saptanacak düzenlemelerle yapılacaktır.

5 — Her iki taraf, boşaltılacak topraklarda, bu toprakları teslim alır alnaz bir genel af ilan edeceklerdir.

6 — Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Misak-ı Milli’de açıkça tanınan azınlık haklarının, bu konuda Müttefik Devletler ile onların hasımları ve kimi müttefikleri arasında yapılmış sözleşmelerdeki ilkelere dayanarak kendi tarafından doğrulanacağını bildirir.

7 — İskenderun bölgesi için özel bir yönetim kurulacaktır. Bu bölgenin Türk ırkından olan halkı, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan yararlanacaktır. Türk dili orada resmi bir niteliğe sahip olacaktır.

8—Üçüncü maddede adı geçen hat aşağıdaki şekilde saptanmış ve belirlenmiştir:

Sınır çizgisi, İskenderun körfezi üzerinde Payas mevkiinin hemen güneyinde olmak üzere seçilecek bir noktadan başlayacak ve yaklaşık olarak Meydan-ı Ekbez’e doğru gidecektir (Demiryolu istasyonu ve Meydan-ı Ekbez Suriye’de kalacaktır); sınır daha sonra Marsova’yı Suriye’ye, Karnaba ile Kilis kentini Türkiye’ye bırakmak üzere güneydoğuya doğru kayacak, oradan Çobanbey istasyonunda demiryoluyla birleşecektir. Daha sonra, Bağdat demiryolunu izleyecek ve demiryolu platformu Nusaybin’e dek Türk toprakları üzerinde kalacaktır. Oradan, Nusabyin ile Cezire-i İbn-i Omar arasındaki eski yolu izleyerek Cezire-i İbn-i Omar’da Dicle’ye varacaktır. Nusaybin ile Cezire-i İbn-i Omar ve yol Türkiye’de kalacaktır. Çobanbey ile Nusaybin arasındaki demiryolunun istasyon ve garları, demiryolu platformunun parçalarından sayılarak Türkiye’de kalacaktır.

Bu anlaşmanın imzasından sonra bir ay içinde söz konusu sınır çizgisini çizmek üzere iki tarafın temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyon o süre içinde çalışmalara başlayacaktır.

9—Osmanlı Hanedanı’nın kurucusu Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah’ın Caber Kalesi’nde bulunan ve Türk Mezarı adı ile tanınan mezarı, çevresiyle birlikte, Türkiye’nin malı olarak kalacak ve Türkiye orada koruyucular bulundurup Türk bayrağını çekebilecektir.

10—Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Pozantı ile Nusaybin arasındaki Bağdat demiryolu kesimine ilişkin ayrıcalık hakkının (Concession) ve Adana ilinde yapılmış bulunan kolların bu ayrıcalık haklarına bağlı, özellikle işletme ve taşıma ticaretine ilişkin tüm hak, izin ve avantajlar ile birlikte, Fransız Hükümeti’in göstereceği bir Fransız grubuna devredilmesini kabul eder. Türkiye Meydan-ı Ekbez’den Çobanbey’e kadar Suriye topraklarında, Suriye ise Çobanbey’den Nusaybin’e dek Türk toprakları üzerinde demiryolu ile askeri ulaşım yapma hakkına sahip olacaktır.

İlke olarak bu demiryolu kesimi ve kolları üzerinde ayırım gözeten hiçbir tarife uygulanamaz. Gerekirse bu ilkeye aykırı hareket edilebilmesi konusunu iki hükümet birlikte incelemek hakkını saklı tutarlar. Anlaşma olanağı bulunmazsa taraflardan her biri özgürce hareket edebilecektir.

11 — Bu anlaşmanın onaylanmasından sonra Türkiye ve Suriye arasında Gümrük Sözleşmesi yapılması için bir karma komisyon kurulacaktır. Bu sözleşmenin koşulları ve yürürlük süresi bu komisyon tarafından saptanacaktır. Bu sözleşmenin yapılmasına kadar taraflar hareket özgürlüğüne sahip olacaklardır.

