Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Ermeni Komiteleri Tarafından Şehit Edilenlerin Ailelerine Yaptıkları Yardımlar

ÖZET

Türk-Ermeni ilişkileri çerçevesinde, tehcir sırasında yetkili bulunan ve bu nedenle hayatını kaybeden kişilerin Cumhuriyet Meclisi’nde yad edilmiş olduğu, ailelerine ilgi ve destek sağlandığı görülmektedir. 27 Haziran 1926’da yürürlüğe giren bir kanun, Ermeniler tarafından şehit edilen kişilerin (Talat Paşa, Cemal Paşa, Bahattin Şakir, Sait Halim Paşa, Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey vs.) ailelerine yardım konusunu ele almıştır. Bu tavır, Türk devletinin bu neslin çocuklarına ve kalanlarına sahip çıkmasının göstergesidir.



Anahtar Kelimeler

Ermeni, Cemal Paşa, Talat Paşa, Kemal Bey, TBMM.



ABSTRACT

It is seen that The Turkish Grand National Assembly have aided the persons that is authorized and killed during the exodus at the frame of Turkish-Armenian relations and honored them. The Law that make out in 27 June 1926 have considered the matter of aids to the families of persons were killed by Armenians such as Talat Pasha, Cemal Pasha, Bahattin Şakir, Sait Halim Pasha, Boğazlıyan Qaimakam Kemal Bey. This attitude indicates the concern of Turkish State for the children and remainders of this generation.



Key Words

Armenian, Cemal Pasha, Talat Pasha, Kemal Bey, TGNA.

 

Türk – Ermeni münasebetleri ile ilgili yazılmış olan birçok kitap ve makalede isimleri geçen, Osmanlı Devletinde yöneticilik yapmış olan kişilerle ilgili, değişik yorumlar ve değerlendirmeler tespit etmek mümkündür.  Özellikle tehcir olayı1 sırasında yöneticilik yapanlarla ilgili olarak yapılan araştırmalar ve iddialar yıllardan beri süregelen bir tartışma olmuştu.



Biz burada tehciri irdelemek yerine, o dönemde Birinci Dünya Savaşı, tehcir ve sonrası Millî Mücadele döneminde yaşamış ve taraf olmuş kişilerce, bir kanun teklifi olarak verildiği andan itibaren olaylara da ışık tutacak bir duruma gelen bir kanun  teklifinin meclisteki tartışmaları ve yazışmalarıyla, konuya taraf olan üçüncü şahısların dilekleri ile ilgili belgelerden de istifade ederek başka bir açıdan ele almaya çalışacağız.



Bu kanun 27 Haziran 1926 tarih ve 405 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren kısaca bundan sonra da bu konu ile ilgili olarak kullanacağımız ismi olan 882 numaralı kanundur.



Kanunun ismi “Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen veya Bu Uğurda Suver-i Muhtelife ile Düçar-ı Gadrolan Ricalin Ailelerine Verilecek Emlak ve Arazi Hakkında Kanun” dur2.



Bu kanun teklifi 29 Mayıs 1926 tarihinde meclise gelir ve tartışmaya açılır. Kanun “Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey ve Rüfekası(arkadaşları)nın” teklifidir. Bir çok milletvekili  teklife imza atarak destek vermişlerdir3. Kanun olarak “Riyaset–i Celileye” sunulan teklifin birinci maddesinde; “ Ermeniler tarafından siyasi maksatlarla şehit edilen Türk rüesayı siyasiyesinin zevce yahut çocuklarına Ermeni emval ve emlaki metrukesinden bir mesken temlik olunur.”



İkinci maddesinde ise; “işbu meskenin kıymet ve mahiyeti şehit edilen zevatın en müreffeh zamanındaki hal ve şanı nazarı itibara alınarak takdir olunur.”



Kanun teklifi Başvekil İsmet ( Paşa ) tarafından Büyük Millet Meclisi Riyasetine 25 Kanunu Evvel 1341’(25 Aralık1925)de Büyük Millet Meclisi Riyasetine başlığıyla “ Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen ricalin ailelerine ve evladına emlâk ve arazi veya nakden tazminat itası hakkında Maliye Vekaletince tanzim ve tebliğ olunan ve İcra Vekilleri Heyetinin 23 kanunu evvel 1341(23 Aralık1925) tarihli içtimaında tezekkür ve meclisi aliye arzı tasvip edilen kanun layihasıyla esbabı mucibe mazbatasının musaddak sureti leffen takdim olunmuştur.



Muktezasının müstacelen ifasına ve neticesinin işarına müsaade buyurulmasını rica ederim.”  şeklinde bir üst yazıyla gönderilir.



