Atatürk Araştırma Merkezi
e-posta|iletişim
 
Haberdar Et
Yeniliklerden haberdar olmak için listemize kayıt olabilirsiniz.
 
Atatürk Diyor ki
Tiyatro, bir memleketin kültür seviyesinin aynasıdır.
 

Atatürk’ün Devlet Adamlığı ve Verginin Önemi Hakkındaki Düşünceleri

Doç. Dr. H. Tahsin Fendoğlu 
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 57, Cilt: XIX, Kasım 2003
 

 
Giriş

Atatürkçülüğün Anayasa Üstlüğü

1982 Anayasasının “Başlangıcı”nda olduğu gibi 2, 24 ve 174. maddelerinde de Atatürkçülük bir Anayasal norm olarak kabul edilmiştir.

Anayasaüstülük düşüncesi 1789 Fransız Bildirgesinde de vardır. Türkiye'de anayasayı ilk kez yapan kurucu iktidar (aslî kurucu iktidar) ve anayasayı değiştirme iktidarı (tali kurucu iktidar) insan haklan, uluslar arası hukuk ve Atatürk ilke ve inkılâpları normlarıyla da bağlıdırlar.

Anayasaüstülük (supraconstitutionalite) kavramı üçe ayrılabilir; (i) Genel anayasaüstü kuralları;

(ii) Dış-anayasaüstü kurallar, (uluslar arası normlar, ulusalüstü normlar);

(iii) İç-anayasaüstü kurallar (iç üst normlar; Atatürk İlke ve İnkılâpları).

Bunlar üzerinde kısaca durmak istiyoruz.

(i) Genel anayasaüstü ilkelere şu örnekler verilebilir; insan onuruna saygı, adil yargılanma hakkı, kişi güvenliği, özel hayatın gizliliğine saygı, insanın fizikî varlığına dokunulmaması, çoğulculuk, anayasanın yazılı olması, kurucu iktidarın sahibinin millet olması, kuvvetler ayrılığının bulunması, doğal hukuk prensipleri (adalet, özgürlük, ortak yarar, dayanışma gibi), temel hakların kurucu iktidarın iradesinden üstün olması, ulusal egemenlik1 ve hukukun genel prensipleri gibi2.

Hukukun genel ilkelerinin anayasaüstü bir değerde olduğu belirtilmelidir. Hukukun genel ilkelerine bazı örneklerin verilmesi mümkündür; hakkın kötüye kullanılmaması (abus du droit), ihkak-ı haktan imtina (deni de justice), kimsenin kendi davasının yargıcı olmaması (nemo iudex in sua causa), kazanılmış haklara (droits acquis) saygı, kesin hükme (res iudica-ta) saygı, ahde sadakat (pacta sunt servanda), nesafet (equite), ayrımcığın reddi (principe de non-discrimination) gibi3.

Anayasa hukuku, sadece anayasa metni ile sınırlı değildir. Anayasanın da üzerinde kurucu yasama organını bile bağlayan bir süpra-pozitif hukuk vardır. Aslî veya tali kurucu iktidarlar, keyfine göre herşeyi düzenleyemezler; aksi halde, bu, modası geçmiş bir pozitivizme geri dönüş olur. Özellikle insan hakları alanında Avrupa'daki (Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, İsviçre gibi) ülkelerin Anayasa Mahkemeleri genel ilkeler önermekte ve demokrasi, hukuk devleti4, ölçülülük5 (ve orantılılık)6, eşitlik7 gibi ortak kıstaslar kullanmaktadırlar.

Fransız Anayasa Konseyi 1979 da verdiği iki ayrı kararında "güçler ayrılığı" ve kamu hizmetinin devamlılığı" ilkelerinin hukukun genel ilkeleri olduğuna karar vermiştir. Ulusal Anayasa yargısı ile Ulusal-üstü Anayasa yargısı arasında bu konuda etkileşim bulunmaktadır. Anayasa Mahkemeleri, özgürlükleri koruyucu jürisprüdansını, "yaratıcı" yönde geliştirerek, anayasada açıkça yer almayan bir hakkı insan hakkı olarak anayasal değere sahip kılabiliyorlar; norm işlevini görüyorlar8. İnsan hakları-Devlet diyalektiğinde anayasa yargıçları hukuk devletinin derinleştirilmesi işlevine gayret göstermektedirler. Türk Anayasa Mahkemesi, hukukun genel ilkelerini, anayasadan önce gelen üstün referans norm olarak benimsemiştir.9 Anayasa Mahkemesi, hukukun genel ilkelerini Anayasanın 2. maddesindeki "hukuk devleti" kavramının ayrılmaz unsurları olarak yorumlamıştır. Bir ilkenin hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabulünün şartı, Milletler arası Adalet Divanı Statüsünde belirtildiği gibi onun "uygar milletlerce tanınmış" olmasıdır10.

Anayasa Mahkemesi, hukukun genel ilkelerini tamamiyle tarif etmekten kaçınmış, Milletler arası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesine yollama yapmış hukukun genel ilkeleri ile uluslar arası hukuk arasında bir bağ kurmuştur.

(ii) Uluslar arası normlara gelince, bunların içinde en önemlisi, AİHS'dir. AİHS, TBMM tarafından 10. 03. 1954 tarihinde 6366 sayılı yasa ile onaylanmış (RG. 19. 03. 1954/ 8662), 18. 05. 1954 de belge Avrupa Konseyi'ne tevdi edilmiş, 21. 04. 1987 de AİH Komisyonuna bireysel başvuru hakkı, 27. 09. 1989 tarihinde de AİHM nin zorunlu yargı yetkisi tanınmıştır (RG. 20295/ 27. 09. 1989)11.