12 — Kuveik suyu Halep kenti ile kuzeyde Türk kalan bölge arasında adil bir şekilde ve iki tarafı tatmin edecek biçimde bölüşülecektir. Halep kenti, bölgenin ihtiyacını karşılamak üzere, kendi yapacağı harcamalarla Türk toprağı üzerinde Fırat’tan da su alabilecektir.

13—Yerleşik ya da yarı göçebe halktan sekizinci maddede belirlenen sınır çizgisinin her iki tarafında bulunan çayırlardan yararlanma ya da mülkiyet hakkına sahip olanlar, haklarını eskiden olduğu gibi kullanmayı sürdüreceklerdir. Bunlar işletme ihtiyaçları için özgürce ve hiç bir gümrük vergisi ya da çayır için resim, ne de başka hiç bir ücret vermeksizin, sınır çizgisinin bir yanından öteki yanına, hayvanlarını ve yavrularını, araç ve gereçlerini, tohumlarını ve ürünlerini götürebileceklerdir. Bunlara ilişkin vergi ve resimleri oturdukları ülkede ödemekle yükümlüdürler.

Ankara Anlaşması’nın esas metnine ek olarak bazı mektuplar da anlaşmanın yapıldığı tarihte Franklin Bouillon ile Yusuf Kemal Bey tarafından imzalanıyordu. Bu mektupların ele aldığı konular ise şunlardı:49

— Fransız Hükümeti’nin Türkiye’nin bağımsızlık ve egemenliğini savunması,

— Fransızlara Harşit vadisindeki demir, krom ve gümüş madenlerinde 99 yıl süreli ayrıcalık hakkı vaadi,

— Suriye’nin ayrılmasına ve İskenderun bölgesine ilişkin sorunların açıklanması,

— İskenderun ve Antakya bölgelerinde Türk ırkından memurlar kullanılması ve Türk kültürünü geliştirecek okulların kurulması,

— Pozantı-Nusaybin demiryolu imtiyazının bir Fransız grubuna devrine ilişkin koşullar,

— Türkiye’de Jandarma okulları için Fransız uzman sağlanması,

— Türkiye’deki Fransız eğitim, sağlık ve yardım kurumlarının varlıklarını sürdürmesi,

— Ankara Anlaşması’nın 15 gün içinde onaylanarak yürürlüğe girmesi,

— Kuveik suyunu bölüşme yöntemi,

— Ergani madenleri ve Adana’da bir pamuk işletmesi konusunun Türkiye tarafından incelenecek olması.

Görülüyor ki TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan ilk resmi anlaşma olan Ankara Anlaşması, 11 Mart 1921 ile 20 Ekim 1921 arasında geçen sürede iki hükümet temsilcileri arasında yapılan uzun görüşme ve tartışmaların yanı sıra iki ülke arasında gidip gelen çeşitli anlaşma taslaklarının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlaşma, Ankara Hükümeti’nin ilk kez Batılı bir devlet tarafından hukuksal açıdan tanınması nedeniyle diplomatik bir başarıdır. Ayrıca İtilaf Devletleri kanadından bir ülkenin Ankara Hükümeti ile tek başına bir anlaşma imzalaması, İngiltere’nin Mondros sonrası ve Paris barış görüşmelerinde uyguladığı politikalarla yarattığı rahatsızlığın neden olduğu parçalanmanın bir kanıtı niteliğindedir. Diğer yandan bu anlaşma, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında temel hedef ve amaç edinilen Misak-ı Milli metninin Fransa tarafından kabul edilişini de belgelemektedir. Ankara Anlaşması’nın Türkiye açısından getirdiği en önemli sonuçlardan birisi de, yaptığı bu anlaşma ile doğudaki sınır sorunlarından sonra güneydeki sınır sorunlarını da diplomatik yollarla çözüme kavuşturan Ankara Hükümeti, bir yandan güneydeki güçlerini batıya kaydırma olanağı elde ederken, diğer yandan Fransız Hükümeti’nden Büyük Taarruz’a kadar devam edecek olan askeri malzeme yardımını sağlayacaktır. Fransız arşiv belgelerinden de görüleceği gibi gerek Büyük Zafer’in elde edilmesinde gerekse Mudanya Mütarekesi’nde Fransız desteği ve yardımı etkin rol oynayacaktır.