Bu kanun teklifinin “esbab–ı mucibe” başlığıyla veriliş sebebi ise



“ Memleketimizin daima selameti atiyesini ve milletimizin terakki ve tefeyyüzünü ve saadetini emel ve düsturu hareket ittihaz etmiş olmalarından naşi suikasta maruz kalarak şehit edilen erkan ve ricali memleketin milletin yedi emanetine mevdu eytam ve eramilinin ekseri ahvalde duçarı fakru zaruret oldukları görülmektedir. Büyük mefkureler arkasında nihayet hayatlarını feda eden zevat– ı aliyenin aile ve evlatlarının tevhidi âlâmı için onları mükâfatlandırmak emsalini teşçi ve milletin hissi şükranını ızhar ve teyit eder. İşte bu mütalaa ile merbut lâyihai kanuniye kaleme alınmıştır.”4 şeklinde izah edilir.



Prosedür devam eder ve 1 Mayıs 1926 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi Kavanin–i Maliye Encümeninin “ Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen ricalin ailelerine emlaki milliyeden emlak ve arazi veya bunların satılan bedelatından nakden elli bin liraya kadar tazminat itası hakkında maliye vekaletince tanzim ve heyeti vekîlece bittasvip meclisi aliye arz olunan layihai kanuniye esbabı mucibesi mütalaa ve tetkik olundu. Memleketin selamet ve saadeti emrinde ibraz ettikleri fedakarlığın kurbanı olan ricalin, milletin yedi emanet ve şefkatine terk ve tevdi ettikleri eytam ve eramilinin refahları encümenimizce de muvafık görülmüş ve bu kabil suikast şehitleri ile efradı ailelerinin isimleri hükümetten resmen celp edilmiş olmakla birinci madde ona göre tashihen tadil ve diğer mevad badettashih kabul edilerek muvazenei maliye encümenine tevdiine karar verilmiştir.” şeklinde yazılarıyla sadece suikaste uğramış şehit ve ailelerinin isimlerinin hükûmetten istenen birinci maddenin ona göre düzenlenmesi konusunda diğer maddelerini olduğu gibi kabul edilerek Muvazene-i Maliye Encümeni’ne sevkine karar verilmiştir.



Muvazene – i Maliye Encümeni de “ Ermeniler tarafından şehit edilen Türk ricalinin eytamına emvali metrukesinden mesken temliki hakkında Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey ile rüfekasının teklifi kanunisi ve hükümet tarafından yine bu mevzua dair gönderilip Kavanini Maliye Encümenince tadilen kabul edilen layihai kanuniye tevhit edilerek Maliye Vekili Hasan Beyin huzuriyle tetkik ve müzakere edildi. Memleketin selameti için çalışmış ricali hükûmetten olup Ermeniler tarafından yapılan suikastlarda şehit düşenler veya bu uğurda idam veya intihar gibi suretlerle duçarı gadrolarak terki hayat edenlerin ailelerinin fakru zaruret içinde bulunmaları tecviz edilmeyeceğinden layihai kanuniye bazı tadilat icrasıyla encümenimizce de kabul edilmiş ve muaddel şekli berayı tasdik heyeti celileye takdim kılınmıştır.” Şeklindeki yazılarıyla ilgili  mazbatayı Reisi Celile’ye gönderir.



Hükûmet ise “ Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelif ile düçar gadir olan ricalin ailelerine verilecek emlak ve arazi veya tazminat hakkında kanun layihasının



Birinci maddesinde; “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelife ile düçarı gadrolan merbut cetvelde isimleri muharrer ricalden her birinin terk ettiği efrad – ı ailesinin mecmuuna İcra Vekilleri Heyeti kararıyla emvali milliyeden yirmi bin liraya kadar emlâk ve arazi veya emlâki mezkûre satış bedellerinden bu miktara kadar nakden tazminat verilir.”



İkinci Maddesinde ise; “Bu suretle verilen tazminat mukabbilleri Maliye bütçesinde açılacak faslı mahsustan mahsup olunur.” Şeklinde bir teklifle kanun teklifi, Maliye Encümeni’nin kararı değiştirilerek Muvazene–i Maliye Encümeninin de aynen kabul edilerek meclise sevk edilecek hale gelir.



Bu kanun teklifinden itibaren faydalanılan ailelerle ilgili bir cetvel sunulmuştur. Ermeni suikast komiteleri tarafından   Şehit Edilen Rical ve Efradı-ı Ailesi başlığıyla verilen listede şu isimler bulunmaktadır;



Burada Tablo Vardır.



Teklif meclise bu haliyle gittikten sonra tartışmalarda değişik görüşler ortaya atılmış ve hararetli tartışmalar yapılmıştır. Bu kanunun çıkmasına kimse karşı çıkmazken, daha genişletilmesi ve kanunda bazı tahditler koyulmasının gerekli olduğu tartışmalarda ortaya atılmıştır.