Türk Anayasa Mahkemesi, hukukun genel ilkelerini ve uluslar arası meşruiyeti, hukuk devleti kavramından çıkarmakta ve kararlarında ölçü norm olarak kullanmaktadır. Anayasa Mahkemesine göre, hukukun bilinen ve uygar ülkelerde benimsenen ilkeleri olan hukukun genel ilkeleri, en azından Anayasal değerde olup, Anayasanın üstünde yer alır, kanun koyucunun takdir yetkisini sınırlar12. “Kanunlarımızın, Anayasanın açık hükümlerinden önce, hukukun bilinen ve bütün uygar memleketlerde kabul edilen prensiplerine uygun olması şarttır”13. "Milletler arası hukuku da, Devletlerin taraf oldukları 2 veya çok taraflı andlaşmalar, milletler arası teamüller (örf ve adet), medenî milletlerce kabul edilen ve temel hukuk prensiplerinden bulunan, iyi niyet, ahde vefa, kazanılmış haklara saygı, Devletler Hukukunun iç hukuka üstünlüğü ilkeleri ve yardımcı kaynak sayılan ilmî ve kazai içtihatlar oluşturmaktadır”14. "Türk toplumunu geriletici, temel hak ve hürriyetleri, hukuk devleti ilkesini yok edici" amaçlarla anayasa değiştirilemez15. Atatürk'e göre de, demokrasinin çağdaş bir demokrasi olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin demokratik toplum düzeninin gerekleri konusunda verdiği kararların en istikrarlı olanı, demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamıyacağıdır16.

AİHS, aslında, anayasa dâhil bütün iç hukuk normları karşısında üstündür. Avrupa İnsan Hakları Divanı, Open Door ve Dublin Weil Women-Irlanda Davası'nda, İrlanda Yüksek Mahkemesinin, Birleşik Krallıkta kürtaj yapan klinikler üzerine bilgi alış-verişini yasaklayan kararını orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur17. AİH Divanı, İrlanda Anayasasının hükümlerini doğrudan iptal etmemiş ama etkisiz kılmıştır. Bunun sonucu olarak, AİH Divanının uygun bulmadığı anayasa hükmü artık uluslar arası arenada der-meyan edilemeyecek, uluslar arası düzeyde hukukî değerden yoksun bulunacaktır. Faşist İtalya, Komünist Rusya (1917) ve Nazi Almanya’sı dışındaki tüm ülkeler, uluslar arası anlaşmalar hukukunun üstünlük ve bağlayıcılığını kabul ederler. Bu nedenledir ki, aslî ve tali kurucu iktidarlar, uluslar arası sözleşme normlarına uymak zorundadırlar.

AİHS kimi ülkelerde iç hukuka henüz katılmamıştır, AİHS’nın bu ülkelerde sadece moral etkisi bulunmaktadır. Sözleşmeyle bütünleşmeyen bu ülkeler, İngiltere, İsveç, Danimarka, İrlanda, İzlanda ve Norveç'tir.

Sözleşmeyle bütünleşen ülkeler ise kendi aralarında 4 gruba ayrılır;

Birinci grup, Sözleşmeyi Anayasanın üzerinde görmektedir; Hollanda'nın 1983 tarihli Anayasası ve İspanya'nın 1978 tarihli Anayasası gibi. Hollanda'da AİHS anayasal değerdedir; ancak bu, anlaşmanın Hollanda Meclisi'nin 2/3 oyu ile onaylaması şartına bağlıdır.

İkinci grup, Sözleşmeyi Anayasaya eşdeğer gören ülkelerdir; 1964 tarihli Avusturya Federal Anayasası gibi.

Üçüncü grup, Sözleşmeyi yasanın üzerinde Anayasanın altında gören devletlerdir ki bunlar; Kıbrıs (Rum Kesimi), Fransa, Yunanistan, Portekiz ve Belçika'dır. Fransa'da AİHS, kanun ile Anayasa arası bir değere sahiptir (Fransız 1958 Anayasası, md. 55).

Dördüncü grup ülkeler, Sözleşmeyi yasa düzeyinde görmektedir; Bunlar, Federal Almanya, İtalya, ve İsviçre'dir.18 Almanya’da AİHS, kanuna eşdeğer sayılmaktadır19. İtalya'da da AİHS, kanun değerindedir20. Türkiye, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, bu grupta kabul edilebilir.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), 24 Kasım 1998 tarih 964/1020 sayılı kararında YAŞ kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasına ilişkin AnY nın 125/2 madde hükmü ile AİHS nın 6/1, AnY nın 36 ve 40. maddesine aykırı olup olmadığını irdelemiş, sonuçta, AİHS nın bu maddesinin AnY nın üzerinde olmadığına karar vermiştir21.

(iii) Anayasanın başlangıç, 2, 24 ve 174. maddelerine göre, Atatürk İlke ve İnkılâpları özel bir önem taşımaktadır ki bunlara iç anayasaüstü normlar denilebilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, Atatürk İlke ve İnkılâpları, Anayasa'dan da üstündür. "Atatürk İlke ve İnkılâpları ... 1982 Anayasası'nın temel dayanağım oluşturmuştur"I'1 "Atatürk'ün ortaya koyduğu ve bugün de Türk devlet idaresinin bir yönetim kuralı olan"23 Atatürk İlke ve İnkılâplarına iç anayasaüstülük denilebilir. Anayasanın 174. maddesindeki inkılâp kanunları "Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturan öğelerdir"24. Atatürk İlke ve İnkılâplarının özü çağdaşlaşmadır bunun da temel taşı Anayasanın 2, 24 ve 174. maddelerinden de anlaşılacağı üzere lâikliktir.25

Atatürkçülük, "Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin millet egemenliği esasına dayandırılması, akim ve ilmin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacı ile temel esasları yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel müesseselerine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere, Atatürkçülük denir".26 Bir başka tanıma göre, "Atatürkçülük anti emperyalist, anti kolonyalist, lâik, ilerletici ve yürüyüş halinde bulunan dinamik sürekli bir kalkınma hareket ve sistemidir".27 Atatürk'e göre, Türk Devleti'nin iki temel unsuru vardır; Tam bağımsızlık ve Millî Egemenlik ilkeleri.28

Atatürkçülükte, "herkes kendi için" yerine "herkes herkes için" esası kabul edilmiştir.29

Konuyu iki bölüm halinde sunmak istiyoruz; Atatürk'ün Devlet adamlığı ve verginin önemi hakkındaki görüşleri.

I. ATATÜRK'ÜN DEVLET ADAMLIĞI

Atatürk'ün devlet adamlığını incelemek için O'nun sözleri ve davranışları üzerinde durmak gerekmektedir.

Atatürk'ün devlet adamlığını, "demokrasi, liderlik, seçkincilik, mazlum uluslara örnek olma, Türklük, dış politika ve anayasal belgeler" konusundaki görüşlerini ele alarak incelemek istiyoruz. O'nun demokrasi hakkındaki görüşlerini de "ordu-siyaset ilişkisi, yargı bağımsızlığı, eşitlik ve adalet" kavramları açısından irdelemek doğru olur. Bu kavramlar hakkında O'nun ne düşündüğünü saptamamız gerekmektedir.