Ankara Anlaşması, Türkiye’ye olduğu kadar Fransa’ya da önemli kazançlar sağlamıştır. Fransa, bu anlaşmayla birlikte Doğu’da barışı sağlayarak bir yandan komuoyundan gelen baskıları ortadan kaldıracak, diğer yandan İngiliz politikasına hizmet etmek durumundan kurtulacaktır. Paris, bu anlaşmayla ayrıca, etkin olduğu Kuzey Afrika İslam Devletlerinin ve tüm İslam dünyasının sempatisini kazanırken Suriye’de de gücünü pekiştirecektir. Ayrıca, İslam ülkelerini İtilaf Devletleri’ne karşı araç alarak kullanan ve bölgede giderek etkinlik kazanan Moskova’nın yayılımcı tasarımlarını da engellemiş olacaktır. Bu anlaşma, ekonomik yönüyle de Fransa’ya önemli kazançlar sağlamıştır. Fransa, bir yandan savaşın ekonomisine getirdiği ağır yükten kurtulurken, diğer yandan bölgedeki tarihsel ekonomik çıkarlarını da korumuş oluyordu.

Genel bir sonucu burada belirtmek gerekirse, her iki ülke açısından son derece önemli sonuçları bulunan Ankara Anlaşması’nın güney sınırına getirdiği çözümler Lozan’da aynen kabul edilmiş, ancak bu anlaşmadan arta kalan tek pürüz olan Hatay sorunu ileri tarihlerde çözümlenebilmiştir.



EK: I

Bekir Sami ile Briand arasında 11 Mart 1921’de imzalanan, Türkiye ile Suriye arasındaki sınır hakkında politik, askerî ve ekonomik anlaşma (Château de Vincennes, 7 N 3213/Dos. 1)


EK: II

Beyrut’tan 24 Mayıs 1921 tarihinde Suriye ve Lübnanda’ki Fransız Yüksek Komiseri General Gouraud’dan Başbakan Briand’a yazı: Münir Bey tarafından General Dufieux’ye iletilen Türk karşı önerileri, Fevzi Paşa’nın açıklayıcı mektubu, Fransız Hükümeti Türk karşı önerilerini kabul ettiği takdirde imzalanması gereken ve Fransızlara verilecek ekonomik imtiyazları kapsayan mektup, 18 Mayıs 1921’de Münir Bey’in General Dufieux ile Yenice Garı’nda buluşması ve görüşme konuları, Fevzi Paşa’nın imzasıyla Münir Bey’e tam yetki verildiğini gösteren belge (Quai d’Orsay, Serie E Levant Türquie, Vol. 172)


1 İsmail Soysal, “Les Relations Politiques Turco-Françaises (1921-1985)”, L’Empıre Ottoman, La Republique de Turquıe et La France, Ed. İsis, İstanbul, 1986, s. 597; İsmail Soysal, Tarihleri ve Açıklamaları ile Birlikte Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları, C.I, TTK, Ankara, 1983, s. 48; TBMM Gizli Celse Zatları, C. II, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., Ankara, 1985, s. 354-

