Atatürk Araştırma Merkezi
e-posta|iletişim
 
Haberdar Et
Yeniliklerden haberdar olmak için listemize kayıt olabilirsiniz.
 
Atatürk Diyor ki
Çalışmak ve başarı aramak, her insan için temel ilke olmalıdır.
 

Atatürk'ün Hatay Politikası II (1938 - 1939)

Doç. Dr. Yusuf Sarınay 
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 35, Cilt: XII, Temmuz 1996
 

 
Makelenin I. bölümünde (Atatürk’ün Hatay Politikası I. 1936-1937, Sayı:34) uluslararası konjöktörü çok iyi tartan Türkiye’nin iç ve dış kamuoyunda yürüttüğü koordineli ve kararlı politika sonucu Hatay’ın Suriye’den koparılarak “ayrı bir varlık” olarak tescil ettirmesi ele alınmıştır. Makalenin bu bölümünde ise, Hatay’da seçimlerin yapılarak, bağımsız Hatay Devleti’nin kurulması ve Türkiye’ye ilhak edilmesi gene Türk arşivlerine dayanılarak ortaya konulmaya çalışılacaktır.

IV.SEÇİMLERİN YAPILMASI VE HATAY DEVLETİ’NİN KURULUŞU

a. Avrupa’daki Gelişmeler ve Hatay’da Seçimlerin Başlaması

1938 Yılı başında itibaren Avrupa’da uluslararası ilişkiler giderek gerginleşmeye, özellikle Almanya ve İtalya’nın barışı tehdit eden tutumları belirginleşmeye başlamıştır. Berlin-Roma mihverinin Avrupa’da ağırlığını gittikçe hissetirmesi, antirevizyonist devletlerin Türkiye’ye olan ihtiyacını da artırmıştır. Bu gergin durum karşısında Fransa, Ortadoğu’nun en güçlü devleti olan Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek ihtiyacını duymuştur. Dolayısı ile Avrupa’da savaş tehlikesinin yaklaşması Sancak konusunda yapılan görüşmelerde Fransa’yı Türk haklarını teslime mecbur bırakmıştır.123 Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş ile Fransız meslektaşı arasında 30 Ocak 1938’de Paris’te yapılan görüşme Avrupa’daki gelişmelerin yarattığı hava içinde geçmiş, Araş; feshedilen anlaşma yerine, yeni bir Türk-Fransız Anlaşması yapabileceklerini ima etmiştir. Diğer taraftan Türkiye’nin itirazını dikkate alan Milletler Cemiyeti Konseyi de 31 Ocak 1938’de seçim yönetmeliğinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına karar vermiş ve Seçim Komitesi 7 Mart 1938’de gerekli düzenlemeleri tamamlamıştır.124

Bu olumlu hava içinde Hatay’da 1938 Nisan’ında başlaması gereken seçimler 3 Mayıs 1938 tarihinde Milletler Cemiyeti Secim Komisyonu’nun gözetimi altında başlamıştır.125 Anayasa’ya göre iki dereceli olarak yapılacak olan sancak seçimlerinde 20 yaşını doldurmuş her Hatay’lı erkek, gene Anayasa’da belirtilen cemaatlerden birine serbestçe yazılacaktı. Ancak Hatay’daki Fransız makamları bu defa Türkler aleyhinde tavır takınıp seçim sonuçlarını etkilemeye çalışmışlardır. Daha seçimler başlamadan harekete geçen Fransız mandater memurları Suriye’deki Taşnak ve Hınçak Ermenilerini birleştirerek birçok Ermeni ve Arap’ı Hatay’a sokarak Türkler aleyhinde propagandalara başlamışlardır.126 Özellikle seçimlerde Türklerden yana tavır koyan Alevileri baskı ve terör olayları ile sindirmişlerdir. Hatay dışından getirilen Arap ve Ermeniler Sancak vatandaşı olarak kaydedilmiş, bazı Türkler seçim komisyonunun çıkardığı güçlükler sonucu seçmen olarak kaydedilmemiştir.127 Antakya’da Fransız istihbarat dairesi tarafından Suriye Vatani Partisi mensuplarına 25 tabanca verilmiş, bazı Türk köyleri basılmıştır. Fransız memurları Türk taraftarlarına şiddet uygulanması, seçimlerde Türklerin asla başarılı olamayacakları, Fransız ordusunun bölgeyi terketmeyeceği yolunda propagandalar yaparak Türkleri psikolojik baskı altına almışlardır.128 Özellikle Vatanilerin baskı ve şiddet uygulamalarına göz yummuşlar, hatta teşvik etmişlerdir.129 Baskıların yanısıra, Anayasa’da bulunmamasına rağmen, seçim komisyonları bir kısım Türk köylülerini Sünni-müslüman olarak kaydederek Türklerin seçmen sayısı az gösterilmeye çalışılmıştır.130 Fransız memurlarının yanısıra tarafsız davranması gereken Milletler Cemiyeti Seçim Komisyonu’nunda Türkler aleyhine bazı uygulamalara girişmesi üzerine Türk-Fransız ilişkileri tekrar gerginleşmiştir.

Hatay’da yapılan birinci derece seçimlerde meydana gelen olaylara Türkiye’nin tepkisi bir hayli sert olmuştur. Atatürk 20 Mayıs 1938’de Mersin’de, 24 Mayıs 1938’de Adana’da toplanan askeri birliklere saatlerce süren resmi geçit töreni yaptırarak Fransa’ya göz dağı vermek istemiştir.131 Bu sırada Türkiye’nin sınıra yığdığı 30.000 kişilik kuvvetini, Fransızların meseleyi sürüncemede bırakan politikası karşısında 1937 Türk-Fransız Antlaşması gereği Hatay’a sokmaya çalıştığını görmekteyiz. Nitekim Başbakan Celal Bayar, 31 Mayıs 1938’de verdiği direktifte, sınırdaki askeri birliklerin takviye edilerek Hatay sınırı üzerinde harakete hazır hale getirilmesini istemiştir.132

Bir taraftan Türkiye’nin sert ve kararlı davranışı, diğer taraftan Almanya’nın Avusturya’yı işgali ve Çekoslovakya’yı parçalaması sonucu Avrupa’da giderek tehlikeli bir vaziyet alan konjöktürü dikkate alan Fransa, yeniden tavır değiştirmek zorunda kalmıştır.133 Sonuçta Fransa seçimleri 6 gün durdurmuş ve Hatay’daki temsilcisi Garreau’yu azlederek yerine Binbaşı Collet’i seçimler süresince temsilci olarak görevlendirilmiştir.134 6 Haziran 1938’de de Abdurrahman Melek’i Hatay Valiliğine atamıştır.135 Abdurrahman Melek’in Fransızların teklifini kabul etmesi, başta Tayfur Sökmen olmak üzere Hatay Türklerinin ileri gelenleri tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Ancak Hatay’daki Başkonsolosluğun Abdurrahman Melek vazifeyi benim emrimle kabul etti demesinden sonra Türkler durumu kabullenmişlerdir.136

Hatay yönetiminde yapılan değişikliklere paralel olarak 9 Haziran 1938’de seçimler tekrar başlatılmasına rağmen, sonuçlar Türkler aleyhine gelişmeye devam etmiştir. Seçimlerin tatil edildiği dönemde dahi, Arap tethişçiler köy köy dolaşarak Türk listelerine yazılanların veya yazılmak isteyenlerin katledileceği ve evlerinin yağma edileceği şeklinde propagandaya devam etmişler, Hoybun Cemiyeti de Suriye Vatanilerinin yardımı ile Türkler aleyhinde bildiri dağıtmıştır.137 Seçimlerde, gelişmeleri günü gününe takip eden Türkiye, Hatay’da Türklerden 22 Milletvekili çıkarmayı hedeflemiş ve bunu Fransa’ya da kabul ettirmiştir.138 Halbuki 15 Haziran 1938 tarihi itibariyle Türk seçmenlerin sayısı, diğer unsurların toplamından aşağı idi.139 Bu farkın hariçten getirilerek Hatay nüfsuna kaydedilen Ermeni ve Araplar ile Türk listelerine kaydolması engellenen Alevi ve bir kısım Türklerden kaynaklandığı anlaşılıyordu.140 Bu durum karşısında Türkiye, seçimlerin ertelenerek durumun Türkler lehine düzeltilmesi için harekete geçmiştir. Türkiye bu amaca ulaşmak için Milletler Cemiyeti Seçim Komisyonu’nun Hatay’ı terketmesi ve sorunu Türkiye ile Fransa’nın birlikte çözmesini istemektedir.141 Bu fikri Fransa’nın da kabul etmesi üzerine, Türk ve Fransız Hükümetleri Milletler Cemiyeti Seçim Komisyonu’nun çalışmalarını durdurmasını birlikte istemişler ve komisyon 29 Haziran 1938’de Hatay’dan ayrılmıştır.142 Artık Hatay sorunu Türkiye ile Fransa arasında ikili görüşmelerle çözülme yoluna gidilecektir.

b. Türkiye ile Fransa Arasında İmzalanan Askeri ve Dostluk Antlaşması

Yukarıda da belirtildiği gibi, Fransa Avrupa’da giderek tehlikeli bir hale gelen konjonktürü de dikkate alarak Hatay konusunda uyuşmazlığa son vermek amacıyla Türkiye ile ikili görüşmelere razı olmuştu.