A. Atatürk'ün Demokrasi İle İlgili Görüşleri

1. Türk Demokrasisi:  ".. .Türk demokrasisi Fransa ihtilâlinin açtığı yolu takip etmiş, fakat kendine has ayırıcı özellikleri geliştirmiştir. Zira her millet inkılâbını sosyal çevresinin baskı ve ihtiyacına tabi olan ve hal ve vaziyetine ve bu ihtilâl ve inkılâbın meydana geldiği zamana göre yapar..." 30

Atatürk'e göre, Türk Devleti “fikrî hür; irfanı hür, vicdanı hür nesillere” sahip olmalıdır.31

“...Milletimizin bugünkü idaresi, hakiki mahiyeti ile bir halk idaresidir. Ve bu idare tarzı esası meşveret olan (Şura) idaresinden başka bir şey değildir...”32

“Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demek-tir” 33

“.. .Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve yokluk vardır. Her gelişmenin ve her kurtuluşun anası hürriyettir...”34

2. Ordu-Siyaset İlişkisi:  "Bir ordunun cevheri ne olursa olsun, siyasete karışırsa, birlikte hareket ve savaşma yeteneğini temelinden kaybeder" .35 "...Memleketin genel hayatında orduyu siyasetin dışında tutmak prensibi, Cumhuriyetin daima dikkat ettiği bir esas noktadır.”36

3. Yargı Bağımsızlığı: “Milletlerin yargı hakkı, bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul olunamaz.”37 “Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima, karar verenden daha kuvvetlidir.”37

4. Eşitlik: "Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız- "39

5. Haklı-Güçlü İlişkisi:  "...Herhalde alemde bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstündedir."40 Ve "Korku üzerine egemenlik kurulamaz".4l

Bu cümleler O'nun hakkın, gerçeğin, doğrunun yanında bir toplum ve Devlet yapısı istediğini belirtmektedir.

B. Atatürk'ün Liderliği

1. Bilime Saygısı: Dolmabahçe'de yapılan bir toplantıda Atatürk'ün oturması için çok göz alıcı ve muhteşem bir koltuk konulmuş ve Atatürk'ün yanındakiler Atatürk'e bu koltuğa oturmasını ısrar edince Atatürk'ten aldıkları cevap şu olmuştur;

“O koltuk profesörlere layıktır”42

2.Tarihe ve Tarihimize Saygısı: Atatürk; "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır".43 "Tarihî yapan akıl, mantık, muhakeme değil, belki bunlardan çok duygulardır."44 Demek suretiyle duygusallığın önemine dikkat çekmiştir.

“Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”45

3. Ortak Bilince Saygısı: Atatürk'ün Devlet adamlığını sadece sözleri değil yaptıkları da kanıtlamaktadır. Çünkü, "Toplumu ve kendisini eyleme geçiren koşulları ustalıkla hesaplayan, toplumun dinamiklerini başarı ile yönetebilen lider Atatürk, ortak bilincin özlemlerini sosyal ve siyasal alanlarda anlamlandırabilmiştir. Atatürk geçmişle gelecek arasında, değiştirilmesi" gerekenle düzen arasındaki geçişi başarı ile temsil edebilmiştir."46

4. Teşkilatçılığı: Atatürk büyük bir teşkilatçıdır. “Bir gazeteci ona 1922'de sormuştu. “Bu savaşı nasıl kazandınız”. Verilen cevap haberleşmenin önemini belirtiyordu; “Telgraf(ın) telleri ile”.47 O bir deha idi. “Deha, dikkat, hafıza, muhakeme, muhayyile ve irade gibi psikolojik melekelerin terkibi bir üstünlüğüdür”.48 O'nun sözlerinden;

"Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğinize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. İlk önce ben ileri gideyim. Ben kırbacımla işaret verdiğim zaman siz hep birden atılırsınız”.49

"En büyük askerlik budur; çeşitli ihtimalleri çok iyi hesap etmeli, en iyi görüneni süratle uygulamalıdır".50
Topluma yön vermek isteyenler, toplum adına konuşma durumunda olanlar, ya da kendilerini konuşmaya yeterli görenler, eylemlerinden önce Atatürk'ün politikacı yönünü iyi incelemeli, iyi anlamalı ve iyi değerlendirmelidirler.51

C. Atatürk'ün Seçkin Sınıf İle Halk Arasındaki İlişki Konusundaki Görüşü

Atatürk, seçkincilik konusunda, topluma ve toplumun değerlerine saygılı olmayı istemiştir. O'na göre,

"... Aydın sınıfı ile halkın zihniyet ve hedefi arasında tabiî bir uygunluk olması lazımdır. Yani aydın sınıfının halka telkin edeceği fikirler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır... "52

Devleti yöneten aydın sınıf ile diğer aydın kişilerin halkımızla bağlantısının olmasını istemesi demokrasi esaslarının gereği olduğu gibi, halkçılığın da gereğidir. Toplumundan ve toplumun realitelerinden kopuk olan aydın kuşkusuz ki, tutunamayacak ve yararlı olamayacaktır.

D. Atatürk'ün Mazlum Milletlere Örnek Olma Görüşü

"Türkiye'nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı, belki daha kısa, belki daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve önemli bir çaba harcıyor. Çünkü savunduğu dava bütün mazlum milletlerin bütün doğunun davasıdır. Ve bunu sona erdirinceye kadar Türkiye, kendisi ile birlikte olan Doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir. Türkiye şimdiye kadar mevcut tarih kitaplarının gereklerini değil, tarihin hakikî gereklerini takip edecektir. "53

Pakistan Devletinin kurucusu Muhammed Ali Cinnah, Atatürk hakkında şöyle demiştir; "O, Türkiye'yi,kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti".54

E. Atatürk'ün “Türk” Görüşü

Ona göre, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti elenir”.55 “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır”. 56

1982 Anayasasının 66. maddesi şöyledir; "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." Buna "anayasal vatandaşlık" da denilebilir.