2 26 Nisan, 9 Mayıs ve 15 Mayıs 1916’da teati edilen belgeler sonunda ortaya çıkan Sykes-Picot Anlaşması’na göre Fransa, Suriye kıyıları ve hinterlandından başka Çukurova (Kilikya), Kayseri dışarıda kalmak koşuluyla Sivas, Elazığ, Maraş, Antep ve Mardin’i elde ediyor, Halep-Şam-Musul üçgeni ise Fransız nüfuz bölgesi içinde kalıyordu. İngiltere ise Basra’dan Bağdat’a kadar tüm Mezopotamya’yı, Akka ve Hayfa limanlarını ele geçiriyor, bunun dışındaki yerlerde nüfuz bölgesi kuruyordu. Bu anlaşma uyarınca ilerde tek bir Arap devleti veya Arap konfederasyonunun kurulması tasarlanırken, Filistin’in uluslar arası bir statüye kavuşturulması düşünülmüştü. Rusya, İngiltere ve Fransa’nın bu isteklerini ancak Erzurum, Trabzon, Bitlis, Muş, Siirt ve Türk-İran sınırını içine alan bölgenin kendisine verilmesi karşılığında kabul etmişti. Yuluğ Tekin Kurat, Osmanlı İmparatorluğu’nun Paylaşılması, 2.B., Turhan Kitabevi, Ankara, 1986, s. 19-20; Yusuf Hikmet Bayur, Türkiye Devleti’nin Dış Siyasası, TTK, Ankara, 1973, s.11-12; Eliot Grinnell Mears, Modem Turkey, The macmillan Company, New York, 1924, s. 614-616; Andre Nouchi, Luttes petrolieres au procheorient, Ed. Flammarion, Paris, 1970, s. 95-97.

3 Laurence Evans, United States Policy and the Partition of Turkey, 1914-1924, The Johns Hopkins Press, Baltimore, 1965, s. 216-219.

4 Fransızlar tarafından Çukurova bölgesinde 11 Aralık 1918’de başlatılan işgal hareketi ile birlikte özellikle Ermeni lejyonlarının kötü davranışlarından ötürü İskenderun, Belen, Dörtyol bölgesinde çarpışmalar olmuş ve bu olaylar karşısında Türkler çete savaşına başlamışlardı. Bunun üzerine Başkomutan General Allenby Fransız işgalinde bulunan yerleri iki ye ayırarak mülki yönetimi Fransızlara, askeri kontrolü ise İngilizlere bırakmıştı. Böylece Ocak 1919’dan 15 Eylül 1919 İngiliz-Fransız gizli sözleşmesine 4cadar geçen sürede Çukurova bölgesi bir “ortak işgal dönemi” geçirmiş oluyordu. Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşında Adana Cephesi, Türk Kuv. Mili. Müc. ve Gaz. Cem. Yay., Ankara, 1970, s. 30.

5 Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, 2.B., Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1969, s. 381.

6 a.g.e., s. 456.

7 Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Nutuk-Söylev, C. II, TTK, Ankara 1984, s. 609; Salâhi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, C. II, Ankara, TTK, Ankara, 1986, s. 69.

8 Bu anlaşmaya göre ateşkesin ilk 10 günü zarfında Antep, Sis ve Pozantı boşaltılarak kamu güvenliği Türk jandarmasına bırakılacak, savaş esirleri ve diğer tutuklular takas edilecek, bölgede Fransız işadamlarına ve yönetimine ayrıcalık tanınacak, buna karşılık olarak da Fransızlar Türk ulusal hareketini destekleyeceklerdi. Sonyel, C.II, s. 71-72; TBMM Gizli Cebe Tabuları, C.I, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., Ankara, 1985, 29.5.1920 tarihli gizli oturum, s. 43.

9 Ministere des Affaires Etrangeres (MAE), Serie E Levant Turquie, Vol. 170, Pel-le’nin 28 Ocak 1921 tarihli yazısı, s. 249-250.

10 Service Historique de Armee de Terre (Château de Vincennes), 7 N 3210, D.7-8, Fransız Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Berthelot’nun çeşitli büyükelçiliklere ve İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri’ne gönderdiği 7 Aralık 1920 tarihli telgraf.

11 5 Mart 1921 tarihli Türk-Fransız Anlaşması taslağı için bkz. MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 170, s. 225-227. 10 Mart 1921 tarihli taslak için bkz. MAE, aynı seri, aynı cilt, s.241-242.