Fransa’nın politikasında meydana gelen bu yumuşamaya paralel olarak; Türk ve Fransız hükümetlerince Sancak’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alan 29 Mayıs 1937 Antlaşması’nın 2. ve 3. maddesine dayanarak iki ülke askeri heyetleri 17 Haziran 1938’de Antakya’da görüşmelere başlamışlardır. Bu görüşmelerde Orgenaral Asım Gündüz başkanlığında bir askeri heyet görevlendirilmiş,143 bir gün sonra bu heyete Dışişleri Bakanlığı’ndan Elçi Cevat Açıkalın dahil edilmiştir.144 Fransa’yı ise Yakındoğu Ordusu Komutanı General Huntziger temsil etmiştir.

17 Haziran 1938 tarihinde askeri heyetler arasında başlayan görüşmelerde Fransa, Hatay’a girecek Türk müdahale kuvvetinin sembolik bir kuvvet olmasını, sadece İskenderun mıntıkasında konuşlandırılmasını ve bir taburdan ibaret olmasını istemiştir.145 Halbuki Türkiye; topçu birliği dahil olmak üzere bölgedeki Fransız kuvvetlerinin miktarı kadar takviyeli bir alayı Hatay’a sokmak istemekteydi. Fransız askeri temsilcisi Türk teklifine karşı çıkmış, Özellikle Türkiye’nin Hatay’a topçu birlikleri sokmasına itiraz etmiş, sonuçta görüşmeler uzamıştır.146 Günlerce süren müzakerelerden sonra 3 Temmuz 1938 tarihinde Türk-Fransız Askeri Antlaşması imzalanabilmiştir.147

Bu antlaşma ve 32 maddelik ek protokole göre, Sancak’ın toprak bütünlüğü, siyasi statüsü ile sükun ve asayiş 6000 kişilik bir kuvvet tarafından sağlanacaktı. Bu kuvvetlerin 1000’i Sancak’tan geri kalan kısmı yarı yarıya (2500-2500 olmak üzere ) Türk ve Fransız kuvvetlerinden oluşacaktı. Hatay’ın iç ve dış güvenliğinin sağlanması için Türk ve Fransız kuvvetleri işbirliği yapacaklardı. Ayrıca Antlaşmada Türk Kuvvetlerinin Hatay’a gireceği günün birlikte tesbit edileceği, kuvvetlerin geçeceği ve konuşlandırılacağı yerlerle ilgili teknik ayrıntılar da bulunuyordu.

Fransızların önceki oyalama politikasına sinirlenen ve bu sebeple daha müzakereler sırasında Hatay’a girecek birliklerin hazırlanmasının hükümete telkin eden Atatürk; Anlaşma haberini alır almaz, Fransa ile acele temas edilmesini ve Türk kuvvetlerinin ertesi günü Hatay’a girmesini emretmiştir.148 Sonuçta Türk öncü birlikleri 4 Temmuz’da esas birlikler de 5 Temmuz 1938 ‘de Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasında Payas ve Hassa üzerinden Hatay topraklarına girmiştir.

Türk ordusunun Hatay’a girişi, Hatay Türkleri tarafından büyük törenler ve sevinç gözyaşlarıyla karşılanmış bozulan moralleri düzelmiştir.149 Hatta Türk ordusu, Türk olmayan unsurlar tarafından da tezahüratla karşılanmıştır.150 Hatay meselesinin çözümünde önemli bir dönüm noktası teşkil den bu olayı Başbakan Celal Bayar’da, Genelkurmay Başkanı’na gönderdiği kutlama telgrafında siyasi hayatımızda önemli bir merhale olarak görmektedir.151

Diğer taraftan 1938 Mayısının ortalarında Cenevre, Paris ve daha sonra Ankara’da devam eden Türk-Fransız görüşmeleri de askeri müzakerelere paralel olarak devam etmiş, olumlu bir hava içinde geçmiştir.152 Bu görüşmeler sonunda da Türk Dışişleri Bakanı ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Ponsot arasında 4 Temmuz 1938’de Ankara’da Türk-Fransız Dostluk Anlaşması imzalanmıştır.153 Anlaşmanın imzalandığı gün taraflar arasında ortak bir demeç ile optanlara dair bir de protokol imzalanmıştır.154

Türkiye’nin feshettiği 1930 tarihli Dostluk Anlaşması’nın yerine geçmek üzere imzalanan bu Anlaşma ve ortak demece göre, taraflar işlerinden birine yönelik siyasî ve iktisadî hiçbir anlaşma ve kombinozona girmeyecekler, taraflardan biri saldırıya uğrarsa, diğer taraf saldırgana yardımda bulunmayacaktı. Ayrıca taraflar Hatay’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alan 1937 Anlaşması’ndan dolayı kendilerine düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesini gerektirecek bir durum karşısında birbirlerine gerekli kolaylıkları göstermek için istişarede bulunacaklardı. Diğer taraftan ortak demeçte, 29 Mayıs 1937 tarihinde kabul edilen İskenderun Sancağı Statüsü ve Anayasası’nın yürürlüğe girmesi ve Hatay’da Türklerin üstünlüğü Fransa tarafından kabul edilmiş, ancak meselenin Türkiye için toprak sorunu olmadığı teyid edilmiştir. Fransa bu son hükümle Türk kuvvetlerinin Hatay ‘a girmesini kabul etmekle beraber Türkiye’nin Hatay’ı kendisine ilhak etmesini önlemeyi amaçlamıştır. Fakat, gerek Hatay’la ilgili, gerekse, 1939 Türk-İngiliz -Fransız ittifak görüşmeleri ve gelişen olaylar sebebiyle, bu anlaşma taraflarca onaylanamadığı için yürürlüğe girmemiş, Türkiye açısından da bağlayıcı olmamıştır.

c. Seçimlerin Tamamlanması ve Hatay Devleti’nin Kuruluşu

Türk-Fransız Askeri ve Siyasî Anlaşmalarının imzalanmasından sonra, iki hükümet, Hatay’da seçimlerin Türk-Fransız otoritelerinin ortak denetiminde tamamlanması ve işbirliğine devam edilmesi konularında anlaşmışlardır. Bunun üzerine Türkiye, seçim işlerini Fransız Yüksek komiseri’nin Hatay’daki temsilcisi Albay Collet ile birlikte yürütmek üzere Cevat Açıkalın’ı fevkalade murahhas olarak Hatay’a tayin etmiştir.155 Cevat Açıkalın Hatay’a giderek 15 Temmuz 1938’de Fransız temsilci ile resmi temaslara başlamıştır. Bu temaslarda seçimlerin düzenli bir şekilde yürütülebilmesi ve daha önce Türkler aleyhinde yapılan bazı uygulamaların ortadan kaldırılması için bir takım kararlar alınmış ve uyulamaya geçilmiştir. Bu kararlara göre, seçimleri yürütmek üzere Türk temsilci Cevat Açıkalın., Fransız temsilci Collet, Hatay Valisi Abdurrahman Melek ve Türk Cemaati mümessili sıfatı ile (Hatay Halk Partisi Başkanı) Abdülgazi Türkmen’den oluşan bir seçim komisyonu (İntihab-ı Ali komisyonu) kurulmuştur. Bu komisyon’a diğer cemaatlerden de birer temsilci alınmıştır. Seçimlerde görevli özel mahkeme de 2 Türk, 1 Fransız hakim görevlendirilmiş, daha önce oluşturulan müracaat komiteleri ihtiyaç kalmadığı gerekçesi ile lağvedilmiş, yeni seçim büroları açılmıştır.156 Ayrıca seçmen yazımızda daha önce yapılan haksızlıkları ortadan kaldırmak amacıyla, baskı ve şiddet uygulanan yerlerdeki seçmen yazımlarını yenilemek, hileli kayıtları tetkik etmek ve Hatay doğumlu olmadığı halde kaçak getirilerek kayıt edilen Ermeni ve Arapları kayıtlardan düşmek konusunda da karar alınmıştır. Böylece Türkiye için Hatay davasının esası demek olan seçmen kayıt işlerindeki dengesizlik ve haksızlıkları telafi edilme yoluna gidilmiştir. Bu arada Türkiye Ermeni Patriği Mesrop Maroyan, İçişleri Bakanlığı ve CHP Genel Sekreterliğine 2 Temmuz 1938 tarihinde müracaat ederek Hatay’daki Ermenilerden Türkler aleyhine çalışanları ikaz etmek amacıyla iki tane Rahib’i Hatay’a göndermek için izin istemiştir.157

Yeni oluşturulan Seçim Komisyonu bir bildiri yayınlayarak 22 Temmuz 1938 tarihinde Milletler Cemiyeti Seçim Komisyo’nun bıraktığı yerden seçimlere devam edileceğini açıklamıştır. Böylece 22 Temmuz’da başlayan seçim işlerinde Anayasa gereği 20 yaşını doldurmuş Hatay’lı erkekler birinci derece seçmen olarak istedikleri cemaat listelerine kendilerini yazdırmaya başlamışlardır. Özellikle Hatay Halk Partisi ve Vali Abdurrahman Melek’in verdiği rakamlar ve bilgiler ışığında; Reyhaniye bölgesinde kayıtların tekrar yapılması, baskı ve şiddet sonucu kendilerini Türk listelerinden başka bir listeye yazdırdıklarını beyan edenlerin (Türk Alevi Arap vb) Türk listelerine yazılmaları, henüz kaydedilmemiş olanların kaydedilmesi ve Suriye’den getirilerek kayıtları yapılan Ermeni ve Arapların listelerden silinmesi hususlarında harekete geçirilerek listelerde Türkler lehine denge sağlanmıştır.158