Görüldüğü gibi, “Büyük adanılan, büyük milletler yetiştir”57 mektedir ve “Atatürk birleştirici ve toplayıcı bir liderdir”.58

F. Atatürk'ün Dış Politika Görüşü

a. “…Dış politika, iç teşkilat ve iç politikaya dayandırılmak mecburiyetindedir, yani iç teşkilatının tahammül edemeyeceği genişlikte olmamalıdır. Yoksa hayali dış politikalar peşinde dolaşanlar, dayanak noktalarını kaybederler...”59

b. "...Biz, Milletler Cemiyetinin güçlülere baskı aleti olmayarak, milletler arasında ahenk ve dengeyi temin, anlaşmazlıkları, hak ve hukuk dairesinde araştırma ve çözmeye yarayacak bir müessese halinde oluşmasını ve gelişmesini temenni ediyoruz."60 Derken günümüzdeki BM'in temel problemine de işaret etmektedir.

c. Bilindiği gibi Atatürk, Musul'un, misak-ı millî sınırları içerisinde olduğunu işaret etmişti; "Musul vilâyeti, millî hudutlarımız dahilindedir."61

G. Atatürk'ün Lâiklik Anlayışı

Atatürk'ün lâiklik anlayışının doğru kavranması gerekir. Atatürk inançlara saygılı olan lâikliği benimser. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde, Atatürk'ü din karşıtı olarak göstermek boşuna bir çabadır. O'nun din konusundaki görüşleri şöyledir;

Din-siyaset ilişkisi: "... İslâm Dinini, asırlardan beri uygulandığı gibi her siyasete vasıta olmaktan uzaklaştırmak ve yaşatmanın gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. "62
Cami: "...Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır. .. "63

İnançlara Saygı: "Dinî fikir ve inançlara hürmetkar olmak, öteden beri tabiî ve umumî bir anlayıştır. Bunun aksini düşünmek için sebep yoktur. "64 "Kuran ayetlerine ve Peygamberimizin sözlerine gelince, hükümetin yalnız esasları ifade dilmiştir. O esaslar şunlardır: Danışıp-konuşma (meşveret), adalet ve Devlet Başkanına itaat. "65 "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey kapsamıyor. "66 "Cenab-ı Risaletpenah efendimiz, bütüb ehl-i islamın, ehl-i kitabın malumu olduğu üzere, tarafı Bariden hakayık-ı diniyeyi dünyayy-ı beşeriyete tebliğ ve tefhime memur buyuruldular ve ismi Peygamberdir. Yani haber isaline memurdur. Cenab-ı hak, nusu-u Kuraniyesinde kendisine emaret, saltanat, tacidarlık tevcih etmiş değildir. Hükümdarlık vermiş değildir. Peygamberlik vazifesiyle irsal buyurmuştur. "67 "Ey millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenah-ı fiak tarafından insanlara hakayiki diniyevi tebliğe memur ve resul olmuştur. Kanunu Esasisi, cümlemizde malumdur ki, Kuran-ı Azi-müşşandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikata tamamen tevafuk ve tetabuk ediyor. Eğer akla, mantığa ve hakikata tevafuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavanin-i tabivei ilahiye beyninde tezat olması icabederdi. Çünkü bilcümle kayanın- kevniyeyi yapan Cenab-ı Hak'tır."61 "Hangi şey akla, mantığa, kamu menfaetlerine uygundur, biliniz ki o, bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaetine, İslamın menfeatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın, mantığın uygun olduğu bir din olmasaydı en olgun din olmazdı, son din olmazdı.”69

Kadın: "Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkek ve kadın beraber olarak ilim ve irfan kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve irfanı aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve ona sahip olmak mecburiyetindedir. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk toplum hayatında kadınlar ilim ve irfan bakımından ve diğer hususlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir"7°

Dini Doğru Anlamak:  "Mazinin yanlış ve batıl inanışları ve itikatlarıyla İslamiyet’i bozdukları ve bu suretle İslami gerçeklerden uzaklaştıkları için kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar.”71

Mecelle: "...Bu medeni kanun (Mecelle) yaklaşık yarım asır evvel Cevdet Paşa merhumun başkanlığında bir ilmi heyet marifetiyle tertip olunmuştur..."72 "Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet fikri ve adalet anlayışı konusunda hiçbir medeni milletten aşağı değildir. Belki tarih bu konuda yüksek olduğumuza tanıklık eder. Bu sebeple bizim de yürürlükteki adli yasalarımızın bütün medeni milletlerin yürürlükteki yasalarından eksik olması uygun değildir"73

H. Atatürk'ün Türk Anayasa Metinleri ile İlgili Görüşleri

“Bu Gülhane Hatt-ı Hümayunu, Osmanlı Devletinin uygulama şekli itibariyle gerçek ıslahat denecek derecede bir sonuç vermedi”74

“...İçerden isyan, dışardan baskı devam ediyordu. Saltanat makamını işgal eden kişi, sonsuz israf ile meşgul ve deli idi. İşte o zaman bazı onurlu kişiler, milletin hayatını kurtaracak bir kanun isteme cesaretinde bulundular ve en nihayet saraya hücum ettiler. Sultan Aziz'in intiharı üzerine Sultan Murat geçti. O da üç günde delirdi. Ondan sonra Sultan Hamit tahta geçti. Sultan Hamit tahta geçtiği zaman Avrupalılar Bosna ve Hersek memleketini ellerine geçirmek, ıslahatın derhal iki ay zarfında tatbikini temin etmek için baskılarda bulundular. Artık Avrupalılar bu Osmanlı Devletinin başlı başına kendisini idareye yetersiz kabul edilmesi lazım geldiğini ve bundan dolayı tahtı kontrol altına almak icap ettiğini kesin bir surette beyan ettiler. ...İşte o zaman efendiler, bir paşanın başkanlığında üçü Hristiyan olmak üzere on altı memur, on ilim adamı ve iki askerden oluşan bir heyet Bab-ı Alide toplandı (elindeki Anayasayı göstererek) ve bu kitabı yazdı! Bu kitap milleti memnun etmek için milletin arzu ve gerçek emelleri için müsbet, maddi bir görüntü değildir...”75