12 Château de Vincennes, 7 N 3213, D.i, TBMM temsilcisi Bekir Sami Bey ile Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Briand arasında 11 Mart 1921 tarihinde Londra’da imzalanan Türk-Fransız Anlaşması (EK: I); Sonyel, C.II, s. 135-136; Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Siyaset Planlama Genel Müdürlüğü, Türkiye Dış Politikası’nda 50. Yıl Kurtuluş Savaşımız (1919-1922), 50. Yıldönümü Yay., s. 101-103; Michel Paillares, Le Kemalisme Devant Les Anlies, Constantinople-Paris, Ed. du Bosphore, 1922.

13 TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 17.3.1921 tarihli gizli oturum, s. 4-8.

14 Nutuk-Söylev, C.II, s. 787-789.

15 Yahya Akyüz, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, TTK, Ankara, 1975. s. 137-138.

16 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Briand’ın Fransa’nın Beyrut ve İstanbul’daki Yüksek Komiserleri ile Roma ve Paris Büyükelçileri’ne 19.5.1921 tarihli telgrafı, s. 15-16.

17 TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 12.5.1921 tarihli gizli oturum, s. 73.

18 1883 yılında İstanbul’da doğan Mehmet Münir Ertegün, İstanbul Hukuk mektebini bitirdikten sonra Osmanlı Ayan meclisinde çevirmenlik ve Bâb-ı Ali’de Hukuk Müşavirliği yaptı (1913). Brest-Litovsk Antlaşması (1918) ve bu antlaşmaya bağlı olarak yapılan Bükreş ve Paris görüşmelerine (1920), Ankara Anlaşması’nın hazırlanmasına (1921), Lozan Barış Konferansı’na (1922) katıldı. Daha sonra Bern ortaelçiliği (1925-1929), Paris (1930-1932), Londra (1932-1934) ve Washington büyükelçiliği (1934-1944) görevlerinde bulundu. II. Dünya Savaşı sırasında Türk-Amerikan yakınlaşmasını sağlayan Münir Ertegün Washington büyükelçisiyken 11 Kasım ig44’de öldü. Savaş koşulları nedeniyle cenazesi ancak 1946 yılında Missouri zırhlısıyla getirilebildi. Meydan-Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi “Ek” (ek cilt), Meydan Yayınevi, İstanbul, 1976, s. 269.

19 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, s. 63-73 (Ek: II); Bayur, s. 91; TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 12.5.1921 tarihli gizli oturum, s.76. Mustafa Kemal, Meclis’teki bu tartışmalarda Türk karşı önerilerinin “şayanı itimad bir memuru mahsusla” Adana’ya gönderildiğini bildirmiş, ancak Münir Bey adından söz etmemiştir.

20 Château de Vincennes, 7 N 3213, D.3, Fransız Harp Bakanlığı’ndan Başbakan Briand’a Paris, 19.2.1921 tarihli ve “Question fınanciere turque â la Conference de Londres” başlıklı rapor.

21 Château de Vincennes, 7 N 3212, D.7, İsviçre, 20.6.1921 tarihli istihbarat raporu.

22 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 145, Lyautey’den Fransız Başbakanı’na Rabat, 31.12.1920 tarihli mektup, s. 226-231.

23 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, İst., 16.5.1921 tarihli istihbarat raporu; Château de Vincennes, 7 N 3212, D.7, 1.3.1921 tarihli istihbarat raporu.

24 MAE, Sene E Levam Turquie, Vol. 172, Fevzi Paşa’nın imzasıyla Münir Bey’e tam yetki verildiğini gösteren belge, s. 73 (EK: II).

25 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, s.63-73 (EK: II); TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 12.5.1921 tarihli gizli oturum, s. 74.

26 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, 18.5.1921 tarihinde saat 18:05’de Yenice Gan’nda yapılan Münir Bey-General Dufıeux görüşmesi, s. 71-72 (EK: II).

27 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Gouraud’dan Briand’a Beyrut, 24.5.1921 tarihli yazı,s. 54 (EK: II).

28 MAE, Sene E Levant Turquie, Vol. 172, 18.5.1921 tarihinde Münir Bey tarafından General Dufieux’e verilen Türk karşı önerileri, s. 69-70 (EK: II).