Bu tartışmalarda en önemli görüşlerden bir tanesi de bunun nakden verilmeyip emlak olarak verilmesidir.



Sinop Milletvekili Recep Zühdü Bey “…mal ve mülk bırakmışlardır fakat bu servet idaresiz ellerde israfa uğramıştır ve bugün hiçe inmiştir. Biz böyle bir muaveneti kabul ederken bunun maksadı tahsisini taht – ı temine almak ve ona göre tedabir ittihaz etmek mecburiyetindeyiz.  İleride kimsenin böyle elleri ve avuçları boş bir halde gelmemesi için bendeniz, “… emvali milliyeden” kelimesinden sonra “gayri kabili terhin ve ferağ olmak üzere” kaydının ilavesini teklif ederim”. Şeklindeki açıklayıcı ifadelerinden de anlaşılacağı gibi bu malların satılması ileride yine bu ihtiyaç sahiplerinin kötü durumlara düşebilecekleri konusunda bir tereddüdünün  bulunmasından dolayı satış ve devrinin mümkün olmayacağı kaydının koyulmasını ister.



Yeni Recep Zühdü Bey konuşmasının devamında ilginç bir yaklaşımla “ ….bendeniz düşünüyorum, biz bu kanunu kabul ederken hidemetı vataniyeden ziyade suikastçı Ermenilere bir mukabele istihdaf ediyoruz bunu, münhasıran hidematı vataniye endişesiyle yaptığımız vakit düşünülecek ve söylenecek pek çok sözler vardır. Çünkü memleketin her tarafı bir çok fedakarların eytamı ile doludur. Binaenaleyh; biz bunu mukabele bil misil mülahazasıyla yaptığımız için “emvali milliyeden” kaydının ilgasıyla “firari Ermeniler emvali metrukesinden verilir” ibaresinin kabulünü teklif etmiştir.



Bu teklifi yaparken,  gerekçesi olarak da suikastçılara bir ihtar edilmiş olduğunu “siz herhangi bir Türk’e suikast icra eder ve öldürebilirsiniz fakat biz onun evladını yarın sizin gözünüzü çıkarmak, kafanızı kırmak için yine sizin paranızla yetiştiririz”5 ifadeleriyle izah etmiştir.



Kanun teklifinde bir çok ilginç tartışmayla beraber merbut cetvel başlığı altında verilmiş olan listeye ilaveler yapılması, eksiklikler bulunduğunu teklif edenler de mevcuttur.



Bunlar arasında Giresun milletvekili Hakkı Tarık Bey “481 numaralı kanunla6 Meclis–i Ali Muş Mutasarrıfı Servet Beyin de Ermeni komiteleri tarafından mağdur olduğunu kabul ve hizmeti ve hizmeti vataniyesini takdir etmiştir” şeklinde bilgi verdikten sonra,“Birinci maddeye merbut cetvelde Servet Bey ailesinin de kayıt ve ilavesini teklif ve rica ederim” şeklindeki takririyle bir ilave teklifinde bulunmuştur7.



Aynı takrire benzer bir diğer takrir de Aksaray Milletvekili Neşet Bey’den gelmiştir. O da verdiği takrirde “Tehcir meselesinden  dolayı Kürt Mustafa’nın riyaset ettiği Divan-ı Harp kararıyla idam edilenlerin esamisini muharrer cetvelde Erzincanlı Hafız Abdullah Efendinin ismi sehven unutulmuş olduğundan bu ismin dercini teklif ve rica ederim”8 şeklinde Erzincanlı Hafız Abdullah Efendinin listeye dahil edilmesini isteyerek bu mahkemenin verdiği cezanın da adaletsiz bir ceza olduğunu ifade etmiştir9.



Erzincanlı Hafız Abdullah Efendi ve divan-ı harp mahkemesi için daha açık ifadeler kullanan Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey verdiği uzunca takrirde maddeler halinde sıraladığı gerekçelerden birinci sırada bu mahkeme ile ilgili yorumunu ortaya koymuş ve “Ermeni komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelifede duçarı gadrolan ricalin efradı ailesinin mecmuuna emlak ve arazi ve nakden tazminat  itası hakkındaki kanunun birinci maddesine merbut …. Nemrut Mustafa Divanı Harbi Örfi kararı meşumuyla aynı meselden dolayı salben idam edilmiş olan ve muvazenei umumiye kanununa merbut (s) cetvelinde muharrer zatı mümaileyhin aileleriyle birlikte ismi muharrer Erzincanlı Şehit Hafız Abdullah Efendi ailesinin de ithali”ni istemiştir.10



Burada en çok dikkati çeken husus Tehcir meselesi sebebiyle (İngilizlere yaranmak için) kurulmuş olan  Divan-ı Harp mahkemelerinin başında bulunanlara zalim Nemrut’un11 isminin takılması oldukça ilginçtir. Ayrıca Ddivan-ı Harb örfi kararı meşumuyla12 aynı meseleden dolayı salben(haksız yere) idam edilmiş olan”13 şeklindeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere divanı harb kararından da şikayet söz konusudur. Türk milletine olan zararı ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu mahkemeler tarafından idam edilen yöneticilerin hepsi de şehit olarak kabul edilmişlerdir14.