1 Ağustos 1938 günü tamamlanan birinci derecede seçmen yazımına göre, Türk cemaatine 35.847, Alevi 11.319, Ermeni 5504, Arap 1845, Rum Ortodoks 2098 ve diğer cemaatlere 359 kişi kayıt yaptırmıştır. Seçimlerin bu devresinde Türk listelerine 15.080 kişi daha yazılmış, kayıt işleri herhangi bir olay meydana gelmeden tamamlanmıştır.159 Bunlardan her 100 seçmen bir ikinci derece seçmen sayıldığından 358 Türk, 113 Alevi, 55 Ermeni, 18 Arap, 20 Rum-Ortodoks ikinci derecede seçmen olarak kabul edilmiştir. Bu sonuçlara göre, toplam 40 milletvekilinden her cemaate düşen sayı da 22 Türk, 9 Alevi, 5 Ermeni, 2 Arap, 2 Ortodoks-Rum olarak tesbit edilmiştir.160

Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, 20 Ağustos 1938 tarihinde Antakya, İskenderun ve Kırıkhan kazalarında ikinci derece seçmenler tarafından milletvekillerinin seçileceği ilan edilmiştir. Bu sebeple Türk Milletvekillerinin kimlerden oluşacağı konusunda çalışmalara başlanmıştır. Öncelikle Hatay davasına büyük hizmetler yapmış olan Tayfur Sökmen’i kurulacak yeni devlette etkili bir görev vererek Hatay’a göndermek isteyen Türkiye, Milletvekili seçtirmek istemektedir. Bu amaçla emir verilen Cevat Açıkalın, Tayfur Sökmen’i Reyhaniye’ de Ata namı ile seçmen olarak kaydettirdiğini, ancak O’nun Sancak vatandaşı olmadığını, gizli bir kayda dayanarak milletvekili adayı yapmanın zor olacağını belirtmektedir. Fakat Anayasa’nın 24. maddesine göre Başbakan veya Bakanların Milletvekili olma şartı bulunmadığını, bu sebeple Tayfur Sökmen’e Meclis Başkanı olmamak şartıyla, Başbakanlık ve Bakanlık verilebileceğini, bunu Fransız temsilciye de kabul ettirmenin daha kolay olacağını belirtmekte ve Milletvekili listesinin bir an önce gizli olarak gönderilmesini istemektedir.161 Bu arada Ağustos başlarından itibaren Türkiye’de Hatay’da milletvekili seçilecek ve hükümette görev alacak kişilerle ilgili çalışmalara başlamıştır.162 Bu konuda görevlendirilen Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer, Cevat Açıkalın, Tayfur Sökmen, Fethi Denli, Abdurrahman Melek, Dörtyol’da bir toplantı yapmışlardır. Toplantıda Şükrü Sökmensüer, Hatay Devlet Başkanlığı için Atatürk’ün Tayfur Sökmen’i teklif ettiğini belirtmiş, Abdurrahman Melek ile Tayfur Sökmen arasındaki gerginlik giderilmiş, Hatay’da Milletvekili seçilecek ve hükümette görev alacak kişiler konusunda görüş alışverişi yapılmıştır.163 Toplantıdan sonra Ankara’ya dönen Şükrü Sökmensüer, hazırladığı raporu İçişleri Bakanlığına sunmuş, İçişleri Bakanlığı da onay için 10 Ağustos 1938 tarihinde Başbakanlığa arzetmiştir.

Başbakanlığa onay için sunulan bu raporda , Hatay Devlet Başkanlığı için ilk adayın Tayfur Sökmen olduğu, şayet herhangi bir sebeple O’nun seçilememesi durumunda kardeşi Abdullah veya İnayet Mürsel’in bu göreve getirilmesi teklif edilmektedir. Meclis Başkanlığı’na Abdülgani Türkmen’in, Başbakanlığa Abdurrahman Melek’in, Bakanlıklara’da Ahmet Faik Türkmen, Cemil Yurtman, Abdullah Fevzi, Cemal Baki ve Kemal Alper’in getirilmesi önerilmektedir. Hatay Meclisi’nde çoğunluğu sağlayabilmek için Devlet ve Bakanlık görevlerine getirilecek Türklerin Milletvekili olmaması gerektiği, şayet diğer unsurlardan bakanlık görevi verilecek birisi olursa, onun aynı zamanda Milletvekili olmasının faydalı olacağı belirtilmektedir. Rapor’da Milletvekili adaylıkları için de iki liste hazırlanmıştır. Bu listelerden ilk 22’si tercihen milletvekili olması istenilenler, ikinci 22 kişi de yedek listedir. Milletvekili listesinin hazırlanmasında adayların Türk olmaları ve Ankara’ya bağlı bulunmalarının esas alındığı vurgulanmaktadır. Diğer taraftan manda döneminde birtakım bocalamalar geçirdikten sonra Türkiye’nin Hatay’la yakından ilgilendiğini gören ve milli davaya sıkı sıkıya bağlanan bazı kişilerin de, ister Hatay’da , ister halen Türkiye’de olsun milletvekili olması gerektiği belirtilmekte ve bunlara Suphi Bereket, Adalı Hacı Mehmet, Kuseyri ailesinden Naci vb. kişiler örnek gösterilmektedir. Ayrıca Arap, Ermeni ve Ortodoks Milletvekillerinin de Türk tezine yakın olan kişilerden seçilmesi için gayret gösterileceğine işaret edilmekte ve listenin 15 Ağustos’a kadar Cevat Açıkalın’a bildirilmesi istenilmektedir.164 Sonuçta Başbakan tarafından onaylanan liste Cevat Açıkalın’a bildirilmiş, O’da listeleri Hatay Halk Partisi’nde yapılan bir toplatıda açıklamıştır. Abdurrahman Melek hatıralarında milletvekili adayları arasında kendisini Dörtyol toplantısında bildirdiği isimlerden ancak 7-8 kişinin kaldığı, eski muhaliflerden ve Hatay’da oturmayanlardan da bazı kişilerin listeye girmiş olduğunu, Partide eskiden beri çalışan arkadaşların bu sonucu hayretle karşıladıklarını, ancak hiçbirinin karşı çıkmadığını belirtmekte ve azınlık Milletvekili adaylarını da kendisinin aynı zamanda mandater yönetimi de memnun etmiş kişilerden seçtiğini kaydetmektedir.165

Milletvekili listelerinin hazırlanmasından sonra 21 Ağustos’ta listeler ilan edilmiş, 24 Ağustos’ta da milletvekili seçimleri yapılmıştır. Bu seçimlerde Türk adayların toplam sayısı 22 olduğu için seçim yapılmaksızın hepsi seçilmiş sayılmıştır. Seçim sonuçlarına göre, Antakya’da 14 Türk, 7 Alevi, 2 Arap, 2 Ermeni, 1 Ortodoks-Rum, Kırıkhan’da 5 Türk, 2 Ermeni olmak üzere 40 Milletvekili seçilmiştir.166 Bu sonuçlara göre, Türkiye’nin kararlı ve planlı bir şekilde olaya yaklaşması neticesinde arzu edilen sonuç alınmış, Hatay Meclisi’nde Türkler salt çoğunluğu elde etmişlerdir.

Hatay’da seçimlerin tamamlanmasından sonra, meclisin açılması ve devletin kuruluşu için hazırlıklar hızla tamamlanmıştır. Bu arada Cevat Açıkalın’ın daveti üzerine 25 Ağustos 1938’de Tayfur Sökmen Hatay’a gelmiş, Halk Partisi ve halk tarafından törenlerle karşılanmış, Fransız temsilci Collet ile de samimi bir havada görüşme yapmıştır.167 Tayfur Sökmen ‘in ittifakla devlet başkanlığına seçilmesi için gerekli çalışmalar yapılmış, Meclis Başkanı ve yardımcılarının kimlerden olacağı, encümenlerin Türklerin çoğunluk olacak şekilde teşkili , meclisin açılışında söylenecek nutuklar, fark gözetilmeksizin milletvekillerine ödenecek maaşlar dahi önceden tespit edilme yoluna gidilmiştir.168 Ayrıca daha meclis toplanmadan kurulacak hükümetin tamamen Türk Bakanlardan oluşmasına, açılış konuşmasını da Meclis Başkanı seçilecek olan Abdülgani Türkmen’in yapmasına karar verilmiştir.169

Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra, nihayet 2 Eylül 1938’de Hatay Meclisi açılmıştır. Sancak Statüsüne göre resmi dil Türkçe ve Arapça olduğu halde bütün milletvekilleri Türkçe yemin etmişlerdir. Halk Partisi Başkanı Abdülgani Türkmen Meclis Başkanlığı’na , Tayfur Sökmen de Abdurahman Melek’i hükümeti kurmakla görevlendirmiştir.170 Abdurrahman Melek tarafından oluşturulan Bakanlar Kurulu, daha önceden tesbit edildiği gibi, Adliye Bakanı Cemil Yurtman, Maliye ve Gümrük Bakanı Cemal Baki, Maarif ve Sıhhiye Bakanı Faik Türkmen, Nafia ve Ziraat Bakanı Kemal Alpar’dan teşkil edilmişti. Bakanlarının tamamı Türklerden meydana gelen hükümetin programında Hatay Halk Partisi’nin programınının hemen hemen aynısı idi. 6 Eylül 1938’de toplanan Hatay Meclisi hükümete güven oyu vermiş, aynı gün Milletler Cemiyeti tarafından hazırlanan Anayasa onaylanmış, devletin resmi adı “Hatay Devleti” olarak değiştirilmiş, milli marş olarak Türk İstiklal Marşı ve yeni bayrak kanunu kabul edilmiştir.171 Meclis 7 Eylül 1938 tarihinde tekrar toplanarak, hükümete geçici kanun çıkarma yetkisi vermiş ve hükümet icraatlarına başlamıştır.172 Türkiye Cumhuriyeti de yeni kurulan Hatay Devleti’nin acil ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için hemen 50.000 TL. ödenek göndermiştir. 173

Türkiye, gerek Milletler Cemiyeti çerçevesinde Fransa ile yürüttüğü diplomatik mücadele ve imzaladığı anlaşmalar, gerekse devletin şekillenmesinde Hatay’da izlediği Politika ve yaptığı çalışmalar ile Hatay’ın Anavatan’a ilhakı yolunda önemli bir mesafe katetmiştir. Hatay davasını kendisi için bir onur ve namus meselesi olarak telakki ederek başından itibaren bizzat yönlendiren ve Türkiye’ye ilhak yolunda artık dönüşü olmayan bir safhaya vardıran Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde ebediyete intikal etmiştir.