29 TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 12.5.1921 tarihli gizli oturum, s. 74.

30 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Türk önerilerine ilave olarak ekonomik imtiyazları içeren mektup, s. 66-67 (EK: II).

31 TBMM Gizli Celse Zabılları, C.II, 12.5.1921 tarihli gizli oturum, s. 73.

32 Dışişleri Bakanlığı’na Fevzi Paşa’nın vekâlet etmesi, ılımlı olması nedeniyle Fransızlar tarafından iyi karşılanmıştı. MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Pelle’nin Fransız Dışişleri Bakanlığı’na İst., 18.5.1921 tarihli telgrafı, s.6.

33 MAE, Sene E Levam Turquie, Vol. 172, 18.5.1921 tarihinde Münir Bey tarafından General Dufieux’ye verilen Dışişleri Bakanı Vekili Fevzi Paşa’nın Briand’a mektubu, s.63-65 (EK: II).

34 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Gouraud’nun Briand’a 24.5.1921 tarihli telgrafı, s. 39-43; Gouroud’nun Fransız Harp Bakanlığı’na 24.5.1921 tarihli telgraf için ayr. bkz. MAE, aynı seri, aynı cilt, s. 83-85; Fransız Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Berthelot’nun Gouraud e Pelle’ye 24.5.1921 tarihli telgrafı için bkz. MAE, aynı seri, aynı cilt, s-53.

35 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Bouillon’un Briand’a gönderdiği telgrafı ileten Pelle’in 2.6.1921 tarihli telgrafı, s.99-102; Yusuf Kemal Tengirşenk, Vatan Hizmetinde, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 1981, s.233-235.

36 Nutuk-Söylev, C.II, s. 831-833.

37 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Bouillon’un Quai d’Orsay’e telgrafını ileten Pellee’nin 21.6.1921 tarihli telgrafı, s. 164.

38 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Pelle’nin Quai d’Orsay’e 21.6.1921 ve 23.6.1921 tarihli telgrafları, s. 165, 174, 176, 176.

39 TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 13.10.1921 tarihli gizli oturum, s.311.

40 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 172, Gouraud’nun quai d’Orsay’e 30.6.1921 tarihli telgrafı, s. 194.

4141MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 173, Gouraud’dan Pelle’ye Beyrut 12.7.1921 tarihli telgraf.

42 MAE, Sene E Levant Turquie, Vol. 173, F. Bouillon’un Quai d’Orsay’e Adana, 27.7.1921 tarihli telgrafını ileten Gouraud’nun 28.7.1921 tarihli telgrafı, s. 112; TBMM Gizli Cebe Zabıtları, C.II, 30.7.1921 tarihli gizli oturum, s. 128 vd.

43 TBMM Gizli Celse Zabıtları, C.II, 13.10.1921 tarihli Gizli Oturum, s. 311.

44 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 173, 26.8.1921 tarihli Türk-Fransız Anlaşması’na ilişkin “Projet de Lettre (definitif)” ve “Projet de Convention (defınitif)”, s.158-160. Anlaşma taslağı metni 12 maddeden oluşmaktadır, ancak 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması metninden pek büyük farklılıklar taşımadığı için burada sadece Türk tarafının bazı maddelere ilişkin tartışmalarına değinilecektir.

45 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 173, Bouillon’un Briand’a 30.9.1921 tarihli telgrafı, s. 211; Sonyel, C.II, s. 200.

46 MAE, Serie E Levant Turquie, Vol. 174, Briand’ın Bouillon’a 4.10.1921 tarihli yazısı, s. 11-15.

47 Yusuf Kemal Tengirşenk, s. 238.

48 İsmail Soysal, Tarihleri ve Açıklamaları ile Birlikte Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları, C. I, s. 50-52; Accord Turco-Français, İkdam Basımevi, İstanbul, 1923, s.4-6.

49 İsmail Soysal, C.I, s.53-60; Accord Turco-Francaıs, s. 7-19.