Kanun teklifi mecliste görüşülürken teklifle beraber verilmiş olan isim listesinin genişletilmesi isteği görüşmeler sırasında  bir çok milletvekili  tarafından  defalarca dile getirilmiştir. Bu listenin genişletilmesi ile ilgili bir teklif de Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey tarafından dile getirilmiştir. Buna gerekçe olarak da  “…çünkü bu muhterem şehitlerimizden bir kısmının mevaları ihrak veya tahrip edilmiş ve bu aileler meyanında canını kurtarmış fakat mühim azasından mahrum ve malul kalmış olanlar da vardır. Nitekim istirdadı müteakip Ermeni komitelerinin gard ve mezalimine ait neşredilmiş olan kitaplarda isimleri ve resimleri mevcut olan ailelerden biri de Erzincan’da Hacı Müştak Efendi ile valide ve çocuklarıdır…….. mukaddes vazifesini ve ordusunu bırakmayan fedakar vatanperverlerimizden istirdadı müteakip evini ve ailesi efradını bulamayıp büyük bir azap ve fecaat karşısında kalan, kalmış olanlar da mevcuttur.” Şeklinde bir açıklık getirmiş ve listenin genişletilmesi için bir madde ilavesi olarak da “ ricalden (ve istila görmüş mahallerde Ermeni komiteleri tarafından şehit edilip hüviyetleri suveri subutiyei kâfiye ile heyeti vekilece tahakkuk edecek zevattan her birinin)”15 şeklinde Ermenilerce istila görmüş mahallerde Ermeni komiteleri tarafından şehit edilenlerin hükümetçe tespit edilerek genişletilmesi istenmiştir. 



Meclisteki görüşmelerde listenin oluşması için verilen tekliflerde tartışma konusu olmuş, bazen ilave teklifi yapılan isimlere karşı çıkılmış, sadece oylama yoluyla listeye ilavesi kabul edilenler listeye dahil edilmiştir.



Bununla ilgili ilginç bir tartışma, Muş Milletvekili İlyas Sami Bey ile Gümüşhane Milletvekili Fehmi Bey arasında geçmiştir. Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey, Muş mutasarrıfı Servet Bey ve ailesinin de listeye dahil edilmesini ister16. Gümüşhane Milletvekili Fehmi Bey, Servet Bey’in şehit olmadığını hastalıktan öldüğü ima etmesi üzerine17  Muş Milletvekili İlyas Sami Bey söz alarak “ … Servet Bey merhum bu civar Ermeni komiteleri yüzünden hakikaten mağdur olarak vefat etmiş, şehit olmuştur. Geçen meclisin de kararı vardır. Merhumun bu hizmetini kabul ederek hidematı vataniye tertibinden efradı ailesine maaş tahsis edilmiştir18. Binaenaleyh bu kafileden ayrılması doğru değildir.”19 Şeklinde bir izahatta bulunmuştur. Bundan sonra oylamaya geçilmiş ve listeye ilavesi kabul edilerek karara bağlanmıştır.



Kanun teklifinden itibaren meclisteki tartışmalarda dikkat çeken hususlardan bir tanesi de burada gayrimenkul verilecek ailelerin tespitinde oldukça hassas davranılmasıdır. Erzincan Milletvekili Abdulhak Bey’in özellikle bölgede Ermeni zulmüne uğramış çok sayıda ailenin bulunması sebebiyle “umuma teşmil”  maddesini teklif etmiş fakat meclis bu teklifi reddetmiştir20.



Teklif başta “Emvali Milliyeden” ödenmesi teklifiyle çıkmış fakat meclis bunu da “Firari Ermeniler Emvali Metrukesinden” şeklinde bir kararla bu suçların işlenmesinde rolü olan bir çok kaçak Ermeni’nin geride bıraktığı ve yıllar geçmesine rağmen sahipleri çıkmadığı için Ermeni Emvâl-i Metrûkesinden Bulunması Hasabiyle Maliye Vekâlet-i Celilesince Evkaf İdaresine Devir Olunan21 mallardan ödenmesi karara bağlanmıştır. Burada tehcir edilen veya kalan Anadolu’da yaşayan yerine, üzerine basılarak söylenen “Firar Ermenilerin” mallarından olması da ayrıca dikkate değer bir husustur. Tehcir edilen Ermenilerin mallarına dokunulmamıştır. Ayrıca geri dönerek sahip çıkanların mallarına da dokunulmamıştır.22