V. HATAY’IN TÜRKİYE’YE İLHAKI

2 Eylül 1938 tarihinde kurulan Hatay Devleti, gerçekte her yönüyle yapay ve geçici bir niteliğe sahipti. Bu haliyle bir yıla yakın varlığını sürdüren Hatay Devleti, 23 Haziran 1939 tarihinde hukuken ortadan kalkmış, Türkiye’nin bir vilayeti haline gelmiştir. Bu süre zarfında, bir taraftan Hatay Türklerinin biran önce Türkiye’ye bağlanma arzuları doğrultusunda yapılan siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve adli düzenlemelerle Türkiye ile bütünleşmesinin eşiğine gelen Hatay, diğer taraftan Avrupa konjoktürünün hızla değişmesine paralel olarak Fransa ile imzalanan anlaşma ile hukuken Türkiye’ye ilhak olacaktır.

a. Türkiye-Hatay İlişkileri ve Yapılan Düzenlemeler

Hatay Devleti’nin yöneticileri kendilerini Anavatan’ın bir parçası olarak terakki ettikleri için Türkiye’de yürürlükte olan kanunları, Hatay Meclisi’nden bölüm bölüm geçirerek uygulamaya başlamışlardır. Kanunların hazırlanması ve uygulanması ile devlete işlerlik kazandırılmasında Türkiye ile sıkı bir işbirliği yapmışlardır.

Özellikle Hatay Devleti’nin Suriye ve Fransa’nın etkisinden kurtaracak idari, adli, ekonomik ve diğer konularda yeni düzenlemelere hız verilmiştir. Bu çerçevede, Hatay Devleti adına vergi alınmaya başlanmıştır.174 20 Ekim 1938 tarihinde Suriye’nin Hatay sınırlarını kapatması üzerine İskenderun gümrüğüne el konularak Hatay Devleti adına vergi alınmaya başlanmıştır.175 Ortaya çıkan bu krizde Türkiye Hatay Devleti’ni desteklediğini resmen ilan ederek, Türkiye sınırını açmış ve gümrük vergilerini kaldırmıştır.176 Bundan sonra 13 Kasım 1938 tarihinden itibaren İskenderun limanına girecek yabancı ülke gemilerine Hatay Bayrağı çekme mecburiyeti getirilmiştir.177 Hatay’da 29 Ekim 1938’de Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in katılması ile Cumhuriyet Bayramı törenleri düzenlenmiş, Suriye’nin çıkardığı güçlükler sebebi ile bir müddet Hatay’ın posta işleri Türkiye’den yürütülmüş, daha sonra Türkiye’de Hatay adına pullar bastırılarak Hatay’a gönderilmiştir. Önce devlet memurları maaşı Türk parası ile ödenmeye başlanmış, daha sonra Suriye parası yerine Türk parası resmen ikame edilerek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın İskenderun’da bir şubesi açılmıştır. Ayrıca Hatay vatandaşlarının Türkiye Konsolosluklarından pasaport alarak seyahat etmeleri de sağlanmıştır. Diğer taraftan asayişi temin edecek emniyet teşkilatı ve eğitim sahasında da gerekli düzenlemeler hızla gerçekleştirilmiştir.178

Hatay’da yapılan bu faaliyetle Türkiye ile koordineli bir şekilde yürütülmüştür. Nitekim Hatay ile Türkiye arasındaki yakınlık ve bağlılığı daha ziyade geliştirerek Anavatan’a ilhakına zemin hazırlamak amacıyla Türkiye ‘de de çalışmalar yapılmaktaydı. Olayların hızla gelişmesi üzerine koordinasyonun sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla; Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Numan Menemencioğlu başkanlığında bir Hatay İstişari Heyeti ve bir de Hatay bürosu tesis edilerek çalışmalar hızlandırılmıştır.179 Sonuçta Hatay İstişari Heyeti tarafından tespit edilen esasların yürürlüğe girmesi hususunda Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından bir kararname çıkarılmıştır.180 Bu çervevede, Türkiye’de yürürlükte olan kanunların Hatay Devleti kanunu olarak kabul edilmesi ile gerekli hukuki düzenlemeler tamamlanmıştır.181 Yapılan hukuki düzenlemelere paralel olarak devlet kadrolarında da gerekli değişiklikler yapılarak, Hatay Devleti büyük oranda Suriye ve Fransa’nın etkisinden kurtarılmıştır.

Türkiye-Hatay Devleti ile işbirliği halinde yukarıda bahsedilen düzenlemeleri yaparken, hiçbir zaman Hatay’ın Anavatan’a ilhakından resmen sözetmemiştir. Ancak 1939 Mart’ında Tayfur Sökmen’in Antalya’dan Melek’in de Gaziantep’ten milletvekili seçilerek TBMM’ne girmeleri, Hatay’ın Türkiye’ye ilhak edilmek üzere olduğu kanaatini kuvvetlendirmiştir.182

Diğer taraftan Hatay davasının kazanılmasında büyük bir role sahip olan Hatay Halk Partisi, devletin kurulmasından sonra faaliyetlerini durdurmuştur. Türkiye’ye ilhak yolunda Hatay halkını sosyal ve kültürel yönden de kazanmak amacı ile Hatay’da CHP ve Halkevleri teşkilatlarının etüdlerini yaparak, tekrar kurmak ve faaliyetlerini hızlandırmak için Tekirdağ milletvekili Rahmi Apak 11 Şubat 1939 tarihinde görevlendirilmiştir.183 Hatay’a giden Rahmi Apak, CHP Genel Sekreterliğine 20 Şubat 1939 tarihinde yazdığı raporda; Fransızların Suriye’de bir Alevi, bir Ermeni ve hatta bir Kürt bağımsız camiası yaratmak konusundaki temayülleri dikkate alınarak kurulacak Parti ve Halkevlerinin Hatay’daki Türklerin dışındaki unsurları da kazanmak için çalışmalarının faydalı olacağı bildirmektedir.184 Nitekim Mart 1939 tarihinde Antakya merkezinde bir teşebbüs komitesi kuran Rahmi Apak; başta İskenderun, Kırıkhan ve Reyhaniye olmak üzere kazalarda parti ve Halkevlerini kurarak, köy ve mahalle ocaklarının teşkil edilmesine başlamıştır. Teşkilatlanma esnasında halka en küçük bir mali yükün getirilmemesi için Ankara’dan para isteyen Apak’a masraflar için 5.000 TL. gönderilmiştir.185 Rahmi Apak, gönderilen para ile Hatay Devleti yetkilileri ve Türkiye Fevkalade Murahhası Cevat Açıkalın ile işbirliği halinde Parti ve Halkevlerinin teşkilatlanmalarını tamamlar. Ayrıca Hatay davası uğrunda şehit düşenlerin aileleri ile Türk İnkılâplarını Hatay’da yayan kişilere maddi yardımda bulunur. Diğer taraftan halkı aydınlatmak amacı ile Hatay’da yayınlanmakta olan Türkçe Yenigün, Hatay, Karagöz ile Arapça Ahdi Cedid ve Enba-i Hatay gazetelerinin bütün masrafları karşılanır.186

Hatay’da açılan Halkevlerinde faal bir şekilde çalışarak Alevilik, Kürtçülük ve Ermenilik propagandasına karşı halkı kazanabilecek yetişmiş elemanın Hatay’da yeterli sayıda bulunmaması sebebiyle, Ankara’ya müracaat eden Rahmi Apak; Türkiye’deki Halkevlerinde dil, temsil, sosyal yardım ve köycülük kolllarında yetişmiş idealist 25 kadar kadın ve erkek öğretmenin Hatay’da görevlendirilmesini de istemektedir.187 İstenilen öğretmenlerin Hatay’a gönderilmesi ile güçlenen Halkevleri özellikle Alevileri kazanmak amacıyla faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır.