II. ATATÜRK'ÜN VERGİNİN ÖNEMİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

A. Verginin Önemi: Osmanlı'nın Genişlemesi, ABD'nin Kuruluşu ve Fransız İhtilâlinin Vergi İle İlişkisi

Osmanlı Devleti, yeni fethettiği yerlere, egemenliğin sembolü olarak hemen, yönetici, vergi memuru ve kadı gönderiyordu. İlk Osmanlı Sultanı Osman Gazi'nin tayin ettiği ilk memurlardan biri yönetici, diğeri vergi memuru ve Kadı Dursun Fakih76 olup, 1300 yılında, Karacahisar'a, egemenlik belirtisi olarak atanmışlardır.77 Daha "Beylikler döneminden itibaren",78 fethedilen yerlere yönetici, kadı ve vergi memuru gibi görevlilerin tayin edilmesi, Osmanlı egemenliğinin tamamlandığını gösteriyordu. Fatih Sultan Mehmet, yeni fethettiği beldelere, adeta egemenliğinin sembolü olarak, bir an önce yönetici, vergi memuru ve kadı tayin ediyordu.79

ABD'nin kuruluşuna bir göz attığımızda, Devletin 1787 yılında kuruluşunun temelinde vergilendirme yetkisinin yattığı görülmektedir. İngilizler tarafından Amerika'da kurulan 13 koloni, siyasî açıdan İngiltere'ye bağlıydı. Her kolonide bir İngiliz Vali ile Senato ve Temsilciler Meclisi vardı. 1760 senesine gelindiğinde kolonilerle İngiltere'nin arası açılmıştı. İngiltere, Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) sonucunda Kuzey Amerika'daki Fransız kolonilerini, Kanada ve Hindistan'ı ele geçirdi ama malî yönden de sıkıntıya düşmüştü. İngiltere, 1764-1765 yıllarında Amerika'daki kolonilerine yeni vergiler koydu. Buna şiddetle karşı çıkan Amerikalılar; İngiltere'ye "bizim görüşümüzü neden almadın; temsilsiz vergi olmaz" diye itiraz ediyorlardı. 1774 de Philadelphıa'da, ilk Amerikan Kongresi toplandı. Hedef ticarî ve ekonomik bağımsızlık iken siyasî bağımsızlığa yöneldi; 18 Nisan 1775 de ABD ile İngiltere arasında silahlı çatışmalar başladı. 1765 yılında, Virginia Meclisi, "vergiyi ancak kendi Meclisimiz salabilir", kararını aldı. İngiltere, bunun üzerine bazı konularda geri adım attı; 1776 da Pul Kanunu kaldırıldı ve Şeker Kanunu değiştirildi.

1789 tarihli Fransız Devriminin de temelinde vergilendirme yetkisi yatmaktadır. ABD'nin kuruluşunun da, Fransız Devriminin de, başlangıçta, siyasî bir amacı yoktur ve itici güç, vergi alınması meselesidir. XVI Louis, Fransa'da yeni vergiler koymak istediği için Fransız Devrimi yapılmıştı. Amerika bağımsızlık hareketinin temelinde de vergi olayı olduğu kuşkusuzdur.

B. Vergi Salmada Bazı Anayasal İlkeler ve Öneriler

Vergi salmada bazı temel ilkelere uyulmalıdır; 1982 Anayasası'nın 73. maddesi bu ilkelerin bir kısmını düzenlemiştir. Anayasa'nın 73. maddesine göre;

"Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. (2.f) Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. (3.f) Vergi resim harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır."

Vergi salmada şu ilkelere uyulmalıdır;

1. Kanunilik İlkesi; Vergi kanunla.konulabilir. Tüzük ve Yönetmelik gibi düzenlemeler ile vergi konulamaz. Buna vergilerin kanuniliği ilkesi denilir.

2. Adalet İlkesi; Herkesten geliri oranında vergi alınmalıdır.

3. Dengeli Dağılım İlkesi; Vergi keyfî ve kişisel olmamalıdır.

4. Kolaylık İlkesi; Verginin alınması kolay ve sade olmalıdır.

5. Tutumluluk İlkesi; Tasarruf ve tutum içinde vergi toplanmalıdır. Önemli olan Hazinenin kasasına giren paradır.

6. Düzenli Bir Vergi Mevzuatı İlkesi; Vergi mevzuatındaki gedikler, açıklar kapatılmalıdır.

7. Ekonomi Kayıt İçine Alınmalıdır; Türkiye'de resmî ve gayri resmî ekonomi vardır. Gayri resmi ekonomi, işlemlerin faturayla belirlenmediği ekonomidir. Yani kayıt dışı ekonomidir. Mükellef mükellefle kontrol edilmelidir.

8. Vergi İle İlgili Af Yasalarında Dikkatli Olunmalıdır; Vergi konusunda çıkarılacak af yasaları çok az yapılmalıdır. Sık yapılan vergi afları mükellef üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Bir taraftan devletin gelirini arttırmak, öte yandan devletin her alanına ait gelişmeleri sağlamak için bir çalışma plânı çizilmelidir. Bu plânlama ile bugünün ve geleceğin genel manzarası saptanmalıdır. Ülke kalkınmasının belirli bir devre sonunda hangi hedeflere varacağı ana hatları ile tespit edilmelidir.80

Bu ilkelerin Atatürk'ün vergi ile ilgili görüşleriyle uyumlu olduğu görülmektedir.

C. Atatürk'ün Vergi Konusundaki Görüşleri

1. Atatürk'ün Dar Anlamda Vergi İle İlgili Görüşleri:

Bilindiği gibi vergi, vatandaşlar tarafından yerine getirilmesi gereken kutsal bir görevdir. Vergi, vatanda oturmanın bir bedeli değildir, aksi halde despotik devletle demokratik devlet biri birine karışmış olurdu. Vergi vermekle, devlete sahip çıkma ve yönetimi denetleme imkânı oluşmaktadır.

Atatürk'ün bu konudaki görüşleri şöyledir;

"Vergi, devletin millet ve ülkeye karşı yerine getirmeye mecbur olduğu görevlerini yapabilmesi için gereken giderlere bireyin katılma payıdır".81

"Askerlik nasıl bir vatan borcu ise, vergi de vatandaşın ödemesi gereken borcudur" .82

“Bir devlet ki, kendi vatandaşına koyduğu bir vergiyi yabancılara koyamaz; gümrük işlemlerini, vergilerini ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alıkonmuştur ve bir devlet ki (bunlardan da) fazla olarak yabancılar (yabancı uyruklular) üzerinde yargı hakkını uygulamaktan yoksundur; böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denilemez.”83

Görüldüğü gibi ülkemize gelen yabancı uyrukluların Türk yargısına tâbi olmaları ve Türk vergi sistemine uymaları ısrarla belirtilmiştir.