Kanunun çıkışından sonra da uygulamalar sırasında dikkatli davranılmış ve kanun gereği yirmi bin liralık bir gayrimenkul verilmeye gayret edilmiştir. Her hak sahibine verilecek gayrimenkul teker teker tetkik edilmiş ve kıymet komisyonu tarafından değerlendirme yapılmıştır. Hak sahipleri olan “hin-i vefatında nafakasıyla mükellef bulunduğu” kişiler tespit edilerek onlar adına temlik yapılmıştır.Tespit edilen emlakin değeri yirmi bin lira veya bu miktarın altında olan emlakler de bir problem olmadan temliki yapılmıştır. Boğazlayan Kaymakamı Şehit kemal Beyin varislerine, talep edilen emlak  yirmi bin lira değerinde olması sebebiyle hiçbir pürüz çıkmadan temliki yapılmıştır23. Yirmi bin liradan daha az değerde bir emlaki kabul edenler içinde bir pürüz çıkmadan temlik yapılmıştır. Bunun bir örneği de  doktor Bahaettin Şakir Beyin varislerine verilmiş olan on yedi bin beş yüz altmış yedi liralık bir emlaktir24.



Fakat bazı ailelerin talep ettiği bina ve araziler yirmi bin liradan fazla olunca, bunlar için de bir kararname çıkarılarak çare aranmıştır. Eğer takdir edilen kıymet yirmi bin liradan fazlaysa bunun farkını verecek olmak isteseler dahi bunun imkanı olmadığı, çünkü kanun gereğince bir gayrimenkul satılırken “müzayede ve ihale kanunu” gereğince müzayedeye çıkarılır. Kendileri de müzayedeye katılır ve eğer kendilerinde kalırsa, yirmi bin liradan fazla olan kısmı bir defada olmak üzere nakden ödenerek işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir 25.



Ayrıca bir çözüm olarak ta,  yirmi bin liradan fazla kıymette bir emlak verilmesi kanunlarca mümkün görülmemekle beraber, her birine yirmi bin liradan ibaret hisselerini birleştirerek üç şehit aileye altmış bin liralık bir emlak verilmesinde bir mahzur olmadığı kabul edilmiştir26.Yirmi bin liralık bir emlak bulunamadığı takdirde bir çözüm olarak ta  Urfa Mutassarıfı Nusret Beyin ailesine de elli bin liralık bir emlakin yirmi bin liraya intikal eden  hissesi verilerek çözüm üretilmeye çalışılmıştır27.



Muş Mutassarıfı Servet Bey ile Trabzon Valisi Cemal Azmi Beyin ailelerine de yirmi bin liralık bir emlak bulunamayınca, yirmi bin liradan fazla olan kısmı nakden bir defada ödenmek şartıyla emlak sahibi olabilecekleri belirtilmiştir28. . Buda bize hiçbir şekilde yirmi bin liradan fazla değerde olan emlaki verilmediğini de göstermektedir Bu şekilde emlak verilmesi için kanun yayınlandıktan sonra kanun metninde isimleri listede yer almayan fakat aynı kaderi paylaşmış olan kişilerin varislerince  yapılan müracaatlar  kabul edilmemiştir. Yunanlıların Edirne bölgesini tahliyesi sırasında Ermeni çeteciler tarafından Anadolu Hükümeti (TBMM) ne hizmet ettiğinden dolayı şehit edildiği anlaşılan Bilecik Belediye Tabibi merhum Cafer Efendinin oğlu Mahmut Ferit Efendinin müracaatı üzerine konu hükümetçe görüşülmüş29, listede ismi bulunmadığı için yeni bir kanun gerektiği fakat bununda yapılmayacağına karar verilmiştir30.



Bu emlâkları alan varisler  haricinde başkaca birinin  daha sonra gelerek hak iddia edemeyeceği Boğazlıyan Kaymakamı M. Kemal Beyin annesinin vermiş olduğu bir dilekçeden anlaşılmaktadır. Boğazlıyan Kaymakamı M. Kemal Beyin annesi Nafia hanım Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazarak milletin oğlunun ailesine bağışladığı mal ve mülkten on para istemediğini mallarının da Yunanlıların elinde kaldığı ve gayri mübadil olduklarından dolayı da ellerine geçen parayla borçlarını dahi ödeyemedikleri için, kocası da ölünce çok sefalete düştüğü ve borçlarını ödeyebilmek için yardım talebinde bulunmuştur. Fakat verilen cevapta temliki yapılan emlakten böyle bir pay almasının kanun gereğince mümkün olmadığı (zaten Nafia Hanımında oğlunun varislerinden alınıp da kendisine verilmesini istemediği sadece yedi yüz bin liralık borcunun ödenmesi için bir yardım eli uzatılmasını istemektedir) belirtilmiştir.Nafia Hanıma verilmiş olan emlakten  pay almasının mümkün olmadığı özellikle belirtilmiş fakat başkaca bir yardım çaresinin aranması için gerekli yerlere yazılar yazılmıştır31. Bu mektup gerçekten Atatürk’e duyulan saygı, sevgi ve güvenin de güzel bir örneğidir. Bu okunmaya değer mektubu ek olarak vermek ve birçok kişinin okumasını sağlamak, bana büyük bir mutluluk verdiğini ifade etmeden geçemeyeceğim.