Hatay içinde yürüttüğü faaliyetlerin yanısıra Suriye hakkında bir fikir elde etmek amacıyla Şam ve Beyrut bölgelerine bir seyahat yapan Rahmi Apak, Ankara’ya gönderdiği raporunda; Türkiye’nin Hatay’daki yüksek başarısından sonra Lazkiye, Trablusşam ve Şam’da Türkiye ve Türklüğün nüfuzunun çok yükselmiş olduğunu vurgulamaktadır. Fransa’nın bu nüfuzu Ankara’nın dikkatini çekmeden kırmaya çalıştığını, bu amaçla Suriye’deki Fransızca matbuatta Türklüğe hakaret edici ve küçük düşürücü yayınlar yapıldığını belirtmektedir. Arap dünyası içinde Fransızlar tarafından Türklük aleyhinde yapılan propagandalara karşı koymak amacıyla Antakya Başkonsolosu Fethi Denli tarafından Hatay Ajansı adı altında bir propaganda mekanizması kurulduğunu, bu ajansın desteklenerek güçlendirilmesinin faydalı olacağını belirtmektedir. Ayrıca Hatay Ajansı’nın sahibi M. Balkır (Münir Eşref) tarafından propaganda amacıyla yayınlanmış olan Arapça “Hayat Eddevletül Müstakile” adlı eserden 300 kadar satın alınarak Lazkiye ve Trablusşam’da dağıtılmasını da teklif etmektedir. 188CHP Genel Sekreterliği tarafından, Cevat Açıkalın vasıtasıyla Rahmi Apak’a gönderilen talimatta adıgeçen kitaptan satın alınarak dağıtılması ve Hatay Ajansı’nın desteklenmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.189

Rahmi Apak; Ankara’ya gönderdiği 10 Mart 1939 tarihli bir diğer raporunda ise; Fransa’nın biri Cezire’de diğeri de Lazkiye’de olmak üzere Suriye’den ayrı iki bağımsız (Hıristiyan ve Alevi) topluluk yaratmak için çalıştığını, Türk sınırı yakınındaki bu olayları içinden takip edebilmek için Lazkiye ve Cezire’de Milli Emniyetin (şayet yoksa) esaslı faaliyete geçmesini bu iki bölgede birer konsolosluk tesis edilmesinin de çok faydalı olacağını belirtmektedir. Ayrıca İskenderun ve Antakya’da bulunan iki konsolosluğun Hatay’ın Anavatan’a ilhakı hususundaki düşüncelerimize uygun düşmediğini de vurgulayan Apak, açıkça belirtmemekle beraber bu Konsoloslukların Lazkiye ve Cezire’ye kaydırılmasından yana olduğu anlaşılmaktadır.190

Türkiye henüz Fransa ile Hatay’ın ilhakı hususunda bir anlaşmaya varmadan, Avrupa’daki gelişmeler çerçevesinde Fransa’nın buna razı olmak zorunda kalacağı kanaatiyle bütün hazırlıklarını tamamlamıştır. Bu hazırlıkların çarpıcı örneklerinden biri de daha 10 Nisan 1939 tarihinde Başbakan’ın emri üzerine, Hatay’ın Anavatan’a katılması durumunda buradan TBMM’ne seçilecek milletvekillerinin tesbit çalışmalarına başlanmasıdır. Rahmi Apak. Başbakan Refik Saydam ve CHP Genel Sekreterliğine yazdığı raporlarda; Hatay’ın nüfus itibarıyla 7 milletvekili çıkarabileceğini belirterek 7 asil, 7 yedek aday önermektedir. Ayrıca, Hatay’ın Anavatan’a katıldığı takdirde hem burayı iyi bilen hem de komşu Suriye ‘deki faaliyetleri iyi kavramış olan Antakya Başkonsolosu Fethi Denli’nin Hatay Valisi yapılması, Milli Mücadele hareketi’nin bir devamı olan Hatay davasında çalışmış olanların birer “İstiklal Madalyası” ile taltif edilmesinin de çok faydalı olacağını vurgulamaktadır.

Bağımsız Hatay Devleti’nin kurulmasından itibaren Türkiye ile koordineli bir şekilde yürütülen faaliyetler ve yapılan düzenlemelerle Hatay, adeta Türkiye’nin bir parçası haline gelmiş, sadece bu durumu resmen Fransa’ya kabul ettirmek kalmıştı.

b. 1939 Türk-Fransız Antlaşması ve Hatay’ın Türkiye’ye İlhakı

Bağımsız Hatay Devleti’nin kurulması. Türkiye açısından Hatay meselesini büyük ölçüde bir çözüme bağlamıştı. Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık vaad eden 1936 tarihli Anlaşmanın uygulanmasını askıya alması sebebiyle, Hatay’ın geleceğinin Suriye’ye bağlı tutulması için de bir sebep kalmamıştı. Bu sonuca Fransa’nın razı olmasının zeminini de Avrupa’daki gelişmeler hazırlayacaktır.

Nitekim, Avrupa’daki gelişmeler çerçevesinde Fransa, Türkiye ile Doğu Akdeniz’de ve Balkanlar’da bir dayanışma aramıştı. Daha 4 Temmuz 1938 Anlaşmasının yapılması esnasında bunu hissettirmiş, Eylül 1938’de de Türkiye’ye resmen anlaşma teklif etmiştir.192 Ancak Fransa’nın Avrupa’da giderek sıkıştığını gören Türkiye, Hatay meselesini istediği gibi halletmeden Fransa’ya karşı yükümlülük altına girmeyi düşünmemiş, Hatay meselesinin halledilmesini ön şart olarak ileri sürmüştür.193

Bu arada 4 Kasım 1938 tarihinden itibaren Hatay Devleti’nin sınırlarını tespit etmek amacıyla kurulan Milletler Cemiyeti Sınır Komisyonu çalışmalara başlamıştır.194 Bu çalışmalar devam ederken Hatay konusunda insiyatifı Türkiye’nin ele aldığını gören Suriye, Hatay’ın Türkiye ile Suriye arasında paylaşılması için girişimde bulunmuştur. Nitekim Suriye Devleti adına Atatürk’ün cenaze törenine katılan Emir Adil Aslan bu düşüncesini Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu’na açmıştır. Saraçoğlu ona verdiği cevapta; Suriye’nin Hatay sınırları dışında kalan üç Türk Nahiyesi’ni (Bayır, Bucak ve Hazine Nahiyelerini) Türkiye’ye bırakması karşılığında, Hatay sınırlarında Suriye lehinde bazı değişikler yapılabileceğini bildirmiştir. Ancak bu teklifi Suriye’nin kabul etmemesi üzerine herhangi bir uzlaşma sağlanamamıştır.195

Hatay konusunda Türkiye’ye karşı giderek sıkışan Fransa son bir manevra ile Hatay’ın Türkiye’ye ilhakını önlemek amacıyla Batılı ülkeleri yanına almaya çalışmıştır. Bu amaçla yaptığı propaganda da; Türkiye’nin Hatay’dan başka Suriye’nin önemli petrol bölgelerinden Cezire’yi de ele geçirmek amacında olduğunu, Türkiye’nin bu girişimi Almanya’nın arzusu üzerine yaptığını ileri sürmüştür. Batılı Petrol Şirketlerinin iş yaptığı bir bölgeye Türkiye’nin göz dikmesi doğal olarak Batılıları Türkiye’ye karşı getirebilirdi.196 Fransa’nın bu propagandasına karşı, Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, “Türkiye’nin Hatay’dan başka Suriye’nin hiçbir yerinde gözü yoktur” diyerek bu iddiaları yalanlamıştır.197

Fransa 1939 yılı başından itibaren Suriye’de manda rejiminin daha süreceğini göz önünde tutarak Hatay’ın ona bağlı ve mahkum tutulmaması gerçeğini anlamaya başlamıştır. Nitekim 1939 yılında Fransa’nın Ankara Büyükelçisi olan Massigli Paris’e yolladığı raporlarda; Türk yöneticilerinden Hatay konusunda esneklik beklenemeyeceğini, Atatürk’ün başlattığı bu davada İnönü’nün gerilemesinin söz konusu olmadığını belirterek karşılığını almak şartıyla Hatay’ın Türkiye’ye ilhakına Suriye’nin karşı çıkacağını bu sebeple sadece sınır düzeltmeleri yapılabileceğini bildirmiştir.198 Daha sonra biraz daha esneklik gösteren Fransa Hükümeti Türk-Fransız ittifakının önemini daha iyi anlayarak Akdeniz Bölgesi’nde Fransa ile bir ittifak karşılığında Hatay’ın bir bölümünün Türkiye’ye bırakılmasını kabul etmiş, bu çerçevede Saraçoğlu ile görüşmelere başlanması için Massigli’ye talimat vermiştir. Fakat yapılan görüşmelerde Saraçoğlu Hatay’dan Suriye’ye toprak verilmesine karşı çıkarak sorunun biran önce kesin olarak çözülmesini istemiştir.199

Türkiye ile Fransa arasında bu görüşmeler devam ederken, 15 Mart 1939’da Almanya’nın Çekoslovakya’yı, İtalya’nın da 7 Nisan 1939’da Arnavutluğu işgal etmesi ile Avrupa konjoktürü hızla değişmiş, II. Dünya Savaşı’nın eşiğine gelinmiştir. Bu şartlar altında Fransa Türkiye’nin Hatay konusundaki isteklerini kabul etmek zorunda kalacaktır. Nitekim İtalya’nın Arnavutluğu işgali ile başlayan Türk-İngiliz ittifak görüşmelerine Fransa’da katılmak istemiş, fakat Türkiye, Hatay meselesi halledilmedikçe Fransa’nın katılmasına razı olmamış, sadece gelişmeler konusunda Fransa’ya bilgi verilmiştir. Türk-İngiliz görüşmeleri sonunda 1939 Türk-İngiliz-Fransız ittifakına temel teşkil edecek olan ortak demeç 12 Mayıs 1939’da açıklanmıştır.200 Ortak demeç ile ilan edilen Türk-İngiliz ittifakının üçlü olmasını isteyen Fransa, Türkiye’nin Hatay konusundaki isteklerini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine 23 Haziran 1939 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında, Paris’te Türk-İngiliz ortak demecinin aynısı201, aynı gün Ankara’da da Hatay’ın Türkiye’ye bırakılmasına ilişkin anlaşma imzalanmıştır.202

Bu anlaşma ile, Milletler Cemiyeti sınır komisyonunun 19 Mayıs 1939 tarihinde belirlediği Hatay Devleti sınırları Türkiye-Suriye sınırı olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı gösterecek, içişlerine karışmayacaktı. Fransız askerleri de bir ay içinde Hatay’ı terkedecek, Hatay Devleti vatandaşları, ülke değişikliği sebebiyle uyrukluk seçme hakkına sahip olacaktı.