2. İktisat: Askerî ve siyasî açıdan bir deha olarak kabul edilen Atatürk'ün, iktisatla ilgili görüşleri şöyledir:

"Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, meydana gelen zaferler uzun süre yaşayamaz, az zamanda söner... "84

Atatürk'ün 15 yıllık iktidar dönemini incelediğimizde, ekonominin istikrarlı ve hızlı bir gelişme dönemi olduğunu görmekteyiz.85

3. Maliye Politikası: Atatürk, dengeli bir maliye politikası izlemek zorunluluğunu 1 Mart 1922'deTBMM'nde açıklamıştır;

"Milli Mücadelenin amacı, tam bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlıkla gerçekleşebilir. Bir milletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun kaldığı sürece, kamu hizmetlerinin gereken biçimde düzenlenmesi beklenemez. Devlet organlarına canlılık veren, mali güçtür. Mali bağımsızlığın ilk koşulu, denge ve memleket yapısına uygun bir bütçedir. Yönetim işleri için maliyenin yalnız kendi kaynakları kullanılmalıdır."

"Lord Curzon, Lozan Konferansında Türkiye'nin kendi malî kaynaklarıyla birkaç yıldan fazla dayanamayacağını ve çok geçmeden Avrupa'ya avuç açacağını iddia etmişti. Atatürk'ün liderlik döneminde, bu iddia gerçekleşmedi".86

4. Yabancı Sermaye: "Memleketimizi medeniyetin gerektirdiği dereceye bir an önce yükseltmek için, yalnız milli sermaye yeterli olmaz. Yabancı sermayeye ve uzmanlığına da ihtiyacımız vardır. Bu noktada dar bir milliyetçilikten çıkıyoruz, daha geniş milliyetçi oluyoruz".87