Sonuç

Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kanunu çıkararak Ermeni komiteleri tarafından görevleri gereği hedef olarak seçilen ve tek suçları devlete hizmet için çabalayan yetkililerden intikam ruhuyla bir kısmını yurtdışında ve yurtiçinde kendileri katleden bir kısmını da Mondros mütarekesinden sonra Damat Ferit Hükümeti tarafından İngilizlere yaranmak ve sözde suçlu (Ermeni dernek ve yöneticileri tarafından verilen listelerde bulunan kişiler) varmışta cezalandırıyorlarmış gibi görünmek32 için düzmece olarak yapılan ve başına da Nemrut  Mustafa lakaplı kukla  bir başkan atayarak adeta yargısız infaz edilerek idam sehpasına götürülen veya idam yerine intiharı tercih eden33 Türk yetkililerin geride bıraktıklarının yanında olduğunu göstermiştir. Bu şehitlerin zarar görmesinde taraf olan ve suç işleyerek firar edenlerin özellikle de geri dönmeyenlerin (Ermeni Emvâl-i Metrûkesinden Bulunması Hasabiyle Maliye Vekâlet-i Celilesince Evkaf İdaresine Devir Olunan) mallarından, bir kısmı, bunlara verilerek acılarını paylaşan bir karar çıkaran meclis, şehitlerin bu cezaları hak etmedikleri mahkeme kararlarının bir düzmece kararlar ve esas suçluların Ermeni komiteleri olduğunu göstermiştir.



Ayrıca kanun düzenli bir şekilde uygulanarak genele şamil edilmeyerek amacın sadece mal dağıtmak olmadığını da göstermiştir.



Esas suçluların kendileri ve Ermeni komitelerinin olduğunu kabul etmeyerek  halan daha bir suçlu arayışı içinde olanların,, ilk akıllarına gelen ve Ermenileri geçmişte olduğu gibi bu günde kullanmak,  ayrıca Türk halkını suçlu  göstermek için devamlı gündeme getirilen tehcir olayını soykırım olarak göstermek için suçlu ilan edilenlere de şehit unvanı vererek34 onların çocuklarına da sahip çıkarak bu düzmece iddia ve mahkeme kararlarına  katılmadığını da göstermiştir.



Atatürk’ün Riyasetinde ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti , Hükûmeti ve milleti ile bu şehitlerine sahip çıkarak Ermeni çeteleri ve taraftarlarına da adeta bir gözdağı vermiştir. Ayrıca sözde soykırım iddialarının düzmece olduğu ve suçlu görülerk idam edilen veya suikaste kurban edilenlerinde bu konuda bir suçları olmadığı da bir meclis kararı olarak ta teyit edilmiştir. Bu kanun ve uygulamalar Atatürk’e soykırımı kabul ediyormuş veya tehciri yapanları suçluyormuş gibi iddialara da bir cevap niteliğindedir. Ayrıca Tehcirde suçlu addedilerek Ermeni komiteciler tarafından şehit edilen Talat Paşanın varislerinin müracaatı üzerine35 yıllar sonra Türkiye Büyük Millet Meclisince aylık bağlanması da36 bu iddiaların haksız olduğunun diğer bir ispatıdır.





1 Tehcir olayı ile ilgili olarak bkz. Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Ankara,1990; Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler ( 1914 – 1918), Ankara 2001, Nejat Göyünç; “Türk – Ermeni İlişkileri Ve Ermeni Soykırımı İddiaları”, Ermeni Sorunu ve Bursa Ermenileri, Bursa, 2000, Necdet Bilgi, Ermeni Tehciri ve Boğazlıyan Kaymakamı M. Kemal Bey’in Yargılanması, Ankara, 1999.

2  Adı geçen kanun için bkz. TBMM. Kavanin Mecmuası, Cilt 4, (ikinci basılış), Ankara, 1941, s. 940.

3 Teklife imza atan milletvekillerinin listesi için bkz., “ Ermeniler Tarafından Şehid Edilen Türk Rüesayı Siyasiyesinin Eytamına Ermeni Emvali Metrukesinden Mesken Temliki Hakkında Denizli Mebusu Haydar Rüştü Bey Ve Rüfekasının Teklifi Kanunisi”,  TBMM: Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, Sıra No: 193, s.133.