Anlaşmanın imzalandığı gün Hatay Devleti Meclisi de Türkiye’ye ilhak kararı alarak Hatay Devleti’ne son vermiş ve yönetim Türkiye Fevkalade Komiseri Cevat Açıkalın’a devredilmiştir.203 Fransız askerlerinin Hatay’ı terk etmelerine paralel olarak daha önce İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine başlayan komisyon çalışmaları204 sonucunda 7 Temmuz 1939 tarihinde çıkarılan “Hatay Vilayeti Kurulmasına Dair Kanun” ile merkezi Antakya olmak üzere Hatay Vilayeti kurulmuştur.205 18 Temmuz 1939 tarihinde Hatay’ın ilk valisi olarak Hatay Egemenlik Cemiyeti Genel Sekreteri ve Emniyet Genel Müdürü olan Şükrü Sökmensüer görevine başlamıştır. Daha sonra Türk-Fransız Anlaşması ve Ek Protokolleri gereği Hatay’daki Fransız hak ve malları Türkiye tarafından satın alınmıştır.206 Hatay davasında mücadele ederek şehit düşenlerin ailelerine maaş bağlanarak onure edilmişlerdir.207

Hatay konusunda yapılan anlaşmaya göre, Hatay halkından isteyenlerin altı ay içinde Suriye ve Lübnan vatandaşı olabilme hakkı verilmiştir. Türk yetkililerin Hatay’da kalacakların bütün Türk vatandaşlarının faydalandığı her türlü haklardan istifade edeceklerini açıklamalarına rağmen, Beylan, İskenderun, Kırıkhan ve Antakya ‘da birçok Ermeni, Suriye ve Lübnan ‘a göçetmiştir. Ermeni göçünde, Türklerin kendilerine kötü muamele edecekleri yolundaki propagandalar, Taşnak mensuplarının baskıları ve askerlik gibi bir takım yükümlülüklerden kaçınmaları rol oynamıştır.208 Bu sırada Hatay’ı terkeden Ermeni sayısı konusunda Türk kaynaklarında kesin bir rakam verilmemektedir. Weisband, ise 14.000 Ermeni’nin göçettiğini belirtmektedir.209 Vatandaşlık seçme hakkı kullanarak Suriye ve Lübnan’a yapılan göçlerden sonra Hatay Vilayeti’nin nüfusunun yaklaşık 210.000 kişi civarında kaldığı tahmin edilmektedir.

Böylece Hatay meselesi., dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Başbakan Refik Saydam’a gönderdiği kutlama telgrafında vurguladığı gibi; “Milletlerarası sulh ve emniyet teminatını, milli şeref ve menfaatle birleştirmek gibi sağlam bir siyaset sayesinde”210 gerek Hatay Türkleri, gerekse Türkiye’nin istediği şekilde sonuçlandırılmıştır.

c. Hatay’ın Türkiye’ye Katılmasına Suriye’nin Tepkisi

Hatay’ın Türkiye’ye ilhakına ilk ve en önemli tepki haliyle Suriye’den gelmiştir. Türk-Fransız Anlaşması’ndan hemen sonra Suriye Partileri olan Kitle-i Vataniye, Şehbender, Usbetül Amelül Kavmi ve El Şebibetül Amelül Kavmi ve El Şebibetül Vataniye Partileri gerek yayınladıkları beyannamelerle gerekse, yayın organlarında verdikleri demeç ve Milletler Cemiyeti’ne çektikleri telgraflarla Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını protesto etmişlerdir. 211 Suriye Meclis’i de Anlaşmayı red ve protesto ederek, Meclis Başkanı vasıtasıyla Fransa ve Milletler Cemiyeti Konseyi’ne birer telgraf göndermiş yapılan anlaşmanın onaylanmasını talep etmiştir.212

Bu arada Hatay’ın Türkiye’ye ilhakı üzerine özellikle Ermeniler de, Hatay’da kalan Arapları Türkler aleyhine kışkırtmaya çalışmışlar ve Fransa’yı da protesto etmişlerdir.213 İtalyan Hükümetide 10 Temmuz 1939 tarihinde Fransa’ya verdiği notada 1920 San Remo Konferansı Devletlerinden biri olarak, kendisinin görüş ve onayı alınmadan yapılan bu anlaşmanın Manda ‘nın amacına ters düştüğünü ileri sürerek protesto etmiştir. Fransa bu notaya verdiği cevapta, Anlaşmanın, 1921 Ankara Anlaşması’nın kaçınılmaz bir sonucu olduğunu belirterek, Hatay’ın Türkiye’ye geri verilmesinin Türkiye-Suriye ilişkilerinin iyileşmesine yarayacağını bildirmiştir.214

Suriye, anlaşmaya gösterdiği ilk tepkiden sonra, bağımsızlığım kazandığı 1944 yılında Şam’daki yabancı misyona gönderdiği bir genelge-nota da; Suriye Hükümeti’nin, Fransa’nın Suriye adına yaptığı uluslararası ve ikili anlaşmalara saygılı olduğunu bildirmiş, dolaylı olarak 1939 Anlaşması’nı da tanımıştır.215 Suriye’nin politika değişikliği üzerine, Türkiye, 1946 yılında Suriye’yi tanıyarak Şam’da bir Büyükelçilik açmıştır.216

Ancak Suriye, 1950’den itibaren Hatay konusunu tekrar gündeme getirmeye başlamıştır. Bundan sonra Suriye yönetimi Hatay’ı daha çok iç politika malzemesi yaparak “Hatay’ın Suriye’den zorla alındığı” yolunda propagandalara başlamış, Hatay’ı Suriye içinde gösteren haritalar yayınlamış ve Türkiye-Suriye sınırını tanıma anlamına gelebilecek tüm davranışlardan kaçınmıştır.217 Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Projesi’ne başlamasına paralel olarak su meselesini de bahane eden Suriye, PKK terör örgütüne barınma, eğitim ve silah sağlama açısından yoğun bir şekilde destek vermeye ve başta Yunanistan olmak üzere Türkiye’ye düşmanlık besleyen ülkelerle işbirliğine yönelmiştir.

SONUÇ

Hatay, Misak-ı Milli sınırları içinde kabul edilmesine rağmen, Milli Mücadele döneminin olağanüstü şartları içinde Fransa ile savaşın durdurulması pahasına imzalanan Ankara İtilafnamesi ile milli sınırlar dışında bırakılmak zorunda kalınmıştır. Ancak, TBMM Hükümeti, Hatay Türkleri’nin menfaatlerini koruyacak ve bölgeye özerklik verilmesi için gerekli zemini hazırlayacak özel hüküm koydurmayı ihmal etmemiştir. Bu hüküm, bölgedeki Türklerin benliklerini koruyup Türkiye ile bağlarını güçlendirmelerinde ve ileride Hatay’ın Anavatan’a tekrar kavuşmasında, Türkiye’nin elinde önemli bir dayanak noktası teşkil etmiştir.

Türkiye, bağımsızlığına kavuştuktan sonra, Hatay meselesini ön plana çıkarmak için iç ve dış sorunların halledilmesini ve Avrupa’da siyasal konjoktürün elverişli bir duruma gelmesini beklemiştir. Nitekim, Avrupa’da siyasi konjoktürün elverişli duruma geldiğini gören Türkiye, Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık vermeye hazırlandığı bir sırada, Hatay konusunu iç ve dış kamuoyunda planlı bir şekilde gündeme getirmiştir. Artık Hatay, iç ve dış kamuoyunda yürütülen propaganda ile 1936 Sonbaharından itibaren Türkiye’nin en önemli davası haline gelmiştir.

Türkiye, Montreux’de kazandığı uluslararası hukuk yoluyla hak arama ve elde etme tecrübesini Hatay konusunda da çok iyi değerlendirmiş, önce Hatay’a bağımsızlık verilip Suriye’den koparılması, daha sonra Anavatana ilhak edilmesi şeklinde cereyan eden iki aşamalı bir strateji izlemiştir. Nitekim, Hatay sorununa toprak isteyerek değil, Suriye’ye tanınacağı gibi Hatay bölgesi için de bağımsızlık isteyerek işe başlamıştır. Milletler Cemiyeti çerçevesinde varılan uzlaşma sonucu imzalanan 1937 Anlaşması ile Hatay’ın “ayrı bir varlık” olduğu kabul edilmiş, Türkiye, Sancak’ın toprak bütünlüğünün teminat altına alınmasında bir anlamda garantör devlet sıfatı elde etmiştir. Bu sebeple 1937 Anlaşmaları, Hatay meselesinin çözümünde önemli bir aşama olmuştur.