5. Devlet ve Özel Teşebbüs: "Devlet ve özel teşebbüs birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır",88



NOT:  Bu Konferans Atatürk Araştırma Merkezi adına 28 Mart 2003 tarihinde Mardin'de verilmiştir. Konferans için kaynak temininde yardımcı olan Doç. Dr. K. Ziya Taş ve İnkılâp Tarihi Okutmanı Saadettin Baştürk'e teşekkür borçluyum.
1 Ulusal egemenlik ilkesinin (1982/6), anayasaüstü olduğu tezi vardır; ama Maastricht Anlaşması'nın bu teze aykırı olduğu iddia edilmiştir. Maastricht Anlaşması'yla (1992) ulusal egemenlik ilkesinin anayasal normlara üstün olup değiştirilemeyeceği görüşü de değişti. Fransız Anayasa Konseyi 2.09.1992 tarihli kararıyla tali kurucu iktidarın anayasayı değiştirebileceğini kabul etti.
2 Tufts, James Hyden, The Individual and His Relation to Society, M. Kelly Publishers, New York, 1970, p. 41.
3 Detay için bk. Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri, 1985, C.I, s. 205-216; Detay ve mukayeseli hukuk için bk. Kaboğlu, "Hukukun Genel İlkeleri ve Anayasa Yargısı", Anayasa Yargısı, C. 8, Ank. 1991, 29. Yıl, ss. 291-322.
4 An YM, hukuk devleti ilkesini insan haklarının korunmasında referans norm olarak kullanmaktadır; şöyle ki, yüksek mahkemeye göre hukuk devleti: "Anayasanın açık hükümlerinden önce hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu ilkeleri" ve "hukukun üstün kuralları", "yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkelerine bağlı", "insan haklarına saygılı", "hak ve özgürlükleri ... güçlendiren", "adaletli bir hukuk düzeni" olan devlettir; E. 1990/28, RG. 20814/14.03.1990; Bk. AYMKD, Sy. 22, s.120.
5 Ölçülülük hk. bk. Ch. Rumpf, "Ölçülülük İlkesi ve Anayasa Yargısındaki İşlevi ve Niteliği", Anayasa Yargısı, Sy. 10, Ank. 1993, s. 25-48. Modern sosyolojik teorilere göre de, zıt yararları dengelemek hukukun görevidir.
6 Orantılılık, hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olup, eşitlik ile ölçülülük arasında köprü kuran bir ilkedir. Özgürlük sınırlamalarında araçlar, hedeflenen amaçlara orantılı olmalıdır. Özgürlük sınırlamaları öngörülen amaç dışında kullanılamaz (1982/13-2).
7    Eşitlik ilkesini Alman, Avusturya, İtalya, Fransız, İspanyol Anayasa Mahkemeleri gibi Türk AnYM (E. 1990/5, K. 1990/28, RG. 20814/14.03.1990; bk. AYMKD, Sy. 25, s. 8) kullanmaktadırlar.
8 İsviçre örneği için bk. Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı, Ank. 7-10 Mayıs 1990, AnYMY, Sy. 3, ss. 265-279.
9 Teziç, Erdoğan, "Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Esas Açısından Denetimi", Anayasa Yargısı, Sy.2, sh. 28.
10 Devlet, hukukun genel kurallarına uyacaktır; bk. AnYMKD, Sy. 22, s. 120.
11 Detay için bk. Mustafa Yıldız, "AİHM nin İşlevsel Konumu", Anayasa Yargısı, 35. Yıl, 1997, C. 14, ss. 255- 332; İsteyişi için bk. J. A. Forewein ve M. E. Vıllıger, "Avrupa İnsan Hakları Komisyonu Raporu", 7. Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı, 27 Nisan 1987, Lizbon, ss. 207-243.
12 Bk. E. 1963/124, K. 1963/ 243. KT. 11.10. 1963, AnYMKD. Sy. 1, s. 349. E. 1963/166, K. 1964/76, KT. 22.12.1964, AnMKD, Sy.22, SS. 288-291. E. 1990/7, K. 1990/11, KT. 21.06. 1990, RG. 20776/4.02.1991. E. 1990/17, K. 1990/23, RG. 20677/ 26.10.1990. E. 1990/32, K. 1990/25, RG. 20711/30.11.1990.
12 22.1.21964, E. 63/166, K. 64/76, AnYMKD, Sy. 2, s. 237.
14 AnYMKD, Sy. 21,Ank. 1991,2.B.,s. 168; AnYMKD, Sy. 22, Ank. 1987, s. 255 (kalın harfler bana ait).
15 26.09.1965, E. 63/173, K. 65/40. AnYMKD. Sy.4, sh. 269.
16 Bk. Turhan, Mehmet, "Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri", Anayasa Yargısı, 29. Yıl, Ank. 1991, C. 8, ss. 401-420.
17 29. 10. 1992 tarihli Open Door ve Dublin Weil Women-İrlanda kararı.
18 Naz Çavuşoğlu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Avrupa Topluluk Hukukunda Temel Hak ve Hürriyetler Üzerine, AÜSBF İnsan Hakları Merkezi Yayını, Ank. 1994, s. 86 vd.
19 Çavuşoğlu, s. 85.
20 Çavuşoğlu. s. 86.
21 Selçuk, bu kararın, "tam bir çelişki" olduğunu, "sözleşme (nin) yurttaşlara değil herkese uygulanacağını", "Türk yargısının bu hükümleri yardımcı hüküm olarak değil, destek hüküm olarak ele aldığını" belirtir; s. 418-419. Geçmişi oldukça onurlu olan Fransa, bugün bile toplum mühendisliği düşüncesinden vazgeçmemiş, hukuk devleti aşamasından hukukun üstünlüğüne ulaşamamıştır. Batıyı özümsemek gerekir; aslanı aslan yapan özümsediği koyun etidir. Özgür birey yaratılmalı, belli bir kültür dayatılmamalı, eleştirel akılcılık olmalıdır. Eleştirene pençemizi değil, elimizi uzatalım, eleştiri vazgeçilemez bir kamusal haktır. Ortaçağ kendini eleştiremediği için ortaçağ olmuştur. Eleştirilemeyen bir görüş doğmalaşır, çürüyüp yozlaşır. Düşünce özgürlüğü ve eleştiri yoksa, tartışan insanlar değil, çarpışan ordular üretilir. Hoşgörü, diyalog ve eleştiri şarttır. AİHM e göre, Türkiye tutuklama-yargılamada makul süreyi aşmış (2 karar), etkili yargı yolları işlememiş (8 karar), düşünce özgürlüğü (3 karar) ve AİHS nin 2,3,6,8,10,11,13. maddelerine aykırılıklardan ülkemiz mahkum olmuştur. Hukuk devrimi, ardındaki felsefi birikim özümsenerek ve Türk toplumunun uygarlıkla çatışmayan öz değerlerine kıyılmadan gerçekleşmelidir. Selçuk, s. 420-427. Düşünce özgürlüğü konusunda Anayasa Mahkemesi kararı şöyledir; Düşünce özgürlüğü, her türlü sorumsuz davranışa cevap veren mutlak ve sınırsız anlamada olamaz; toplumsal yaşayışla dengeli olmalıdır; AnYM. 8.4. 1963, E. 1963/16, K. 63/83, AnMKD, S. l,s. 199.
22 E. 83/2, K. 83/2, KT. 25.10. 1983, AnMKD, Sy. 20, s. 364.
23 AnYMKD, Sy. 25, Ank. 1991, 2. B., s. 354-355. Ayrıca bk. AnYMKD, Sy. 25, 1991. s. 143 vd.
24 E. 89/1, K. 89/12, KT. 7.3.1989, AnMKD, Sy. 25, s. 143.
25 Bk. AnYMKD. Sy. 22. s. 311-314; AnMKD, Sy. 25, s. 133-165..
26 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi. Üçüncü Kitap. Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı. Ankara. 1998. Millî Eğitim Basımevi, s. 7.
27 Reşat Kaynar, "Atatürkçülük Nedir", Atatürkçülük. Atatürk ve Atatürkçülüğe ilişkin Makaleler. İkinci Kitap. Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998. Millî Eğitim Basımevi, s. 38.
28 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, s. 7.
29 Medenî Bilgiler ve M.K. Atatürk'ün El Yazıları, Ayşe Afetinan, 1969, TTKY, s. 531: ayrıca bk. Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 200.
30 08 Mart 1928. Le Matin Muhabirine Demeç. ASD, C. 111. s. 120.
31 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, s. 121.
32 03 Ocak 1922, General Frunse'nin Ziyafetinde, ASD, II, s. 31.
33 1933, Ayşe Afetinan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1TKY. 1959, s. 251, aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 43.
34 1906, Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin Selanik Şubesini Kurarken, ASD, II, s. 1.
35 Atatürk’ün Yüksek Kumandanlık Kudret ve Meziyetleri, Atatürk Görüşler ve Hatıralarla, Ali Fuat Cebesoy, 1962, s. 88; ayrıca bk. Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 87.
36 1 Mart 1924, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. I, s. 348;, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayını, s. 318; ayrıca bk. Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 87.
37 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 74.
38 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, 5. b., Milli Eğitim Basımevi, s. 79.
39 Ülkü Dergisi, C. XII, Sayı, 70, 1938, s. 314; ayrıca bk. Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 127.
40 28 Aralık 1919. Ankara İleri Gelenleriyle Bir konuşma, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, s. 10.
41 1930, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, 1954, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, s. 87, aynı cümle için bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 5.