4 “Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen Ricalin Aile ve Evlatlarına Emlak ve Arazi veya Nakden Tazminat İtası Hakkında Baş Vekâletten Gelen , ( 1/ 799 ) Numaralı Kanun Layihasiyle Denizli Mebusu Haydar Rüştü Beyin ( 2/ 511) Numaralı Teklifi Kanunisi ve Kavanini Maliye ve Muvazenei Maliye Encümenleri Mazbataları”. TBMM: Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, Sıra No: 193, s.132.

5 Sinop Milletvekili  Recep Zühdü Beyin 29 mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM. Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 25, s. 602.

6 481 Numaralı Kanun ; Savaş döneminde zarar gören ve şehit edilenlerin ailelerine aylık bağlanması para yardımı yapılması ile ilgilidir.Bkz.TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 8, s. 632 vd.

7 Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Bey’in 29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.

8 Aksaray Milletvekili Neşet Beyin  29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.

9 Erzincanlı Hafız Abdullah Efendinin eşi ve çocukları için 481 numaralı kanun görüşmeleri sırasında da  haksız yere idam edildiği belirtilerek şehit aylığı bağlanması istenmiştir. Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 657.

10 Erzincan Milletvekili Abdulhak Beyin  29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 25, S. 604.

11 Nemrud: Babil’in kurucusu olarak bilinen hükümdardır. ( M.Ö. 2640), Hz. İbrahim’i ateşe attırmıştır. ( Babil Kulesinin bunun zamanında yapıldığı söylenir.) Dilimizde zalim, iğrenç gibi ifadeler için kullanılır hale gelmiştir.  

12 Meşum: Uğursuz anlamına gelir.

13 Erzincan Milletvekili Abdulhak Beyin  29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, S. 604.

14  Mondros Mütarekesinin imzalanışından sonra işgal kuvvetlerinden de cesaret alan Ermeni Dernek ve yöneticileri Damat Ferit Hükümetinin de gayri milli tavrından istifade ederek mahkemelerde şahitlik yapmaları için gazetelere (29 Nisan 1920 tarihli Serbesti Gazetesi gibi) ilanlar verilerek ısmarlama şahitler aranır. Mahkemelere baskı yapılması sonucunda mahkeme başkanı  Hayret Paşa çekilerek yerine Nemrut lakaplı Mustafa Paşa tayin edilir.Nemrut Mustafa lakaplı kişinin başkanlığı  sırasında yapılan düzmece mahkemelerle birçok kişi suçlu addedilerek idam edilmiştir. Bkz. A. Alper  Gazigiray, Ermeni Terörünün Kaynakları, İstanbul, 1982, s. 517 vd., Tekin Eral, “ Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı 17, Mayıs 88, İstanbul,1988, s. 45 vd.

15 Erzincan Milletvekili Abdulhak Beyin  29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, S. 604.

16 Giresun Milletvekili Hakkı Tarık Beyin  29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 603.

17 Gümüşhane Milletvekili Hasan Fehmi Beyin 29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM. Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 605.

18 481 numaralı kanunun görüşmeleri sırasında  Servet Beyin isminin ilâvesi teklif edilmiş ve bu teklif kabul edilerek varislerine aylık  bağlanmasına karar verilmiştir. Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi,  Devre II, Cilt 8, s. 632 vd.-640

19  Muş Milletvekili İlyas Sami Beyin 29 Mayıs 1926 Tarihli Konuşması İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 605.

20 Meclis Kararı İçin Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, Cilt 25, s. 604. Kanunun kabul edildiği vaki ilavelerle beraber  listede şu isimler bulunmaktadır: Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Bey, Bahattin Şakir Bey, Cemal Paşanın Yaveri Süreyya Bey Cemal Paşanın Yaveri Nusret Bey, Sait Halim Paşa, Muş Mutasarrıfı Servet Bey Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey,  Muhakemesinin hini cereyanında firar ve intihar eden Doktor Reşit Bey, Erzincanlı Hafız Abdullah Bey.

21 İfade için bkz.Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18.01. 01. / 02. 7. 12, Tarih: 02.02. 1927,  Sayı: 4710.

    22 Tehcir edilenlerin bir kısmı Mondros Mütarekesinden sonra İstanbul Hükûmetince çıkarılan Geri Dönüş Kararnamesiyle veya işkal kuvvetleri ile beraber geri gelerek terör estirmişler, fakat bunlar işgal kuvvetlerinin geri çekilmesiyle amaçlarına ulaşamayacaklarını anlayınca yaptıkları vahşetten korkarak kaçıp gitmek zorunda kalmışlardır. Olaylara karışmayarak kalmak isteyenlere de dokunulmamıştır. 31 Aralık 1918 tarihli Geri Dönüş Kararnamesinin metni için bkz Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Babıali Evrak Odası, Nr. 341055, belge için bkz. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri Ve Gerçekler ( 1914 – 1918), Ankara 2001, s. 82 vd.