Milletler Cemiyeti çerçevesinde imzalanan Anlaşma ile Statü ve Anayasa’nın uygulanmasında Fransa’nın çıkardığı güçlüklere rağmen, Hatay davasını bizzat yönlendiren Atatürk; Türkiye’nin barışçı ve hukuka saygılı görünümünü bozmadan aşama aşama yürütmeye özen göstermiştir. Türkiye’yi işgalcilikle suçlayacak herhangi bir argüman vermemeye büyük gayret sarfetmiştir. Suriye’nin bağımsızlığını haraketle destekleyerek aynı hakkın Hatay’a verilmesi gerektiğini ısrarla savunmuş, Milletler Cemiyeti’nde ve Fransa ile yürütülen müzakerelerde hukuka saygılı bir tavır sergilemiştir. Ancak, Atatürk, diplomasinin tıkandığı noktalarda askeri kuvvete başvurabileceğini Fransa’ya hissettirmiş ve Fransa’nın çıkardığı engeller böylece adım adım aşılmıştır. Türkiye’nin kararlı tavrı ve Avrupa konjonktüründeki hızlı değişmeler, Fransa’yı Türk haklarını teslime mecbur bırakmıştır. Sonuçta Milletler Cemiyeti’ni devreden çıkaran Türkiye, Fransa’yı ikili müzakerelere zorlayarak 1938 Anlaşması’nı imzalamıştır. Bu anlaşma ile ordusunu Hatay’a sokan Türkiye, bir anlamda davanın esası demek olan seçimlerin istediği şekilde sonuçlanmasını sağlamıştır. Bu bakımdan Türk Ordusunun 1938 tarihinde Hatay’a girişi nihai çözüme ulaşılmasında temel bir faktör olmuştur.

Türkiye, diplomatik yoldan Hatay konusunda aldığı mesafeye paralel olarak gerek Türkiye’de gerekse Hatay’da yürüttüğü faaliyetler ile davayı içten kazanma yoluna gitmiştir. Bu faaliyetlerde; Türkiye ile koordineli bir şekilde sancak Türkleri teşkilatlandırılmış, Türkiye’den gönderilen memur ve diğer Hatay doğumlular ile Türkler güçlendirilmiş, seçimlerde yapılan organizasyonla Fransa ve Suriye’nin oyunları bozularak diğer unsurların da bir kısmı kazanılarak seçimlerde gerekli çoğunluk elde edilmiştir. Böylece Hatay meselesinin başından itibaren savunulan, “Hatay’ın büyük çoğunluğu Türktür” tezi hukuken tescil edilmiştir. Sonuçta her yönüyle Türklerin hakim olduğu bağımsız Hatay Devleti’nin kurulmasıyla, aslında Türkiye açısından sorun büyük oranda çözülmüştür. Çünkü böyle bir devlet nasıl olsa Türkiye ile sıkı işbirliği içinde geleceğini kararlaştıracak, bu karar da Anavatan’a bağlanmak olacaktı. Nitekim Hatay Devleti’nin kurulmasından sonra yapılan düzenlemelerle Fransa ve Suriye’nin etkisinden kurtarılan Hatay, Türkiye ile bütünleşmenin eşiğine getirilmiştir. Avrupa konjonktüründeki hızlı değişmelere paralel olarak da Fransa, bu sonucu kabul etmek zorunda kalmıştır.

Türkiye’nin Hatay davasına sahip çıkarak kararlı bir politika izlemesi, Hatay sınırları dışında da nüfuzunu ve itibarını bir hayli yükseltmiştir. Fakat, gerek Hatay’ı gerekse Anavatan’ı uluslararası konjonktürde zor durumda bırakabilecek herhangi bir davranış içine girilmemiştir.

Başta Atatürk olmak üzere Türk devlet adamları II. Dünya Savaşı’nın eşiğinde, Ortadoğu ve Balkanlar’daki güç dengesinde Türkiye’nin taşıdığı ağırlığı, yani jeopolitik konumunu çok iyi değerlendirmesini bilmiş, karşılık vermeden ve herhangi bir savaşa yol açmadan Hatay’ı elde etmeyi başarmışlardır.

Bu sonucun elde edilmesini de sağlayan, hiç şüphesiz başından itibaren Hatay davasını şahsi meselesi olarak niteleyerek sahip çıkan ve Türkiye’nin politikasını uluslararası konjonktürü iyi tartarak belirleyen, kan dökmeden en son aşamasına vardıran Atatürk olmuştur.