42 Galip Karagözoğlu, "Atatürk İnkılabının Yerleşmesinde ve gerçekleşmesinde Eğitimin Rolü ve Yeri", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, s. 133.
43 A. Afetinan, "Atatürk ve Tarih", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Millî Eğitim Basımevi, s. 151.
44 1923, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, 1952, Türk İnkılap Enstitüsü Yayını, s. 116; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 359.
45 E. Ziya Karal, "Atatürk'ün Türk Tarih Tezi", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Millî Eğitim Basımevi, s. 162.
46 Tarık Zafer Tunaya, Devrim Hareketleri İçinde Atatürk ve Atatürkçülük, 2. B., İst. 1981, s. 2.
47 Hamza Eroğlu, "Atatürk'ün Üstün Kişiliği", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara. 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 52.
48 Eroğlu, "Atatürk'ün Üstün Kişiliği", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap. Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 53.
49 Atatürk, 1915, Anafartalar Muhaberatına ait Tarihçe, 1962, TTK Yayını, derleyen Uluğ İğdemir, s. 55; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, Ankara, 1998. Milli Eğitim Basımevi, 5. Baskı, s. 243.
50 1922. Ülkü dergisi, C. VI, Sayı, 71, 1944, s. 12; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 241.
51 Suna Kili, "Atatürk ve Politika", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı. Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 182.
52 20.Mart 1923. Konya Gençleriyle Konuşma, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD), C. II. s. 144: Mehmet Evsile, Atatürk'ün Söylev ve Demeçlerinin Konular İndeksi, Atatürk Araştırma Merkezi, Ank. 1999. s. 9
53 7 Temmuz 1922, Reşat Kaynar, "Atatürkçülük Nedir", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı. Ankara, 1998. Milli Eğitim Basımevi, s. 21.
54 Millet Gazetesi, 10 Kasım 1954 den nakleden Suna Kili, "Atatürk ve Politika", s. 172.
55 Reşat Kaynar, "Atatürkçülük Nedir", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap, s. 31.
56 1932. Kadri Kemal Top, Atatürk Diyarbakır'da, byy, 1938, s. 4 ; aynı konu için bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri. Birinci Kitap, s. 75.
57 Harnza Eroğlu, "Atatürk'ün Üstün Kişiliği", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 39.
58 Eroğlu, "Atatürk'ün Üstün Kişiliği", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 49.
59 17 Şubat 1923, İzmir İktisat Kongresi Açış Söylevi, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, s. 105.
60 01 Mart 1924, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. I, s. 350.
61 24 Ekim 1922, United Pres Muhabirine Demeç, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, III, s. 69.
62 01 Mart 1924, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. 1. s. 348-349.
63 07 Şubat 1923, Balıkesir'de halkla Konuşma, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri. C. II, s. 98-99.
64 11 Aralık 1924, Times Muhabirine Cevap, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, s. 110.
65 Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, sil.
66 1923, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, 1954, Türk inkılap Enstitüsü yayını, s. 70 ve 93; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 457.
67 1923, Arı İnan, M. K. Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları. 1982, TTKY, s. 102; aynı anlamda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 460..
68 7 Şubat 1923, Balıkesir Paşa Camisi. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri. Birinci Kitap, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, Ankara. 1998. Milli Eğitim Basımevi, 5. Baskı, s. 464.
69 16 Mart 1923, Adana Esnafıyla Konuşma. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II. s. 131.
70 1923. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, 1952. Türk İnkılap Enstitüsü Yayını, s. 85-86: aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri. Birinci Kitap. s. 335.
71 20 Mart 1923. Konya Gençleriyle Konuşma, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri. II. s. 142-143.
72 01 Mart 1920, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1, s. 239.
73 1922, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. I, 1945, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayını, s. 217-218; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 161.
74 01 Aralık 1921, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. I, s. 220.
75 01 Aralık 1921, TBMM, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. I, s. 220-221.
76 "Dursun Fakih" (ö. 726/1326'dan sonra) maddesi için bk. AKSOY, Hasan: DİA, C. X, s. 7-8.
77 NAGY: "Kadi-Ottoman Empire" El, 1978, p. 375. YEDİYILDIZ: “Osmanlılarda Hakimiyet Anlayışı”, C. XII, s. 429.
78 İpşirli, Mehmet: "Klasik Dönem Osmanlı Devlet Teşkilatı", Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, Editör: Ekmelettin İnsanoğlu, C. 1, s. 139-283, İstanbul, 1994, s. 263.
79 TURSUN BEY: Tarih-i Ebu'1-Feth, Haz. Mertol Tulum, İst. 1977, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayını, s. 77, 103, 104, 105, 120, 149, 203. Yeni fetholunan beldelere ilk tayin olunanlardan biri kadı idi; Tursun Bek, "Zikri Feth-i Cezire-i Midillü" den söz ederken, bunu belirtiyor; s. 120. Ayrıca bk. s. 128 (Bosna'nın fethi); s. 149 (Eğriboz kalesinin fethi): "Cizye-i şer’vaz olunup, icra-yı ahkam-ı şer’ içün kadi ve sancak-beği nasb idüp, döndü, mahsuran yine darü’l-hilafe İstanbul’a geldi". Dursun Bey (ö. 896/1491'den sonra) hakkında bk. Mertol Tulum: “Dursun Bey” md., DİA, C. X, s. 6-7.
80 Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi. Üçüncü Kitap, s. 193.
81 A. Afetinan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları, Atatürk Araştırma Merkezi, Sadeleştirerek Yayıma Hazırlayanlar, A. Sevim- A. Süslü - A. Tural, Ankara, 2000, s. 119.
82 1931, Taha Toros, Atatürk'ün Adana Seyahatleri, 1981, s. 268; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 439.
83 1923, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. II, 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayını, s. 104; aynı konuda bk. Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 435.
84 17 Şubat 1923, İzmir İktisat Kongresini Açış Söylevi, ASD, II, s. 111.
85 Mustafa A. Aysan, "Atatürk'ün Ekonomik Kalkınma Modeli", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 293.
86 Feridun Ergin, "Atatürk ve Türk Ekonomisi", Atatürkçülük, Atatürk ve Atatürkçülüğe İlişkin Makaleler, Genelkurmay Başkanlığınca Hazırlanmıştır, İkinci Kitap, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara, 1998, Milli Eğitim Basımevi, s. 275.
87 Muhit Mecmuası, Sene 3, No. 32, Haziran 1931, Atatürk'ün Nutuklarından Alınmış Vecizeler, s. 8 den nakleden Atatürkçülük, Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s. 441.
88 Medenî Bilgiler ve M.K. Atatürk'ün El Yazıları, Ayşe Afetinan, 1969, TTKY, s. 445; ayrıca bk. Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi, Üçüncü Kitap, s. 195.
 ----------------------
* Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı -
- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 57, Cilt: XIX, Kasım 2003
Yazdır    
 Geri
 
Duyurular
Türkiye ve Irak İlişkileri Sempozyumu
Doğu Karadeniz Bölgesindeki Türk Tarihi, Kültürü
Türkiye - Balkanlar Dostluk ve İşbirliği Toplantısı

Diğer Duyurular
Konferanslar
 Atatürk'ün Doğumunun 125.Yılı Sempozyumu
 Türkiye'yi Lâikleştiren 3 Mart Tarihli Kanunların Önemi
 Beşinci Uluslararası Atatürk Kongresi

Diğer Konferanslar...
Adres

Adres: Ziyabey Cad. No: 19 Balgat - Çankaya / ANKARA
Tel: 0312 285 65 11 - 285 55 12
Faks: 0312 285 65 73

Bu site FORSNET tarafından WİYS Yazılımı™ ile hazırlanmıştır.
FORSNET Bilgi Teknolojileri