23 Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal’in varisleri olan eşi Hatice Hanım, kızları Müzehher ve Müşerref Hanımlarla oğlu Adnan Beylere yirmi bin TL. değerinde bir gayrimenkul  tespiti  yapılarak temlik edilmiştir. Kemal Beyin annesi ile babasının isimleri de ilk teklif edilen listede bulunduğu halde veraset kanunu gereğince sadece eşine ve çocuklarına temlik yapılmıştır.; Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01./ 023. 7. 19(1), Tarih: 13. 02. 1927,  Sayı: 4716; Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01./ 023. 7. 12, Tarih: 13. 02. 1927,  Sayı: 4710 ve 4716; Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01./ 023. 7. 19 (1) eki 137-75, Tarih: 13. 02. 1927,  Sayı: 4710.  Bu belgelerin bir kısmı daha fazla bilgi almak isteyenler için ek olarak verilmiştir. Bkz. Ek: 1, 2 ve 3.

24 Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01.  / 023. 7. 18, Tarih: 13.02. 1927,  Sayı: 4716. Bkz. Ek: 4

25 Karar için bkz. Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01 / 023. 24. 8 , Tarih: 05. 03. 1927, Sayı: 4846. Bkz. Ek:5

26 Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01.  / 023. 24. 8 , Tarih: 05. 03. 1927, Sayı: 4846. Bkz. Ek: 5

27 Urfa Mutassarıfı Nusret Beyin varisleri olan eşi Hayriye Hanım ile oğulları Tarık, Mazlum ve Nasuhi Beylere hisseli bir emlak verilmiştir . Bkz, Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030  18. 01. 01. / 027. 70. 3, Tarih: 25. 12. 1927, Sayı: 5973. Bkz. Ek: 6.

28 Bkz.: Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01 / 25. 38. 4 (1), eki 137-78, Tarih: 15. 06. 1927, Sayı: 5331; Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01 / 25. 38. 4 (1), Tarih: 15. 06. 1927, Sayı: 5331. Bkz. Ek: 7, 8.

29 Türkiye Cumhuriyeti,, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01/ 18. 137. 86 , eki 137-86, Tarih: 08. 02. 1928, Sayı: 6160. Bkz. Ek: 9.

30 Bkz.: Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01 / 027. 75. 15. Tarih: 08. 02. 1928, Sayı: 6160. Bkz. Ek: 10.

31 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.: Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01  / 23. 7. 19(1). eki 137-75, Tarih: 02. 02. 1927, Sayı: 4710;. Bkz. Ek: 11.

32 Amerika ve Avrupa Devletlerinin çok ısrarlı aramalarına ve araştırmalarına rağmen kendileri işkal yıllarında ellerinde bulunan Osmanlı Arşivi dahil olmak üzere Paris, Washington ve Londra arşivlerinde de şuç teşkil edecek bir delil bulunamamış fakat Ermeni Patriği ve İngiliz Yüksek Komiserinin verdiği listelerle suçlu avına çıkılmıştır. Bkz. Azmi Süslü, Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu,  Türk Tarihinde Ermeniler, Ankara ,1995, s. 230 vd.;ayrıca bkz. Bilal Şimşir , The Deportees of Malta and the Armenian Question, Ankara, 1984.

33 Dr. Reşit Bey  tutuklandığı yerden arkadaşlarınca kaçırılır fakat Ermeni komiteleri ve kolluk kuvvetlerince aranır. Tekrar yakalanacağını anlayınca yapılan zulmü protesto edercesine yakalanmamak için intihar eder. Yakalanacağını anladığı takdirde intihar edeceğini yazdığı mektuplarda da belirtmiştir.

34 Boğazlıyan kaymakamına M. Kemal Bey ‘e 14 ekim 1922 tarihinde çıkarılan  özel bir kanunla

“ Milli Şehit” unvanı verilmiştir.Bkz. Tekin Erol, “ Milli Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı 17, Mayıs 88, İstanbul, 1988, s.46; Ferudun Kandemir, “Boğazlıyan Kaymakamı Nasıl Asıldı”, Tarih Haznesi Tarih ve İlim Mecmuası, Yıl 1, Sayı 12, İstanbul, 1951, s.575 vd.; nakleden Azmi Süslü, Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu,  Türk Tarihinde Ermeniler, Ankara ,1995, s. 237 vd.

35 Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01 /18. 245.140. eki. 245-140, Tarih: 20. 12. 1925, Sayı: 2916. Bkz. Ek: 12

36 Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, No: 030. 18. 01. 01 /016. 79. 11, Tarih: 20. 12. 1925, Sayı: 2916. Bkz. Ek: 13