NOT: Makalede konu başlıkları, dipnotlar ve Ek numaraları I. makalenin devamı niteliğinde verilmiştir.
123 Fahir Armanoğlu, a.g.e., s. 350.
124 İsmail Soysal, a.g.m., s. 94.
125 BCA,(030.10.223.504.6) 402.140. Hasan Rıza Soyak, a.g.e., s. 64.
126 BCA, (030.10.223.505.31) 402.229.
127 BCA, (030.10.223.508.34) 402.386.
128 BCA, (030.10.223.503,17.) 402.88.
129 BCA, (030.10.223.504.52) 402.187.
130 BCA, (030.10.223.504.43) 402.177,BCA, (030.10.223.505.42.) 402.240.Bkz.Ek:14. Soyak, a.g.e., s. 644.
131 Cumhuriyet, 21,25 Mayıs 1938 , Soyak, a.g.e., s. 645-646.
132 BCA, (030.10.223.507.11) 402.31 l.Bkz. Ek: 20.
133 Armaoğlu, a.g.e., s. 277-278.
134 Tayfur Sökmen, a.g.e., s. 277-278.
135 Abdurrahman Melek, a.g.e., 49.
136 BCA (030.10.223.508.1) 402.353.BCA (030.10.224.510.17).402.462 Ayrıca Abdurrahman Melek’in özgeçmişi hakkında Bkz.BCA (030.10.223.507.24).402.326.
137BCA.(030.10.223.507.17).402.318. 138BCA,(030.10.223.505.7).402.203.
139 Aradaki farkın 5090 olduğu belirtilmektedir. BCA (030.10.223.508.12) 402.364. Bu arada seçmen yazımı devam etmiş. Seçimler durdurulduğu zaman aradaki fark 3770’e düşmüştür. BCA (030.10.224.510.17)402.462.
140 BCA (030.10.224.510.17)402.462.
141 Türkiye bu amaçla daha Mayıs ortalarında zemin yoklamaya başlamıştır. 14 Mayıs’ta Hatay’da Fransız temsilcisi ile görüşen Antakya Başkonsolusu Celal Karasapan Ankara’ya gönderdiği raporunda, Fransız temsilcisinin, seçim komisyonuna müdahalede bulunamayacağını., ancak gerekirse seçimleri durdurup Türk ve Fransız hükümetlerinin direkt temasa geçerek bir komisyon teşkil edip, seçime devam edilebileceğini söylediğini kaydetmektedir. Başkonsolos yaptığı yorumda “...bu suretle Fransızların buradaki delegeleri ağzından baklayı çıkarmış bulunuyor” diyerek Fransa’nın bu fikre yatkın olduğunu değerlendirmektedir. BCA (0.30.10.223.504.46) 402.180. Ayrıca Yunus Nadi,”Hatay meselesinde muhatabımız Fransa’dır, dost olarak veya hasım halinde” diyerek Türkiye’nin politikasını ortaya koymaktadır. Cumhuriyet 20 Haziran 1938, Türkiye, ikili görüşmelerle Hatay konusuna çözüm bulunması fikrini Haziran’ın ilk haftasında Paris’te yapılan müzakerelerle Fransa’ya da kabul ettirmiştir. Cumhuriyet, 8 Haziran 1938.
142 Soysal, a.g.m., s. 95.
143 Askeri heyet üyeleri için Bkz. BCA (030.18.01.83.51.1 l)2/8971,Bkz.Ek:21.
144 BCA (O3O.18.O1-83-52-11).2/8991.
145 BCA (030.10.223.508.18) 402.370.
146 Görüşmeler ve üzerinde mutabakata varılan hususlar için Bkz. BCA (030.10.223.508.48).402.401, BCA (030.10.24.505.4.)402.417.
147 Anltlaşma metni için Bkz. BCA (030.10.224.510.9.) 402.453.
148 Soy ak, a.g.e., s. 640.
149 BCA (030.10.224.510.18) 402.463.BCA (030.10.224.510.21) 402.466. Cumhuriyet Gazetesi “Türk ordusu Hatay’a girdi” 5 Temmuz 1938, “Hatay’ın matemli kızı kara elbisesini yırtarak dün ayyıldıza kavuştu” 6-8 Temmuz 1938, başlıklarıyla olayı duyururken karşılama töreni ile ilgili fotoğraflara geniş yer vermektedir.
150 BCA (030.10.224.510.20)402.465.
151 BCA (030.10.224.510.14) 402.458 Ek22, Türk hükümeti 29 Temmuz 1938 tarihinde kabul ettiği bir kararname ile Hatay’a yapılan bu harekatı, sefer mahiyetinde “mühim ve hususi ehemmiyeti haiz harekatlardan sayarak, görevli subay ve erlere tayin bedeli ödenmesini kararlaştırmıştır. BCA (030.18.01.84.71.16)2/9376.
152 Görüşmelerde anlaşmaya varılan hususlar için Bkz., BCA (030.10.223.505.7) 402.203.
153 Anlaşmanın metni için Bkz . Atatürk’ün Milli Dış Politikası, C.II.s.626-627.
154 Ortak demeç için Bkz., a.g.e., s. 628-629 Hatay’da yaşayan Suriye, Lübnan ve Türk menşeli şahısların vatandaşlık seçme hakkı ile ilgili olarak imzalanan optanlara dair protokol için Bkz. BCA (030.10.224.510.10) 402. 454. Atatürk’ün dış Politikası. C.II.s.630-631.
155 BCA (030.10.224.511.8).402.480.Melek.a.g.e., s. 58.
156 BCA (030.10.224.511.9) 402.481.
157 BCA CHP Evrakı, B.3 sıra no: 753 konu no: 687.Bkz.Ek.24.
158 BCA (030.10.224.51U2.)402.484.
159 BCA (030.10.224.512.28) 402.531.Bkz.Ek:25.
160 Y.a.g.belge, Ayrıca ikinci derecede seçmen ve milletvekillerinin kazalara göre dağılımı için bkz. BCA (030.10.224.512.32) 402,537. Bkz.Ek:26.
161 BCA (030.10.224.512.29) 402.532.
162 BCA (030.10.224.512.38) 402.538.
163 Melek, a.g.e., s. 61-62; Sökmen; a.g.e., s. 106-107.
164 BCA (030.10.224.512.40)402.526.Bkz.Ek:27
165 Melek, a.g.e., s. 62.
166 Soysal, a.g.m., s. 97, Melek, a.g.e., s. 61-65.
167 BCA (030.10.224.513.3)402.542, BCA (030.10.224.513.5)402.544.
168 BCA (030.10.224.513,1) 402.542, Bkz.Ek:28, BCA (030.10.224.513.6.) 402.544.
169 BCA (030.10.224.513.10.) 402.548, BCA (030.10.224.513.12) 402.550.
170 BCA (030.10 224.513.13) 402.550; Sökmen, a.g.e., s. 108.
171 BCA (030.10.224.513.16) 402.553, Mehmet Tekin, Tarihte Hatay ve Hatay Devleti, Antakya, 1986, s. 76-77. Kabul edilen bayrak Türk bayrağı gibi al zemin üzerine beyaz ay yıldızlı idi. Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı’ndan farkı sadece yıldızın ortası dolu olmayıp beyaz çizgi halinde bulunuyordu. Soyak, a.g.e.. s. 652.
172 BCA (030.10.224.513.20) 402.556.
173 BCA (030.10.224.513.25) 402.561.
174 BCA (030.10.224.513.32) 402.565.
175 BCA (030.10.224.513.53).402.483; Melek, a.g.e, s. 72-75.
176 BCA (030.18.1.2.85.95.8.) 2/9853; BCA, (030.10.224.514.3) 402.588; Sökmen, a.g.e., s. 114-115.
177 BCA, (030.10.224.514.6) 402.592.
178 Geniş bilgi için bkz. BCA (030.18.1.2.85.100.14).2/9963.402.37; BCA, (030.18.1.2.85.110.4) 2/10150; Melek, a.g.e., s. 78-79.
179 BCA (030.10.224.514.20) 402.605 Bkz.Ek:29.
180 BCA (030.18.01.86.15.10.) 2/10436 Bkz.Ek:30.
181 Melek a.g.e., s. 77-78.
182 Melek, TBMM’nde yemin ettikten sonra Hatay’a döndüğü zaman gazeticilere “Türkiye’de başta Cumhurreisi oldukları halde bütün Türk milletinin Hatay hakkında gösterdikleri alaka o derece büyüktür ki Türkiye ve Hatay tek bir kalp olarak çarpmaktadır.” şeklinde verdiği beyanatın gerek Hatay’da gerek dışarıda ilhak karan arefesinde olunduğu şeklinde yorumlandığını belirtmektedir. Melek, a.g.e., s. 81.
183 BCA, CHP Evrakı, B3 sıra No: 753, konu No: 687. Cevat Açıkalın’a yazılan 11 Şubat 1939 tarihli yazı.
184 Apak, Hatay’da 20-25 bin Ermeni ve 15-20 bin Arap olmak üzere 50 bin kadar Türk ideolojisi dışında sayılabilecek bir kitle olduğunu belirtmektedir. BCA, CHP Evrakı, B.3 Sıra No:753, Konu No: 687. Rahmi Apak’ın CHP Genel Sekreterliğine yazdığı 20 Şubat 1939 tarihli yazı.
185 BCA, CHP Evrakı, B.3 Sıra No:753 Konu No: 687.27 Mart 1939 tarihinde Rahmi Apak tarafından CHP Genel Sekreterliğine, 18 Mart 1939 tarihinde ise CHP Genel Sekreterliğinin 5.000 TL. gönderildiğini bildiren yazısı.
186 BCA.CHP Evrakı B.3 Sıra No: 753 Konu No: 687 Rahmi Apak’ın 15 mart 1939 tarihli CHP Genel Sekreterliğine yazısı.
187 BCA,CHP Evrakı, B.Ş.Sıra No: 753, Konu No: 687 Bkz.Ek: 31, 32.
188 Rapor ekinde verilen kitabın kısa tercümesinde; Eser’in bugünkü Hatay Devletini tanıtan, bu bölgenin Suriye’den ziyade Türkiye’nin bir parçası olduğunu istismarcı Fransızların yönlendirilmesi ile Suriyelilerin düştüğü hatalı yolu ortaya koyan faydalı bir kitap olduğu belirtilmektedir. Rapor ekinde ayrıca Suriye ve Beyrut’ta yayınlanan Fransızca Gazetelerin Türklük aleyhine yayınlarından örnekler verilmektedir. Bkz. BCA CHP, B.3, Sıra No:753, Konu No: 687. Rahmi Apak’ın 4 mart 1939 tarihli CHP Genel Sekreterliğine gönderdiği rapor, Ek: 33.
189 BCA CHP Evrakı, B.3 Sıra No: 753, Konu: 687, CHP Genel Sekreterliğinin 18 Mart 1939 tarihli yazısı.
190 BCA CHP Evrakı, B.3. SıraNo:753, Konu: 687, Bkz.Ek:34.
191 BCA CHP Evrakı, B.3.Sıra No:753, Konu:687, Rahmi Apak’ın 10 Nisan 1939 tarihli Başbakan Refik Saydam ile CHP Genel Sekreterliğine yazdığı iki ayrı yazı. Ayrıca teklif ettiği Milletvekilleri için Bkz., Ek: 35.
192 İsmail Soysal, “1939 Türk-İngiliz-Fransız İttifakı”, Belleten, C.XLVI, Sayı: 182, (Nisan 1982) s. 371; Montreux ve Savaş Öncesi Yılları, s. 188.
193 Montreux ve Savaş Öncesi Yılları, s. 189.
194 BCA, (030.10.224.514.1).402.586, Melek, a.g.e., s. 83.
195 Soysal, a.g.m., s. 99.
196 Koni, a.g.m., s. 539.
197 Soysal, a.g.m., s. 99.
198 Geniş bilgi için bkz., Soysal, a.g.m., s. 100.
199 Soysal, a.g.m., s. 100-101.
200 Metin için Bkz. Ayın Tarihi, (Mayıs 1939) No: 66, s. 215-216.
201 Ayın Tarihi, (Haziran 1939) No: 67, s. 89-90.
202 Antlaşmanın ve Ek Protokollerin Metni için bkz. Düstur III. Tertip, C.20, s. 1530-1539, Sosyal, a.g.e., s. 573-581.
203 Melek, a.g.e., s. 84; Sökmen, a.g.e., s. 117.
204 BCA (030.10.225.515.18) 402.623.
205 Resmi Gazete, 11 Temmuz 1939, Kanun No: 3711.
206 BCA, (030.18.01.91.59.18), 2/13758; Tuncay, a.g.m., s. 267.
207 BCA, CHP Evrakı, B.3. Sıra No: 753, Konu No: 687 Bkz. Ek: 36.
208 BCA, (030.10.225.515.25), 402.632; BCA CHP Evrakı, B.3. Sıra No: 753, Konu No: 687. Rahmi Apak’ın 13 Temmuz 1939 tarihli CHP Genel Sekreterliği’ne gönderdiği rapor.
209 Weisband, a.g.m., s. 208.
210 BCA, (030.10.225.515.19) 402 .624.
211 BCA, (030.10.225.515.22) 402.627, Bkz.Ek:37.
212 Y. a.g. Belge.
213 BCA (030.10.225.515.25) 402.632.
214 Soysal, a.g.m., s. 104.
215 Soysal, a.g.m., s. 104.
216 Abdülahat Aksin, Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasi, C. 2, İstanbul 1966, s.91.
217 Harita için Bkz. Ek:38.
 ----------------------
* Devlet Arşivleri Genel Müdürü -
- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 35, Cilt: XII, Temmuz 1996
Yazdır    
 Geri
 
Duyurular
Türkiye ve Irak İlişkileri Sempozyumu
Doğu Karadeniz Bölgesindeki Türk Tarihi, Kültürü
Türkiye - Balkanlar Dostluk ve İşbirliği Toplantısı

Diğer Duyurular
Konferanslar
 Atatürk'ün Doğumunun 125.Yılı Sempozyumu
 Türkiye'yi Lâikleştiren 3 Mart Tarihli Kanunların Önemi
 Beşinci Uluslararası Atatürk Kongresi

Diğer Konferanslar...
Adres

Adres: Ziyabey Cad. No: 19 Balgat - Çankaya / ANKARA
Tel: 0312 285 65 11 - 285 55 12
Faks: 0312 285 65 73

Bu site FORSNET tarafından WİYS Yazılımı™ ile hazırlanmıştır.
FORSNET Bilgi Teknolojileri